Zuhruf Suresi Meali Kısa Açıklamalarla
Zuhruf Sûresi, insanın dünya süsüyle aldanma eğilimini, hakikati ölçerken yanlış teraziler kullanmasını ve atalardan devralınan kör taklidin insanı nasıl haktan uzaklaştırdığını çarpıcı örneklerle anlatır. Sûrede, Kur’an’ın ilahi kaynağına vurgu yapılırken, vahyin neden ve nasıl indirildiği açıkça ortaya konur.
Sûrede;
- Özellikle mal, makam ve gösterişin Allah katında bir değer ölçüsü olmadığı; gerçek üstünlüğün takvâ, iman ve teslimiyet olduğu vurgulanır.
- Firavun’un kibri, kavmini kandırışı ve sonunda uğradığı helâk; insanlık tarihine bırakılmış ibretlik bir tablo olarak sunulur.
Zuhruf Sûresi aynı zamanda Hz. İbrahim’in tevhid mücadelesini, Hz. Musa ile Firavun arasındaki hak–batıl çatışmasını ve Hz. İsa’nın konumunu doğru bir zemine oturtarak, peygamberlerin ortak çağrısının değişmediğini hatırlatır: Allah’tan başkasına kulluk edilmez.
Sûrenin ilerleyen ayetlerinde dünya hayatının geçiciliği ile ahiretin kalıcılığı net bir karşıtlıkla ortaya konur. Cennet nimetleri umut verici bir dille anlatılırken, inkâr ve zulümde ısrar edenlerin akıbeti açıkça bildirilir. Dostlukların, güç ilişkilerinin ve dünyevi bağların ahirette hiçbir değer taşımayacağı; yalnızca Allah için olan bağların kalıcı olduğu vurgulanır.
Zuhruf Sûresi, okuyana şu soruyu sordurur: Hakikati gerçekten mi arıyorum, yoksa alıştığım yolda kalmayı mı tercih ediyorum? Bu yönüyle sûre, sadece geçmiş toplumlara değil, her çağın insanına doğrudan hitap eden güçlü bir uyarıdır.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… [Not: Rahman, sonsuz şefkat ve inayeti; Rahim ise sınırsız merhamet ve mağfireti anlatır.]
1. Hâ, Mîm.
(Konu: Kur’an’ın başlangıcı | Ana mesaj: İlahi kelamın dikkat çekici açılışı)
Kur’an surelerinin bir kısmı bu tür harflerle başlar; dikkat çekme ve vahyin kaynağına işaret vardır.
2. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki,
(Konu: Kur’an’ın açıklığı | Ana mesaj: Hak ile batılı ayıran ilahi rehber)
Kur’an’ın kapalı değil, insanlara yol gösterici olduğu vurgulanır.
3. Anlayasınız diye onu Arapça bir Kur’an yaptık.
(Konu: Dil ve hikmet | Ana mesaj: Mesajın anlaşılır olması)
Vahiy, ilk muhatapların diliyle indirilmiş; maksat anlaşılmadır, üstünlük değil.
4. Şüphesiz o, katımızda bulunan ana kitapta (Levh-i Mahfûz’da) çok yücedir, hikmetlerle doludur.
(Konu: Vahyin kaynağı | Ana mesaj: Kur’an’ın ilahi kökeni)
Kur’an’ın Allah katındaki değeri ve değişmezliği ifade edilir.
5. Siz aşırı giden bir toplum oldunuz diye Kur’an’ı size göndermekten vaz mı geçelim?
(Konu: Rahmet | Ana mesaj: Uyarının kesilmemesi)
İnsanların hatası, ilahi rehberliğin kesilmesine sebep olmaz.
6. Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.
(Konu: Peygamberler | Ana mesaj: Süreklilik)
İlahi davetin tarih boyunca devam ettiği hatırlatılır.
7. Onlara ne zaman bir peygamber geldiyse mutlaka onunla alay ettiler.
(Konu: İnkar geleneği | Ana mesaj: Hakla alay)
Hak karşısında kibirli tavrın değişmediği vurgulanır.
8. Biz de bunlardan daha güçlü olanları helâk ettik. Öncekilerin durumu da geçti.
(Konu: İlahi adalet | Ana mesaj: Gücün kurtarmaması)
Güç ve medeniyet, inkâr karşısında koruyucu değildir.
9. Andolsun ki onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Onları güçlü ve bilen Allah yarattı” derler.
(Konu: Tevhid ikrarı | Ana mesaj: Çelişkili iman)
Müşriklerin yaratıcıyı kabul edip kullukta ortak koşmaları eleştirilir.
10. O, yeri sizin için beşik yaptı ve doğru yolu bulasınız diye orada yollar var etti.
(Konu: Nimetler | Ana mesaj: Yaşanabilir dünya)
İnsana uygun yaratılış Allah’ın rahmetinin delilidir.
11. O, gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir beldeyi dirilttik. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.
(Konu: Ahiret | Ana mesaj: Dirilişin delili)
Doğadaki diriliş, ahiret dirilişine örnek gösterilir.
12. O, bütün çiftleri yarattı; sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyler var etti.
(Konu: Yaratılış | Ana mesaj: İlahi düzen)
Her şeyin çift yaratılması ilahi hikmete işaret eder.
13. Ki onların sırtına bindiğinizde Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu bize boyun eğdiren Allah’ı tenzih ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik” diyesiniz.
(Konu: Şükür | Ana mesaj: Nimeti Allah’a nispet etmek)
İnsan, kullandığı her imkânda Allah’ı hatırlamalıdır.
14. Ve şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz.
(Konu: Hesap | Ana mesaj: Dönüş kaçınılmazdır)
Dünya nimetleri geçici, dönüş Allah’adır.
15. Onlar O’nun kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Gerçekten insan apaçık nankördür.
(Konu: Şirk | Ana mesaj: Nankörlük)
Melekleri Allah’ın kızları sayan inanç eleştirilir.
16. Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de sizi oğullarla mı üstün kıldı?
(Konu: Batıl inanç | Ana mesaj: Çelişkili düşünce)
Müşriklerin mantıksız ve çifte standartlı inancı reddedilir.
17. Onlardan biri Rahmân’a isnat ettikleri kız ile müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir, içi öfkeyle dolar.
(Konu: İkiyüzlülük | Ana mesaj: Tutarsızlık)
Kendisi kız çocuğunu hor görürken Allah’a nispet etmeleri eleştirilir.
18. (Onlar) süs içinde yetiştirilen ve tartışmada kendini ifade edemeyen birini mi (Allah’a isnat ediyorlar)?
(Konu: Cahiliye anlayışı | Ana mesaj: Yanlış değer yargısı)
Cahiliye toplumunun kadın algısı gözler önüne serilir.
19. Onlar Rahmân’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışına mı şahit olmuşlardı? Şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır.
(Konu: Sorumluluk | Ana mesaj: Hesapsız söz yoktur)
İnanç adına uydurulan her söz hesap konusu olacaktır.
20. Dediler ki: “Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdık.” Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur; sadece zanna uyuyorlar.
(Konu: Kader bahanesi | Ana mesaj: Sorumluluktan kaçış)
Yanlış inançlarını kadere bağlamaları reddedilir.
21. Yoksa bundan önce kendilerine bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar?
(Konu: Delil | Ana mesaj: Dayanaksız inanç)
Şirklerinin vahiy temelli olmadığı belirtilir.
22. Hayır! “Biz atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların izinden gidiyoruz” dediler.
(Konu: Taklit | Ana mesaj: Körü körüne bağlılık)
Ata dini gerekçesiyle hak reddedilmektedir.
23. Senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı gönderdiysek, mutlaka oranın şımarıkları: “Biz atalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz” dediler.
(Konu: Toplumsal direnç | Ana mesaj: Değişime kapalı zihin)
Hak davetine karşı çıkanların çoğu toplumun ileri gelenleridir.
24. Peygamber dedi ki: “Ya size atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğru olanını getirmişsem?” Onlar, “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” dediler.
