Üç Dakikalık Kabir Provası

Gece geç saatte, belimdeki rahatsızlık sebebiyle MR randevüsüne gittim. Kapalı, dar, tabutu andıran bir cihazın içine yatırdılar beni. Görevli “3 dakika sürecek” dedi. Ama o 3 dakika, bana 3 saat gibi… Hatta 3 yıl gibi geldi.

Cihaz çalışmaya başladığında etrafımdan başka hiçbir ses gelmiyordu. Elim kolum sabit, kıpırdayamıyorum. Karanlık, dar ve kaçışı olmayan bir alan…

İşte o an, kendimi gerçekten bir tabutun içinde hayal ettim. Sonra bir adım daha ötesini düşündüm: Kabirdeyim… Gerçekten göçmüşüm… Elim kolum bağlı… Çaresizim…

Ve zihnime bir film şeridi gibi dünya girdi. Bitmek bilmeyen ihtiraslar… Sonu gelmeyen emeller… Dünya sevgisi… “Biraz daha olsun” hırsı…

Sonra amellerimi düşündüm. “Ne kadar az…” dedim içimden. “Ya şimdi alsalar beni? Ya gerçekten kabirde olsaydım?”

Kabirde Bahane Yok

O an şunu anladım: İnsan kabirden korkmuyor aslında… İnsan, kabirde kendisiyle baş başa kalmaktan korkuyor.

Sadece “ben” varım… Ve benimle getirdiklerim.

Dünyada her şeyin bir çıkışı var. Kapıdan çıkarsın. İlişkiden çıkarsın. İşten çıkarsın. Şehirden çıkarsın.

Ama kabirde “vazgeçtim” diyemezsin. Orada sadece yaşadığın gibi karşılanırsın.

“Sonra” Dediğimiz Şey

Biz ölümü hep uzakta bir tarih gibi görüyoruz. “Bir gün…” diyoruz. “Sonra…”

Ama kabir “sonra”yı kabul etmiyor.

Bir Soru İçimi Deldi

“Ya bu cihazdan çıkamasam?
Ya gerçekten bu dünyadan göçmüş olsaydım?”

Ne kalırdı geriye? Birkaç fotoğraf… Birkaç anı… Birkaç cümle…

Ve Rabbimin huzurunda açılacak bir defter… O defterde ne yazıyor olurdu?

Çilehane Kaçış Değil, Hazırlıkmış

İşte o an, büyük âlimlerin, velilerin neden inzivaya çekildiğini daha iyi anladım. Onlar dünyadan kaçmıyordu. Dünyanın onları terk edeceği güne hazırlanıyordu.

Çilehaneler bir kaçış değil, bir hazırlıktı. Biz “hayat” dediğimiz şeyin içinde boğulurken, onlar ölümü hayatın merkezine koymuşlardı.

Çünkü ölümü unutan, hayatı da boşa harcar.

O Üç Dakika

Cihazdan çıktığımda şunu düşündüm: Belki de Allah bana küçük bir kabir provası yaptırdı.

“Bak” dedi sanki… “Bir gün buradan daha dar bir yere gireceksin. Ve yanında sadece Ben’le olan ilişkin olacak.”

O 3 dakika bana; 30 vaazdan, 300 nasihatten, 3 yıllık sohbetten daha fazla dokundu.

Çünkü insan bazen duymaya değil, hissetmeye muhtaçtır. Ben o an ölümü hissettim. Kabri hissettim. Dünyanın ne kadar geçici olduğunu iliklerime kadar hissettim.

Belimdeki ağrı geçer belki… Ama o daracık tünelde aldığım ders, inşallah ömrüm boyunca geçmez.

Ayrıca tefferruatlarla oyalanmak iman merkezini kaybetmek ve veda hutbesi hakkında detaylı bilgiler sayfamızda yer almaktadır.



Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .