Hepimiz insanız. Çoğu zaman birçok insanın yaşadığı panik atak gibi durumlarla karşılaşabiliriz. Aslında bu konu çok derin bir konudur. Belki bu yazımızda her şeyi anlatamayacağız; fakat bazen az söz, çok cümlenin yerine geçebilir.
Panik atak yaşayan kişi çoğu zaman kalp krizi geçiriyormuş gibi hisseder, nefesi daralır ve hemen hastaneye gitme ihtiyacı duyar.
Elbette bunun altında tıbbi sebepler olabilir; bu yüzden her panik atağı masum görmek doğru değildir.
Fakat çoğu panik atağın temelinde insanın iç dünyasında yaşadığı baskılar vardır.
Ben de uzun zaman önce buna benzer bir durum yaşadığımı düşündüm. O anki ruh hâlimi, çevremde olup bitenleri ve yaşadığım olayları hatırlamaya çalıştım. Sonra anladım ki yaşadığım problemin kökü aslında dünya işlerine aşırı derecede bağlanmakmış.
Sabah akşam rızkımı düşünür olmuştum. Stres adeta zirveye çıkmıştı:
- “Şu ödemeyi nasıl yaparım?”
- “Şu ticaretim keşke olsaydı.”
Böyle düşünceler içinde boğulup duruyordum. Sürekli hesaplar, planlar ve endişeler içinde kalınca insanın düşünce dengesi de bozuluyor.
Bir zaman sonra şunu fark ettim:
Dünyanın peşinde koşmak insanın kaldırabileceği bir yük değil.
Tam o sırada şu ayet adeta imdadıma yetişti:
“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; başkası onları bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun bilgisi dışında dalından bir yaprak bile düşmez…”
(En'âm Sûresi, 59)
Bu ayeti okuyunca kendi kendime şunu sordum:
“Allah her şeyden haberdarken ben niye bu kadar panik yapıyorum?”
Kur’ân’da şöyle buyurulur:
“Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O’dur.”
(Şuarâ Sûresi, 78)
Demek ki yaratan, yöneten ve her şeyi bilen mutlak bir kudret var.
Bir başka ayet ise bana çok şey öğretti:
“Senden rızık istemiyoruz; aksine biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç takvâ iledir.”
(Tâhâ Sûresi, 132)
Elbette çalışmak gerekir. Çalışmak, gayret etmek ve dürüst olmak İslam’da çok önemlidir. Ama insan çalıştıktan sonra sonucu Allah’a bırakmalıdır.
İnsan bütün yükü omuzlarına alınca yorulur. Gayret bizden, netice Allah’tandır.
Zamanla düşünce ve inanç dünyam bu ayetlerle değişti. Sonra şunu fark ettim: Allah’a güvenince dünya zaten senin nasibin kadar sana geliyor.
Kur’ân bunu çok açık ifade eder:
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Ve çalıştığını da görecektir.”
(Necm Sûresi, 39)
Yani insan çalışır, ister ve gayret eder.
Ama nasip olan zaten onu bulur.
Hayata bakış açısı insanın ruh hâlini çok etkiler. Bazen bu durum güneşli bir havada perdeleri kapatmaya benzer. Dışarıda güneş vardır ama perde kapalıysa evin içi karanlık kalır.
İnsanın kalbi de böyledir. Eğer bakış açısı ve inancı karanlıksa, hayatın içindeki güzellikleri göremez.
İnsan bu dünyada belki her istediğine ulaşamaz. Belki büyük evler, lüks arabalar veya büyük servetler elde edemez. Ama şuna inanıyorum ki:
İç huzuru paha biçilemez bir nimettir.
İnsan neye sahip olursa olsun, o huzur için her şeyini feda edebilir.
Düşünün… Biri size sorsa: “10 gün önce ne yedin?” Çoğumuz hatırlamayız. Ya da “10 yıl önce seni en çok mutlu eden şey neydi?” deseler yine çoğu şeyi hatırlamayız. Hatırlasak bile o anki duyguların artık aynı sıcaklıkta olmadığını fark ederiz.
Demek ki hayat aslında anların birikiminden ibaret. Bir volkan gibi düşünün; patlar, sonra bir süre sonra söner.
Biz de insanız. Duygularımız var. Ama hayatı mümkün olduğunca daha az stresle yaşamak gerekir. Ben bunun en çok imanın güçlenmesiyle mümkün olduğuna inanıyorum.
Çünkü makamlar, başarılar ve hedefler sonsuzdur. İnsan hep daha fazlasını ister. Bu boşluğu ancak ebedî bir hayat doldurabilir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına katıl ve cennetime gir.”
(Fecr Sûresi, 27-30)
Asıl hedef budur: Ebedî saadete ulaşmak için çabalamak…
Bu çaba sadece amellerle değil, kalpte ve düşüncede başlar.
Vesselâm.
Ayrıca fıtrat nedir? kalp huzuru için neler yapılmalı ve her şey Allah’ın elindeyse kul neden gaflete düşer başlıklı konuları okumak için tıklayabilirsiniz.
Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .
Panik Atak, Dünya Kaygısı ve Tevekkül: Kalbin Huzura Dönüşü
Not: Bu yazı tıbbi teşhis veya tedavi amacı taşımaz. Panik atak benzeri şikâyetlerde bir sağlık profesyoneline başvurmanız önemlidir.