Kınanmaktan Korkmak: Kulluğun Önündeki En Sinsi Engel
Bir insan namaza başlamak ister ama durur. Bir kadın tesettüre yönelir ama geri çekilir. Kalpte bir çağrı vardır, ama adım atılamaz.
Çünkü içten içe şu fısıltı yükselir:
“Beni ayıplarlar mı?” “Alay ederler mi?” “Garip karşılarlar mı?” “Eskisi gibi bakmazlar mı?”
Şeytan burada günaha çağırmaz. “Namaz kılma” demez. “Kapanma” demez.
Sadece korku eker:
“Başlarsan yalnız kalırsın.” “Farklı olursun.” “Çevrenden koparsın.”
Ve insanın zihninde şu düşünce kök salar:
“Herkes böyleyken ben neden farklı olayım?”
Oysa Kur’an bu noktada çok net bir ölçü koyar:
“Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler… Kınayanın kınamasından korkmazlar.” (Mâide, 54)
Bu ayet, kulluğun eşiğini tarif eder.
Kulluk; sadece secde etmek değil, sadece dua etmek değil, sadece “inanıyorum” demek değildir.
Kulluk, insanın iç dünyasında şu cümleyi kurabildiği anda başlar:
“Ben beni yoktan var eden, rızık veren, yaşatan, öldürecek ve yeniden diriltecek olan Allah’a kul oluyorum. Çevremdeki herkes karşıma geçse, alay etse, küçümsese… Hepsi yok hükmündedir. Ben yoluma devam ederim.”
Çoğunluk her zaman doğru yerde değildir. Kalabalık, hakikatin ölçüsü değildir.
Bir ortamda kimse namaz kılmıyorsa, bu namazın gereksiz olduğu anlamına gelmez. Bir çevrede tesettür yoksa, bu örtünün anlamsız olduğu anlamına gelmez.
Sadece şunu gösterir: Orası kalabalıktır ama doğru olmayabilir.
Şeytanın en sinsi oyunu şudur: İnsanı Allah’tan değil, insanlardan korkar hâle getirmek.
İnsan, fark etmeden teraziyi değiştirir:
- “Allah görüyor ama insanlar da görüyor…”
- “İçimde kalsın, dışarı yansıtmayayım…”
- “Şimdilik erteleyeyim…”
Ve kulluk, daha başlamadan içeri çekilir.
Oysa iman, tam da burada sınanır.
İnsan şu eşiği geçebildiğinde özgürleşir:
“Ben kalabalığa göre değil, Rabbime göre yaşayacağım.”
Namaz, alay edilebilir bir şey değildir. Tesettür, utanılacak bir tercih değildir. İbadet, geri çekilecek bir hassasiyet değildir.
Asıl utanç, Rabbine çağrıldığını bildiği hâlde sırf insanlar ne der diye geri durmaktır.
Kulluğun mührü şudur:
“Allah beni görüyor. İnsanlar ne derse desin.”
İşte o zaman insan yürür. Sessizce ama sağlam adımlarla. Kalabalığa bakmadan. Alaylara takılmadan. Yoluna devam ederek.
Çünkü bilir ki:
İnsanların dili geçicidir. Allah’ın çağrısı ise ebedîdir.
Ayrıca farz yoksa nafile neyi tamamlar ve dualarım kabul olmuyor çözümleri nelerdir başlıklı bilgilendirici yazıların devamı için tıklayabilirsiniz.
Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .