Meryem Suresi ile Mucizelere İnan, Allah'a Her Şey Kolaydır
İnsan bazen hayatında öyle anlar yaşar ki bütün kapıların kapandığını düşünür. Doktorlar umut vermeyebilir, yıllardır edilen dualar henüz kabul olmamış olabilir, imkânlar tükenmiş gibi görünebilir. İşte tam böyle zamanlarda Kur'an-ı Kerim bizlere Allah'ın kudretini hatırlatmaktadır. İnsan için imkânsız görünen nice olay, Allah'ın "Ol!" emriyle bir anda gerçekleşebilir. Meryem Suresi ise bizlere bu gerçeği en güçlü şekilde öğreten surelerden biridir.
Meryem Suresi, Kur'an-ı Kerim'in on dokuzuncu suresidir. Sure boyunca Hz. Zekeriyyâ'nın duası, Hz. Yahyâ'nın mucizevi doğumu, Hz. Meryem'in büyük imtihanı, Hz. İsa'nın babasız dünyaya gelişi ve daha birçok peygamberin hayatından kesitler anlatılmaktadır. Bütün bu kıssaların ortak mesajı ise aynıdır: Allah için hiçbir şey imkânsız değildir.
İnsan çoğu zaman olaylara kendi gücüyle bakar. Yapabileceklerini hesap eder, sebepleri değerlendirir ve sonuç çıkarır. Oysa Allah Teâlâ sebeplere bağlı değildir. Sebepleri yaratan da değiştiren de O'dur. Bu yüzden Kur'an, müminin ümidini yalnızca görünen şartlara değil, Allah'ın sonsuz kudretine bağlamasını istemektedir.
Meryem Suresi bizlere, dua ederken "Acaba olur mu?" diye değil, "Allah dilerse elbette olur." inancıyla yaklaşmayı öğretmektedir. Çünkü Allah'ın kudreti yaşlıya evlat vermeye de yeter, kurumuş toprağı diriltmeye de yeter, en zor görünen sıkıntıları kolaylığa çevirmeye de yeter.
Elbette mucize, insanın istediği her şeyin hemen gerçekleşmesi anlamına gelmez. Allah Teâlâ her işi sonsuz ilmi ve hikmetiyle takdir eder. Bazen istediğimizi verir, bazen daha hayırlısını nasip eder, bazen de bizi sabırla olgunlaştırır. Ancak hiçbir zaman kullarını sahipsiz bırakmaz.
Meryem Suresi'ni okuyan bir mümin, umudunu yeniden kazanır. Çünkü bu sure, Rabbimizin rahmetinin genişliğini ve kudretinin sınırsızlığını gözler önüne sermektedir. İnsan için zor olan, Allah için kolaydır.
Şimdi gelin, Meryem Suresi'nin bizlere öğrettiği büyük mucizeleri ve iman derslerini birlikte tefekkür edelim.
Birinci Ders: Allah, En Umutsuz Görünen Duayı Bile Kabul Edebilir
Meryem Suresi, 3. Ayet
Meryem Suresi, 4. Ayet
Meryem Suresi, Hz. Zekeriyyâ'nın samimi duasıyla başlamaktadır. O artık yaşlanmıştı. Saçları ağarmış, bedeni güçten düşmüştü. Eşi de çocuk sahibi olamayacak durumdaydı. İnsan gözüyle bakıldığında evlat sahibi olmaları neredeyse imkânsız görünüyordu.
Fakat Hz. Zekeriyyâ sebeplere değil, Allah'ın kudretine güvendi. Rabbine gizlice yöneldi, içtenlikle dua etti ve O'nun rahmetinden asla ümidini kesmedi. Çünkü o biliyordu ki insanlar için zor olan, Allah için zor değildir.
Allah Teâlâ bu samimi duayı kabul etti ve Hz. Yahyâ'nın doğacağını müjdeledi. Böylece bütün insanlığa şu büyük hakikati öğretti: Dua ederken yaşımıza, şartlarımıza veya imkânlarımıza değil; Allah'ın sonsuz kudretine bakmalıyız.
Bugün de insanlar bazen yıllarca bir evlat için, şifa için, hayırlı bir eş için veya sıkıntılarının sona ermesi için dua etmektedir. Meryem Suresi bizlere, duaların boşa gitmediğini hatırlatmaktadır. Allah dilerse en umulmadık zamanda kapıları açabilir ve kulunu hiç beklemediği şekilde sevindirebilir.
Hz. Zekeriyyâ'nın duası aynı zamanda bize duanın adabını da öğretmektedir. O gösteriş için değil, gizlice dua etti. Rabbine acziyetini anlattı, geçmişte gördüğü nimetleri hatırladı ve ümitle bekledi. İşte samimi dua budur.
Meryem Suresi'nin ilk büyük dersi şudur: Umudunu şartlara değil, Allah'a bağla. Çünkü insanlar "olmaz" dese bile Allah "Ol!" dediğinde hiçbir engel kalmaz.
İkinci Ders: Allah Dilerse Sebepler Değişir
Meryem Suresi, 9. Ayet
Hz. Zekeriyyâ, aldığı müjde karşısında hayrete düştü. Çünkü yaşlıydı ve eşi de çocuk sahibi olamayacak durumdaydı. İnsan aklıyla bakıldığında bu olayın gerçekleşmesi mümkün görünmüyordu. İşte tam bu noktada Allah Teâlâ bütün müminlere unutulmaması gereken büyük bir hakikati bildirdi: "Bu bana kolaydır."
Allah'ın kudreti, insanların alıştığı sebeplerle sınırlı değildir. Biz olayları mevcut şartlara göre değerlendiririz. Fakat Allah, şartları da yaratan, değiştiren ve dilediği gibi yöneten Rabbimizdir. İnsan için imkânsız görünen bir olay, Allah'ın dilemesiyle kolayca gerçekleşebilir.
Kur'an'da bunun birçok örneğini görmekteyiz. Hz. İbrahim ateşte yanmamış, Hz. Musa denizi yarmış, Hz. Yunus balığın karnından kurtulmuş ve Hz. Zekeriyyâ yaşlılığında evlat sahibi olmuştur. Bu olayların ortak noktası şudur: Allah dilediğinde sebepler değişebilir.
Bugün de insan bazen içinde bulunduğu şartlara bakarak ümitsizliğe kapılabilir. "Artık düzelmez.", "Bu iş olmaz.", "Benim için çok geç." gibi düşünceler kalbi karartabilir. Oysa Meryem Suresi bizlere sebeplere değil, sebepleri yaratan Allah'a güvenmeyi öğretmektedir.
Elbette mümin üzerine düşeni yapar, çalışır, tedbir alır ve dua eder. Ancak sonucunu yalnızca Allah'tan bekler. Çünkü bilir ki gerçek kudret yalnızca O'na aittir. Nice kapılar insanların hesap etmediği yerden açılır, nice sıkıntılar hiç beklenmeyen bir anda sona erebilir.
Üçüncü Ders: Hz. Meryem'in Teslimiyeti Büyük Bir İman Örneğidir
Meryem Suresi, 19. Ayet
Meryem Suresi, 20. Ayet
Meryem Suresi, 21. Ayet
Meryem Suresi'nin en büyük mucizelerinden biri de Hz. Meryem'in yaşadığı olaydır. Hayatını iffet içinde geçiren Hz. Meryem, Allah'ın takdiriyle babasız olarak Hz. İsa'yı dünyaya getireceğini öğrenmiştir. Bu haber, insan aklıyla açıklanabilecek bir durum değildi.
Hz. Meryem ilk anda bunun nasıl olacağını sormuş, ancak Allah'ın emri kendisine bildirildiğinde tam bir teslimiyet göstermiştir. Çünkü o biliyordu ki Allah'ın kudreti, insanların alıştığı kurallarla sınırlı değildir. Allah bir şeyi dilediğinde onun gerçekleşmesi için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir.
Hz. Meryem'in hayatı, mümin için büyük bir sabır ve teslimiyet örneğidir. Ağır bir imtihanla karşılaşmasına rağmen Rabbine güvenmiş, O'nun yardımından ümidini kesmemiştir. Allah da onu yalnız bırakmamış, her aşamada rahmetiyle desteklemiştir.
Bugün de hayatımızda anlam veremediğimiz olaylar yaşayabiliriz. Bazen imtihanlarımız bize çok ağır gelebilir. İşte böyle zamanlarda Hz. Meryem'in teslimiyetini hatırlamak gerekir. İnsan her şeyi anlayamayabilir; fakat Allah'ın her işi sonsuz hikmetle yaptığını bilerek O'na güvenebilir.
Meryem Suresi'nin bu bölümü bizlere şu gerçeği öğretmektedir: Mucizeler sadece geçmişte yaşanmış olaylar değildir. Allah'ın yardımı bugün de dilediği kullarına farklı şekillerde ulaşır. Önemli olan, umudu kaybetmeden Rabbimize güvenmeye devam etmektir.
Dördüncü Ders: Allah, Kulunu En Zor Anında Asla Yalnız Bırakmaz
Meryem Suresi, 23. Ayet
Meryem Suresi, 24. Ayet
Meryem Suresi, 25. Ayet
Hz. Meryem'in yaşadığı imtihan, insanın taşıyabileceği en ağır sınavlardan biriydi. Tek başına doğum yapmak, insanların kendisi hakkında neler söyleyeceğini düşünmek ve büyük bir yalnızlık hissi yaşamak onu derinden üzmüştü. Hatta içinde bulunduğu sıkıntının ağırlığı sebebiyle, "Keşke bundan önce ölseydim." diyecek kadar zor bir an yaşamıştı.
İşte tam bu noktada Allah Teâlâ rahmetini gösterdi. Hz. Meryem'i yalnız bırakmadı. Ona moral verdi, su ikram etti ve hurma ağacından rızık gönderdi. Böylece bizlere şu büyük hakikati öğretti: İnsanların desteği bittiğinde Allah'ın yardımı başlar. Kul, en zor anında bile Rabbine yönelirse O'nun rahmetini mutlaka hisseder.
Bu kıssada dikkat çeken bir başka nokta da Allah'ın Hz. Meryem'den hurma ağacını silkelemesini istemesidir. Oysa yeni doğum yapmış bir insanın bunu başarabilmesi kolay değildir. Allah dileseydi hurmaları kendiliğinden de indirebilirdi. Ancak bu emir, bize çok önemli bir ders vermektedir: Mucize bekleyen insan bile üzerine düşen gayreti göstermelidir.
Bugün de bazen sıkıntılar karşısında hiçbir şey yapmadan sadece sonucu bekleyebiliyoruz. Oysa Kur'an bize dua ile birlikte gayreti de öğretmektedir. Çalışmak bizim görevimizdir; sonucu yaratmak ise Allah'ın takdiridir. Mümin hem sebeplere sarılır hem de kalbini yalnızca Rabbine bağlar.
Meryem Suresi'nin bu bölümü, sıkıntı yaşayan herkese büyük bir umut vermektedir. Hayatın en karanlık anları, Allah'ın rahmetinin en yakın olduğu anlar olabilir. Yeter ki insan ümidini kaybetmesin ve Rabbine güvenmeye devam etsin.
Beşinci Ders: Allah'ın Vaadi Mutlaka Gerçekleşir
Meryem Suresi, 34. Ayet
Meryem Suresi, 35. Ayet
Meryem Suresi'nin en önemli mesajlarından biri de Allah'ın mutlak kudretidir. Hz. İsa'nın babasız yaratılması, Allah'ın yaratmasının sebeplere bağlı olmadığını gösteren büyük bir mucizedir. Allah Teâlâ bir şeyi yaratmak istediğinde hiçbir engel O'nun iradesine karşı duramaz.
Kur'an burada insanı yalnızca geçmişte yaşanmış bir mucizeye inanmaya çağırmamaktadır. Aynı zamanda Allah'ın bugün de her şeye kadir olduğunu hatırlatmaktadır. Biz geleceği bilemeyiz, fakat Allah bütün zamanları kuşatan ilmiyle her şeyi bilir ve en hayırlı şekilde takdir eder.
Hayatımızda bazen gerçekleşmesini çok istediğimiz dualar olabilir. Kimi evlat ister, kimi sağlık ister, kimi huzurlu bir aile, kimi ise sıkıntılarından kurtulmayı... Meryem Suresi bize, Allah'ın hiçbir şeye güç yetiremeyeceği düşüncesine kapılmamamız gerektiğini öğretmektedir. O'nun rahmeti ve kudreti sonsuzdur.
Ancak Allah'ın mucizesi, her zaman bizim istediğimiz zamanda gerçekleşmeyebilir. Çünkü O, kulları için en doğru zamanı bilir. Bazen hemen verir, bazen bekletir, bazen de daha hayırlısını nasip eder. Müminin görevi ise sabırla beklemek ve Allah'ın takdirine güvenmektir.
Meryem Suresi'nin beşinci büyük dersi şudur: Allah'ın vaadi haktır. İnsanların imkânsız dediği nice şey, Allah'ın dilemesiyle mümkün olur. Bu yüzden mümin hiçbir zaman ümitsizliğe düşmez. Rabbinin rahmetine güvenerek yaşamaya devam eder.
Meryem Suresi Günümüz İnsanına Ne Söylüyor?
Meryem Suresi, modern insanın en çok ihtiyaç duyduğu duygulardan biri olan ümidi yeniden inşa etmektedir. Günümüzde insanlar hastalıklar, maddî sıkıntılar, aile problemleri, evlat özlemi, yalnızlık ve gelecek kaygısı gibi birçok imtihanla karşı karşıya kalmaktadır. Çoğu zaman çözümsüz görünen bu durumlar karşısında insan ümitsizliğe kapılabilmektedir. Meryem Suresi ise bütün bu karanlık düşüncelere karşı Allah'ın sonsuz kudretini hatırlatmaktadır.
Hz. Zekeriyyâ'nın yaşlılığında evlat sahibi olması, Hz. Meryem'in Allah'ın yardımıyla en ağır imtihanını sabırla aşması ve Hz. İsa'nın mucizevi yaratılışı bizlere aynı hakikati öğretmektedir: Allah'ın kudreti insanların hesaplarıyla sınırlı değildir. Biz sebeplere bakarız; Allah ise sebepleri de yaratan Rabbimizdir.
Bu sure aynı zamanda dua eden insanın asla ümitsiz olmaması gerektiğini göstermektedir. Bir dua hemen kabul edilmeyebilir; fakat Allah hiçbir samimi duayı karşılıksız bırakmaz. Bazen istediğimizi verir, bazen daha hayırlısını nasip eder, bazen de sabrımızı artırarak bizi olgunlaştırır. Mümin için her durumda hayır vardır.
Meryem Suresi bizlere teslimiyetin önemini de öğretmektedir. Hayatta anlam veremediğimiz olaylar yaşayabiliriz. Ancak Allah'ın hikmeti bizim bilgimizden sonsuz derecede üstündür. O'nun takdir ettiği her işte mutlaka bir hayır vardır. Bu bilinçle yaşayan insan, en zor günlerde bile Rabbine güvenmeye devam eder.
Meryem Suresi'nin verdiği en büyük mesajlardan biri şudur: İnsan için imkânsız görünen birçok şey Allah için son derece kolaydır. Bu yüzden mümin hiçbir zaman Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez.
Meryem Suresi'nden Çıkaracağımız Büyük Dersler
- Allah'ın rahmetinden hiçbir zaman ümit kesilmemelidir.
- Samimiyetle yapılan dualar Allah katında değerlidir.
- Allah dilerse en umutsuz görünen işler bile gerçekleşebilir.
- Hz. Zekeriyyâ'nın duası, sabır ve ümidin en güzel örneklerindendir.
- Hz. Meryem'in teslimiyeti, mümin için büyük bir iman dersidir.
- Allah kulunu en zor anında bile yalnız bırakmaz.
- Dua ile birlikte gayret göstermek de kulluğun bir gereğidir.
- Allah'ın takdir ettiği her işte mutlaka bir hikmet vardır.
- İnsan sebeplere değil, sebepleri yaratan Allah'a güvenmelidir.
- Allah'ın "Ol!" emri karşısında hiçbir şey imkânsız değildir.
Meryem Suresi, Kur'an-ı Kerim'in umut, rahmet ve teslimiyet mesajlarını en güçlü şekilde anlatan surelerinden biridir. Hz. Zekeriyyâ'nın kabul edilen duası, Hz. Meryem'in sabrı ve Hz. İsa'nın mucizevi yaratılışı bizlere Allah'ın kudretinin hiçbir sınır tanımadığını göstermektedir.
Hayatımızda bazen çıkış yolu göremeyebiliriz. Dualarımızın geciktiğini düşünebilir, imkânlarımızın tükendiğini hissedebiliriz. İşte Meryem Suresi tam bu noktada kalbimize seslenmektedir: İnsanların "Olmaz." dediği yerde Allah "Ol!" dediğinde bütün kapılar açılır. Bu yüzden mümin ümitsizliğe değil, daima Rabbinin rahmetine sığınmalıdır.
Bu sure aynı zamanda bizlere sabrı, teslimiyeti ve güzel tevekkülü öğretmektedir. Dua etmekten vazgeçmeyen, üzerine düşeni yapan ve sonucunu Allah'a bırakan kul, hem dünyada gönül huzuruna kavuşur hem de ahirette büyük mükâfatlara ulaşmayı ümit eder.
Rabbimiz bizleri Hz. Zekeriyyâ gibi samimiyetle dua eden, Hz. Meryem gibi teslimiyet gösteren, rahmetinden hiçbir zaman ümidini kesmeyen kullarından eylesin. Kalplerimizi imanla güçlendirsin, dualarımızı hayırlısıyla kabul buyursun ve bizleri dünya ile ahiret saadetine ulaştırsın. Âmin.