Cahiliye Anlayışında Dua ve Kur'an'a Göre Gerçek Dua

Dua, kulun Rabbiyle kurduğu en samimi bağlardan biridir. İnsan aczini, ihtiyaçlarını ve umutlarını Allah'a arz ederek O'na yönelir. Kur'an-ı Kerim'de dua, sadece sıkıntılı zamanlarda başvurulan bir çıkış yolu değil; müminin hayatının her anını kuşatan bir kulluk bilinci olarak anlatılır. Buna karşılık cahiliye anlayışında dua, çoğu zaman yalnızca zor zamanlarda hatırlanan geçici bir yöneliştir. Tehlike geçince Allah unutulur, insan tekrar kendi gücüne veya başka sebeplere güvenmeye başlar.

Kur'an, bu yanlış anlayışı birçok ayette örneklerle açıklamış ve müminleri samimi, sürekli ve ihlaslı duaya davet etmiştir.

Cahiliye Anlayışı Nedir?

Kur'an'da cahiliye, yalnızca bilgi eksikliği anlamına gelmez. Asıl cahiliye; Allah'ın hidayetinden uzak yaşamak, O'nun hükümlerini ikinci plana atmak ve hayatı O'nun gösterdiği ölçülere göre değil, nefsin isteklerine göre şekillendirmektir.

Cahiliye insanı çoğu zaman Allah'ın varlığını tamamen inkâr etmeyebilir. Ancak O'na gerektiği gibi teslim olmaz. Bollukta kendisini güçlü görür, darlıkta ise çaresiz kaldığında Allah'ı hatırlar. İşte Kur'an'ın eleştirdiği dua anlayışı da tam olarak budur.

Mümin ile Cahiliye İnsanının Duası Arasındaki Fark

Mümin bilir ki hayatındaki her nimet Allah'tandır. Sağlığı da, rızkı da, ailesi de, başarısı da O'nun lütfudur. Bu nedenle yalnızca sıkıntılı zamanlarda değil, bollukta da, sevinçte de, huzurda da Rabbini zikreder ve dua eder.

Cahiliye anlayışına sahip kişi ise çoğu zaman kendi gücüne, malına, makamına veya çevresine güvenir. Her şey yolundayken Allah'ı anmayı ihmal eder. Fakat büyük bir tehlikeyle karşılaşınca bütün bu sebeplerin yetersiz olduğunu fark eder ve yalnızca Allah'a yönelir.

Bu yöneliş çoğu zaman samimi görünse de tehlike geçince eski hayatına geri döner. Kur'an, bu davranışı nankörlük olarak nitelendirir.

Sıkıntı Anında Allah'ı Hatırlamak

İnsan denizin ortasında fırtınaya yakalanabilir, ağır bir hastalıkla karşılaşabilir, büyük bir deprem yaşayabilir veya bütün maddi imkânlarını kaybedebilir. Böyle anlarda insan, dünya hayatında güvendiği sebeplerin ne kadar sınırlı olduğunu açıkça görür.

Doktorlar, ilaçlar, para, makam veya insanlar belirli ölçüde sebeptir; fakat sonucu yaratan yalnızca Allah'tır. İşte bu hakikat, çoğu insan tarafından en açık şekilde çaresizlik anlarında anlaşılır.

Kur'an'da denizde fırtınaya yakalanan insanların yalnızca Allah'a yönelmeleri örnek verilerek bu psikoloji anlatılır. İnsan ölümle yüz yüze geldiğinde kalbinin derinliklerinde gerçek yardımın yalnızca Allah'tan geleceğini bilir.

Kur'an'ın Verdiği İbret

Yûnus Suresi'nin 22 ve 23. ayetlerinde, denizde büyük bir fırtınaya yakalanan insanların samimiyetle Allah'a dua ettikleri bildirilir. Onlar kurtulduklarında ise bir kısmı yeniden eski hayatlarına dönmekte ve nankörlük etmektedir.

Bu ayetler yalnızca geçmiş toplumları anlatmaz. Günümüzde de insanlar büyük bir hastalık geçirdiklerinde, trafik kazası atlattıklarında veya ağır bir sıkıntıyla karşılaştıklarında içtenlikle dua ederler. Ancak her şey normale döndüğünde aynı samimiyeti koruyabilenlerin sayısı oldukça azdır.

Mümin ise bu olaylardan ibret alır. Kendisine nimet verildiğinde de, imtihan edildiğinde de Rabbini unutmaz.

Bollukta Dua Etmenin Önemi

Gerçek kulluk yalnızca zor günlerde Allah'a yönelmek değildir. Asıl önemli olan rahatlık ve bolluk zamanlarında da şükretmektir.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah'ı rahat zamanlarda zikreden kimselerin sıkıntılı anlarda da Allah'ın yardımına mazhar olacaklarını haber vermiştir. Mümin her nimetin bir imtihan olduğunu bilir ve sahip olduğu her şey için Rabbine hamd eder.

Sabah uyandığında, rızkına kavuştuğunda, sağlıklı olduğunda, ailesiyle birlikte huzur içinde yaşadığında da dua etmeye devam eder. Çünkü Allah'a olan ihtiyaç hiçbir zaman sona ermez.

Firavun'un Son Anda İman Etmesi

Kur'an'da dua anlayışını gösteren en dikkat çekici örneklerden biri Firavun'dur. Yıllarca Hz. Musa'ya karşı kibirlenen, Allah'ın ayetlerini inkâr eden ve kendisini ilahlaştırmaya kadar varan Firavun, denizde boğulacağını kesin olarak anlayınca iman ettiğini söylemiştir.

Yûnus Suresi'nin 90-92. ayetlerinde anlatıldığı üzere Firavun, ölüm artık kaçınılmaz hale geldiğinde "İsrailoğullarının iman ettiğinden başka ilah olmadığına inandım." demiştir.

Ancak bu iman, ölüm kesinleştiği anda söylenen bir söz olduğu için kabul edilmemiştir. Çünkü gerçek iman ve gerçek dua, insanın hayatı boyunca samimiyetle Allah'a yönelmesiyle anlam kazanır.

Allah'tan Başkasından Medet Ummak

Kur'an'ın en temel mesajlarından biri tevhiddir. Yardım yalnızca Allah'tan istenir. Sebeplere başvurmak elbette gereklidir; hasta olan doktora gider, çalışan rızkını kazanmak için emek verir. Ancak bütün sebeplerin sonucunu yaratan Allah'tır.

Bu nedenle mümin kalbini sebeplere değil, sebepleri yaratan Allah'a bağlar. Cahiliye anlayışı ise bazen sebepleri asıl güç gibi görür, bazen de Allah'tan başkalarından olağanüstü yardım bekler. Kur'an, gerçek yardımın yalnızca Allah'ın izniyle gerçekleşeceğini bildirir.

Mümin Nasıl Dua Etmelidir?

Kur'an'a göre dua eden mümin şu özelliklere sahip olmalıdır:

Dua yalnızca istek listesi değildir. Dua aynı zamanda kulun aczini kabul etmesi, Rabbine güvenmesi ve O'na teslim olmasıdır.

Kendimizi Sorgulamalıyız

Kur'an'da anlatılan bu örnekler karşısında her Müslümanın kendisine şu soruları sorması gerekir:

Bu sorulara samimiyetle verilecek cevaplar, kişinin dua anlayışını gözden geçirmesine yardımcı olacaktır.

Cahiliye anlayışında dua, çoğu zaman yalnızca zor günlerin ibadeti olarak görülür. Oysa Kur'an, müminin her an Allah'a yönelen, O'nu zikreden ve O'na güvenen bir kul olması gerektiğini öğretir. Sağlıkta da hastalıkta da, bollukta da darlıkta da, sevinçte de hüzünde de müminin ilk sığınağı Allah olmalıdır.

Gerçek dua, yalnızca dil ile yapılan bir istek değil; kalbin Allah'a tam teslim olmasıdır. Samimiyetle yapılan dua, kulun Rabbine olan yakınlığını artırır, kalbine huzur verir ve onu dünya ile ahiret saadetine yaklaştırır.

Rabbimiz bizleri yalnızca sıkıntılı zamanlarda değil, hayatımızın her anında Kendisine yönelen, şükreden ve ihlasla dua eden kullarından eylesin. Âmin.

İlgili Makaleler

Çeşitli Kategoride, dua, zikir, tesbihat, Esmâü'l-Hüsnâ, Kur'an-ı Kerim mealleri ve daha birçok İslami içeriğe DuaSitesi.com.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Daha Fazla Dua ve Kur'an Tefekkürü İçin Ana Sayfa