(Konu: İnat | Ana mesaj: Hak bile reddedilir)
Hakikat, önyargı sebebiyle kabul edilmez.
25. Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu!
(Konu: Akıbet | Ana mesaj: Son ibretliktir)
İnkârın dünyadaki ve ahiretteki sonucu hatırlatılır.
26. Bir zamanlar İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım.”
(Konu: Tevhid | Ana mesaj: Açık tavır)
Hz. İbrahim’in tevhid konusundaki net ve tavizsiz duruşu vurgulanır.
27. “Ancak beni yaratana ibadet ederim. O, bana doğru yolu gösterecektir.”
(Konu: Hidayet | Ana mesaj: Yaratıcıya yöneliş)
Hidayetin kaynağının yalnızca Allah olduğu belirtilir.
28. Bu sözü, belki dönerler diye soyunda kalıcı bir söz yaptı.
(Konu: Nesiller | Ana mesaj: Tevhidin mirası)
Tevhid inancının nesiller boyunca aktarılması amaçlanmıştır.
29. Fakat ben onları da atalarını da nimetlendirdim; sonunda kendilerine hak ve apaçık bir peygamber geldi.
(Konu: İmtihan | Ana mesaj: Nimet ve uyarı)
Nimetlerin, peygamber gönderilmesiyle birlikte bir sorumluluk olduğu hatırlatılır.
30. Onlara hak geldiğinde, “Bu bir sihirdir, biz onu inkâr ediyoruz” dediler.
(Konu: İnkar | Ana mesaj: Gerçeği reddetme)
Hakikat karşısında klasik inkâr söylemi tekrarlanır.
31. Ve dediler ki: “Bu Kur’an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?”
(Konu: Kibir | Ana mesaj: Yanlış ölçü)
Değer ölçüsünün mal ve makam sanılması eleştirilir.
32. Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimlerini aralarında biz paylaştırdık; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kiminden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır.
(Konu: İlahi takdir | Ana mesaj: Yetki Allah’ındır)
Peygamberlik ve nimet dağılımı insanların tercihine bırakılmamıştır.
33. Eğer insanların inkârcı bir topluluk haline gelmesi söz konusu olmasaydı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.
(Konu: Dünya değeri | Ana mesaj: Dünya Allah katında değersizdir)
Dünya nimetlerinin gerçek değer ölçüsü olmadığı vurgulanır.
34. Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da;
(Konu: Geçici nimet | Ana mesaj: Aldatıcı refah)
Dünya süslerinin geçici olduğu hatırlatılır.
35. Ve onları altınlarla da (donatırdık). Bunların hepsi dünya hayatının geçici nimetleridir. Asıl ahiret, Rabbin katında takvâ sahipleri içindir.
(Konu: Ahiret | Ana mesaj: Gerçek kazanç)
Kalıcı mükâfatın ahirette olduğu açıkça ifade edilir.
36. Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir şeytan musallat ederiz; artık o, onun arkadaşıdır.
(Konu: Sapma | Ana mesaj: Zikirsizliğin sonucu)
Allah’tan uzaklaşmanın manevi bedeli anlatılır.
37. Şüphesiz onlar, onları yoldan alıkoyarlar; bunlar ise kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
(Konu: Aldanış | Ana mesaj: Yanlışta ısrar)
En tehlikeli sapmanın, doğru yolda olunduğu zannı olduğu vurgulanır.
38. Nihayet bize geldiğinde (o kimse şeytanına): “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.
(Konu: Pişmanlık | Ana mesaj: Geç kalan fark ediş)
Ahirette yanlış dostlukların acı sonucu görülür.
39. Bugün pişmanlığınız size fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız.
(Konu: Hesap | Ana mesaj: Pişmanlık yetmez)
Ahirette telafi imkânı olmadığı belirtilir.
40. Artık sen sağıra mı işittireceksin veya kör ve apaçık sapıklık içinde olana mı doğru yolu göstereceksin?
(Konu: Tebliğ | Ana mesaj: Zorla hidayet yoktur)
Hidayetin zorla değil, iradeyle olacağı vurgulanır.
41. Eğer seni (bu dünyadan) alırsak, mutlaka onlardan intikam alacağız.
(Konu: İlahi adalet | Ana mesaj: Hesap ertelenmez)
Hak, peygamberin hayatıyla sınırlı değildir.
42. Ya da onlara vadettiğimiz azabı sana göstereceğiz. Şüphesiz biz onlara güç yetiririz.
(Konu: Kudret | Ana mesaj: Allah’ın gücü)
İlahi cezanın kaçınılmazlığı belirtilir.
43. O halde sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
(Konu: Sebat | Ana mesaj: Hak yolda kararlılık)
Peygambere ve ümmete istikamet mesajı verilir.
44. Şüphesiz o (Kur’an), senin için de kavmin için de bir öğüttür; ileride sorgulanacaksınız.
(Konu: Sorumluluk | Ana mesaj: Kur’an hesaptır)
Kur’an’a muhatap olmanın bir yükümlülük olduğu bildirilir.
45. Senden önce gönderdiğimiz peygamberlere sor: Rahmân’dan başka kendisine ibadet edilecek ilahlar kılmış mıyız?
(Konu: Tevhid tarihi | Ana mesaj: Değişmeyen mesaj)
Bütün peygamberlerin ortak çağrısı hatırlatılır.
46. Andolsun biz Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve ileri gelenlerine gönderdik. O, “Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” dedi.
(Konu: Musa ve Firavun | Ana mesaj: Hak–batıl mücadelesi)
Peygamberlerin zalim otoritelerle mücadelesi örnek verilir.
47. Onlara ayetlerimizi getirdiğinde, bir de baktılar ki onunla alay ediyorlar.
(Konu: Alay | Ana mesaj: Hak küçümsenmez)
Firavun ve çevresinin inkârcı tavrı hatırlatılır.
48. Onlara gösterdiğimiz her ayet, mutlaka ötekinden daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azapla da yakaladık.
(Konu: Uyarı | Ana mesaj: Fırsat verilen azap)
Azabın bile bir uyarı ve dönüş kapısı olduğu ifade edilir.
49. Dediler ki: “Ey büyücü! Sana verdiği söz gereğince bizim için Rabbine dua et; biz doğru yola geleceğiz.”
(Konu: Samimiyetsizlik | Ana mesaj: Zor zamanda söz)
Zor anlarda verilen geçici iman sözleri anlatılır.
50. Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, hemen sözlerinden döndüler.
(Konu: Nankörlük | Ana mesaj: Sözde iman)
İman iddiasının samimiyetle sınandığı vurgulanır.
51. Firavun kavmine seslendi: “Ey kavmim! Mısır’ın mülkü ve şu altımdan akan ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?”
(Konu: Kibir | Ana mesaj: Güçle aldanma)
Firavun, dünyevi gücünü mutlak otorite sanarak halkını etkilemeye çalışır.
52. “Yoksa ben, şu değersiz olup da neredeyse meramını bile anlatamayan adamdan daha hayırlı değil miyim?”
(Konu: Hakaret | Ana mesaj: Peygamberi küçümseme)
Hz. Musa’nın hitabetini bahane ederek hakikati reddeder.
53. “O halde ona altın bilezikler verilseydi ya da melekler onunla birlikte gelseydi!”
(Konu: Yanlış ölçü | Ana mesaj: Mucize beklentisi)
Hakikati kabul etmek için maddi ve gösterişli deliller istenir.
54. Böylece kavmini hafife aldı, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavimdi.
(Konu: Kör itaat | Ana mesaj: Akılsız bağlılık)
Hakkı sorgulamayan toplumlar kolayca yönlendirilir.
55. Ne zaman ki bizi öfkelendirdiler, biz de onlardan intikam aldık ve hepsini suda boğduk.
(Konu: İlahi ceza | Ana mesaj: Zulmün sonu)
Zulmün sürekliliği ilahi müdahaleyi getirir.
56. Böylece onları, sonrakiler için bir ibret ve örnek kıldık.
(Konu: İbret | Ana mesaj: Tarihten ders)
Geçmiş kavimlerin akıbeti, sonraki nesiller içindir.
57. Meryem oğlu (İsa) örnek olarak ortaya konulunca, kavmin ondan dolayı yaygara kopardı.
(Konu: Tartışma | Ana mesaj: Sapma aracı)
Hakikati anlamak yerine tartışma konusu yapılır.
58. “Bizim ilahlarımız mı hayırlı, yoksa o mu?” dediler. Bunu sana sırf tartışmak için söylediler. Doğrusu onlar kavgacı bir topluluktur.
(Konu: İnat | Ana mesaj: Gerçeği çarpıtma)
Hakikati değil, galip gelmeyi amaçlayan tartışma eleştirilir.
59. O (İsa), kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldan başkası değildir.
(Konu: Hz. İsa | Ana mesaj: Kul peygamber)
Hz. İsa’nın ilahlık değil, kulluk makamı vurgulanır.
60. Dileseydik sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
(Konu: Kudret | Ana mesaj: İnsan yerine başkası)
İnsanın vazgeçilmez olmadığı hatırlatılır.
61. Şüphesiz o (İsa), kıyametin bilgisidir. O halde sakın onda şüphe etmeyin ve bana uyun. İşte bu, dosdoğru yoldur.
(Konu: Kıyamet | Ana mesaj: İşaret ve uyarı)
Hz. İsa’nın durumu kıyamet gerçeğine işaret olarak sunulur.
62. Sakın şeytan sizi yoldan çıkarmasın! Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır.
(Konu: Uyarı | Ana mesaj: Düşmanı tanı)
İnsanın en büyük düşmanının şeytan olduğu hatırlatılır.
63. İsa apaçık delillerle geldiğinde dedi ki: “Size hikmeti getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklayayım diye geldim. O halde Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”
(Konu: Peygamberlik | Ana mesaj: Açıklayıcı rehber)
Peygamberlerin görevi karmaşayı gidermek ve hidayet etmektir.
64. “Şüphesiz Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. O halde O’na ibadet edin. İşte bu, dosdoğru yoldur.”
(Konu: Tevhid | Ana mesaj: Ortak çağrı)
Bütün peygamberlerin tevhid çağrısı aynıdır.
65. Fakat kendi aralarındaki gruplar ayrılığa düştüler. Acı bir günün azabı, zalimlerin vay haline!
(Konu: Ayrılık | Ana mesaj: Bölünmenin bedeli)
Din adına ayrılıklar azaba götürür.
66. Onlar, kendilerine farkında olmadan ansızın geliverecek kıyameti mi bekliyorlar?
(Konu: Kıyamet | Ana mesaj: Beklenmedik an)
Kıyametin ani gelişi hatırlatılır.
67. O gün dostlar birbirine düşman olur; ancak takvâ sahipleri müstesna.
(Konu: Dostluk | Ana mesaj: Kalıcı bağ)
Ahirette sadece Allah için olan dostluklar kalır.
68. “Ey kullarım! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.”
(Konu: Müjde | Ana mesaj: Güven)
Müminlere ahirette verilen büyük müjde.
69. Onlar, ayetlerimize iman eden ve Müslüman olanlardır.
(Konu: Kurtuluş | Ana mesaj: İman ve teslimiyet)
Kurtuluşun ölçüsü açıkça belirtilir.
70. Siz ve eşleriniz, sevinç içinde cennete girin.
(Konu: Cennet | Ana mesaj: Ortak sevinç)
Cennetin huzur ve mutluluk yeri olduğu ifade edilir.
71. Onların etrafında altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların istediği ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ebedî kalacaksınız.
(Konu: Ebediyet | Ana mesaj: Tükenmeyen nimet)
Cennet nimetlerinin kalıcılığı vurgulanır.
72. İşte bu, yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennettir.
(Konu: Karşılık | Ana mesaj: Emek ve ödül)
İman ve amelin karşılığı olarak cennet verilir.
73. Orada sizin için birçok meyve vardır; onlardan yiyeceksiniz.
(Konu: Nimet | Ana mesaj: Bolluk)
Cennetin bereketi sade bir ifadeyle anlatılır.
74. Şüphesiz suçlular, cehennem azabında ebedî kalacaklardır.
(Konu: Azap | Ana mesaj: Kalıcı ceza)
İnkâr ve zulmün sonucu hatırlatılır.
75. Azap onlardan hafifletilmez ve onlar orada ümitsizdirler.
(Konu: Umutsuzluk | Ana mesaj: Geri dönüş yok)
Ahirette pişmanlığın fayda vermeyeceği bildirilir.
76. Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendilerine zulmettiler.
(Konu: Adalet | Ana mesaj: Sorumluluk insanda)
İlahi adaletin tam olduğu vurgulanır.
77. “Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin!” diye seslenirler. O da der ki: “Siz kalacaksınız.”
(Konu: Çaresizlik | Ana mesaj: Bitmeyen azap)
Cehennem ehlinin son umudu da boşa çıkar.
78. Andolsun size gerçeği getirdik; fakat çoğunuz gerçeği sevmiyorsunuz.
(Konu: Hakikat | Ana mesaj: Gerçekten kaçış)
İnkârın sebebi bilmemek değil, istememektir.
79. Yoksa onlar bir işte kesin karar mı aldılar? Biz de kesin karar almış bulunuyoruz.
(Konu: İlahi plan | Ana mesaj: Son söz Allah’ındır)
İnsan plan yapar, hüküm Allah’a aittir.
80. Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır! Elçilerimiz yanlarında yazmaktadır.
(Konu: Gözetim | Ana mesaj: Her şey kayıtlı)
İlahi kayıt ve meleklerin görevi hatırlatılır.
81. De ki: “Rahmân’ın çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”
(Konu: Tevhid | Ana mesaj: Açık reddiye)
Allah’a çocuk isnadı kesin bir dille reddedilir.
82. Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırmalarından uzaktır.
(Konu: Tenzih | Ana mesaj: Allah eksiksizdir)
Allah’a eksiklik isnat eden inançlar reddedilir.
83. Onları bırak; vaat edildikleri günle karşılaşıncaya kadar dalsınlar ve oynasınlar.
(Konu: Aldanış | Ana mesaj: Geçici oyalanma)
Dünya meşgalesiyle oyalananlar uyarılır.
84. O, gökte de ilah, yerde de ilahtır. O, hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
(Konu: Kudret | Ana mesaj: Evrensel Rab)
Allah’ın hâkimiyetinin sınırsızlığı ifade edilir.
85. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kıyametin bilgisi de O’nun katındadır ve siz O’na döndürüleceksiniz.
(Konu: Dönüş | Ana mesaj: Mutlak hesap)
Son dönüş ve bilginin yalnızca Allah’a ait olduğu vurgulanır.
86. O’ndan başka yalvardıkları, şefaat yetkisine sahip değildir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler müstesna.
(Konu: Şefaat | Ana mesaj: Yetki Allah’ındır)
Şefaatin keyfi değil, ilahi izne bağlı olduğu belirtilir.
87. Andolsun ki onlara, “Kendilerini kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. O halde nasıl döndürülüyorlar?
(Konu: Çelişki | Ana mesaj: Tutarsız iman)
Yaratıcıyı kabul edip kullukta sapmaları eleştirilir.
88. Peygamberin, “Ey Rabbim! Bunlar iman etmeyen bir kavimdir” demesi de (bilinmektedir).
(Konu: Şikâyet | Ana mesaj: Son noktada dua)
Peygamberin çaresizlik anındaki duası aktarılır.
89. Sen onlardan yüz çevir ve “Selâm!” de. Artık yakında bileceklerdir.
(Konu: Sabır | Ana mesaj: Son hüküm Allah’ındır)
Tebliğden sonra işi Allah’a bırakma emri verilir.
Sırada ki Sure : Duhan suresi meali okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Diğer sure mealleri , dua ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .