Farz Yoksa Nafile Neyi Tamamlar?

Günümüzde sıkça karşılaşılan bir hâl var: İnsan beş vakit namazda düzensizdir, bazen hiç kılmaz… Ama Ramazan’da teravihe gider. Yatsıyı aksatır, ama teheccüd konuşur. Farzlar eksiktir, nafilelere ise heves vardır.

Bu, çoğu zaman kötü niyetten doğmaz. İnsan aslında “iyi bir şey” yapmak ister. Ama yönünü biraz şaşırmıştır.

Din omurgasını farzlar oluşturur

Çünkü dinin omurgası farzlardır. Nafileler ise o omurganın üzerine eklenen güzelliklerdir. Temel yokken süs, anlamını kaybeder.

Farz kulun borcudur. Nafile kulun hediyesidir. Borç dururken hediye sunmak, dışarıdan güzel görünse de içi boştur.

Hadis ışığında: Yakınlık farzla başlar

Bu hakikati çok açık ifade eden bir hadis vardır:

“Kulum bana, ona farz kıldıklarımdan daha sevimli bir şeyle yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetlerle bana yaklaşmaya devam eder…”
(Buhârî)

Dikkat edersen, yakınlık farzla başlar. Nafile, farzın üzerine inşa edilir. Farz yoksa, nafile havada kalır.

Yaygın bir yanılgı

Teravih kılıp sabah namazını kaçıran bir kalp düşün. Teheccüd hayali kurup yatsıyı ihmal eden bir zihin düşün. Bu, ibadetin özünü değil; bazen şeklinin cazibesini seçmektir.

Nafile küçümsenmez, yerine konur

Nafile kötüdür demiyoruz. Aksine, çok kıymetlidir. Ama yerinde güzeldir.

Farzlar, kulun Rabbine karşı sorumluluğudur. Nafileler ise o sorumluluğun üstüne atılan sevgi adımıdır. Önce borç ödenir, sonra hediye verilir.

Farz yoksa, nafile neyi tamamlar?

Ayrıca fıtrat nedir? kalp huruzu için neler yapılmalı ve hayat sınavı başlıklı makalelerimizi okumak için tıklayabilirsiniz.



Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .