Kibritü’l-Ahmer Salâvatı Hakkında

Tasavvuf geleneğinde bazı kavramlar vardır ki, zahirî anlamlarının ötesinde derin sembolik manalar taşırlar. “Kibritü’l-Ahmer” (Kırmızı Kükürt) tabiri de bunlardan biridir. Bu ifade, klasik ilimlerde nadir bulunan, zor elde edilen ve çok kıymetli bir cevheri anlatmak için kullanılır. Tasavvufî literatürde ise bu kavram; hakikate ulaştıran sır, manevî olgunluk ve kemâl hâli gibi derin anlamlarla ilişkilendirilmiştir.

Bu çerçevede anılan Kibritü’l-Ahmer Salâvatı, büyük İslam âlimi ve mutasavvıf Şeyh Abdülkadir Geylânî (k.s.)’ye nispet edilen, Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selâm içeren özel bir dua metnidir. Bu tür salavatlar, tasavvuf geleneğinde zikir, muhabbet ve edep ekseninde okunmuş; bir “formül” ya da “garanti sonuç” anlayışıyla değil, Allah’a yönelişin bir vesilesi olarak görülmüştür.

Bu eserde yer alan metinler, tarih boyunca farklı kaynaklarda yer almış; bazı nüshalar arasında lafız farklılıkları bulunabilmiştir. Burada sunulan metin, okuma ve istifade amacıyla, herhangi bir bâtınî iddia, gizli ilim atfı ya da kesin sonuç vaadi olmaksızın aktarılmaktadır. Okuyucunun, bu metinleri dua ve salavat niyetiyle, itidal ve edep içerisinde değerlendirmesi esastır.

Unutulmamalıdır ki; duanın kabulü lafzın çokluğunda değil, niyetin samimiyetinde, kalbin yönelişinde ve Allah’ın takdirindedir.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اللَّهُمَّ اجْعَلْ أَفْضَلَ صَلَوَاتِكَ أَبَدًا، وَأَنْمَى بَرَكَاتِكَ سَرْمَدًا، وَأَزْكَى تَحِيَّاتِكَ فَضْلًا وَعَدَدًا، عَلَى أَشْرَفِ الْخَلَائِقِ الْإِنْسَانِيَّةِ.

Türkçe Meali:
Allah’ım! Salâtlarının en faziletlisini daima, bereketlerinin en artanını ebediyen, selâmlarının ve ikramlarının en temizini, en üstününü ve sayısız olanını, insanlık âleminin en şereflisi üzerine eyle.

وَمَعْدِنِ الدَّقَائِقِ الْإِيمَانِيَّةِ، وَطُورِ التَّجَلِّيَاتِ الْإِحْسَانِيَّةِ، وَمَهْبِطِ الْأَسْرَارِ الرَّحْمَانِيَّةِ، وَوَاسِطَةِ عِقْدِ الْيَقِينِ، وَمُقَدَّمِ جَيْشِ الْمُرْسَلِينَ، وَأَفْضَلِ الْخَلَائِقِ أَجْمَعِينَ، حَامِلِ لِوَاءِ الْعِزِّ الْأَعْلَى، وَمَالِكِ رُتْبَةِ الشَّرَفِ الْأَسْنَى، شَاهِدِ أَسْرَارِ الْأَزَلِ، وَمُشَاهِدِ أَنْوَارِ السَّوَابِقِ الْأُولَى، وَتُرْجُمَانِ لِسَانِ الْقِدَمِ، وَمَنْبَعِ الْعِلْمِ وَالْحِلْمِ وَالْحِكْمَةِ، مَظْهَرِ سِرِّ الْوُجُودِ الْجُزْئِيِّ وَالْكُلِّيِّ، وَإِنْسَانِ عَيْنِ الْوُجُودِ الْعُلْوِيِّ وَالسُّفْلِيِّ، رُوحِ جَسَدِ الْكَوْنَيْنِ، وَعَيْنِ حَيَاةِ الدَّائِرَتَيْنِ، الْمُتَحَقِّقِ بِأَعْلَى رُتَبِ الْعُبُودِيَّةِ، الْمُتَحَقِّقِ بِأَسْرَارِ الْمَقَامَاتِ الْاِصْطِفَائِيَّةِ، سَيِّدِ الْأَشْرَافِ، وَجَامِعِ الْأَوْصَافِ، الْخَلِيلِ الْأَعْظَمِ، وَالْحَبِيبِ الْأَكْرَمِ، الْمَخْصُوصِ بِأَعْلَى الْمَرَاتِبِ وَالْمَقَامَاتِ.

Türkçe Meali:
(Allah’ım!) İman hakikatlerinin özü, ihsan tecellilerinin zirvesi, Rahmânî sırların iniş yeri, yakînin düğüm noktası; Peygamberler ordusunun öncüsü, yaratılmışların en üstünü olan; en yüce izzet sancağını taşıyan, en şerefli makama sahip bulunan; ezel sırlarına şahit, ilk ilahî nurların müşahedesine mazhar olan; kadîm hakikatlerin tercümanı, ilim, hilm ve hikmetin kaynağı; cüz’î ve küllî varlığın sırrının mazharı, ulvî ve süflî âlemlerin varlık gözbebeği; iki âlemin ruhu, iki dairenin hayat kaynağı; kulluğun en yüce mertebesiyle tahakkuk etmiş, seçilmiş makamların sırlarına erişmiş; eşrafın efendisi, bütün kemal sıfatları kendinde toplayan, en büyük dost (Halîl) ve en değerli sevgili (Habîb) olan Peygamberimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle.

الْخَافِضِ الرَّافِعِ، الْخَاشِعِ الْخَاضِعِ، الْبَرِّ الْمُقْسِطِ، الْحَقِّ الْمُبِينِ، طه وَيس، الْمُؤَمَّلِ الْمُمَجَّدِ، سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ، وَإِمَامِ الْمُتَّقِينَ، وَخَاتِمِ النَّبِيِّينَ، وَحَبِيبِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، النَّبِيِّ الْمُصْطَفَى، وَالرَّسُولِ الْمُجْتَبَى، الْحَكَمِ الْعَدْلِ، الْحَكِيمِ الْعَلِيمِ، الرَّؤُوفِ الرَّحِيمِ، نُورِكَ الْقَدِيمِ الْمُعَيَّنِ، وَصِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ. صَلِّ اللَّهُمَّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ وَنَبِيِّكَ، وَخَلِيلِكَ وَدَلِيلِكَ، وَقَائِدِ الْخَيْرِ، وَرَسُولِ الرَّحْمَةِ، النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ الْعَرَبِيِّ الْقُرَشِيِّ، الْهَاشِمِيِّ الْأَبْطَحِيِّ، الْمَكِّيِّ الْمَدَنِيِّ، التِّهَامِيِّ الشَّاهِدِ الْمَشْهُودِ، الْمُقَرَّبِ السَّعِيدِ، الْمَسْعُودِ الْحَبِيبِ، الشَّفِيعِ الْحَسِيبِ، الرَّفِيعِ الْمَلِيحِ. الْبَدِيعِ الْوَاضِحِ، الْبَشِيرِ النَّذِيرِ، الدَّاعِي إِلَيْكَ بِإِذْنِكَ، السِّرَاجِ الْمُنِيرِ، الْمُبَارَكِ الْمُكِينِ، الصَّادِقِ الْمَصْدُوقِ، الْأَمِينِ الدَّاعِي إِلَيْكَ بِإِذْنِكَ. السِّرَاجِ الْمُنِيرِ، الَّذِي أَدْرَكَ الْحَقَائِقَ بِحَقَائِقِهَا، وَوَافَقَ الْخَلَائِقَ بِأَخْلَاقِهَا، وَجَعَلْتَهُ حَبِيبًا وَنَجِيًّا، وَأَدْنَيْتَهُ قُرْبًا، وَخَتَمْتَ بِهِ الرِّسَالَةَ. وَبِالدَّلَالَةِ وَالْبِشَارَةِ وَالنِّذَارَةِ، وَنَصَرْتَهُ بِالرُّعْبِ، وَظَلَّلْتَهُ بِالسَّحَابِ، وَرَدَدْتَ لَهُ الشَّمْسَ، وَشَقَقْتَ لَهُ الْقَمَرَ، وَنَطَقَ لَهُ الْحَصَى وَالشَّجَرُ، وَأَنْبَتَّ مِنْ أَصَابِعِهِ الْمَاءَ الْغَزِيرَ، وَأَنْزَلْتَ مِنَ الْمُزْنِ بِدُعَائِهِ فِي عَامِ الْجَدْبِ، وَالْمَحْلِ وَأَبَلْتَ الْغَيْثَ وَالْمَطَرَ، فَغَشِيَتْ بِهِ الْقِفَارُ وَالصَّخْرُ، وَالْوَعْرُ وَالسَّهْلُ، وَالرَّمْلُ وَالْحَجَرُ، وَأَسْرَيْتَ بِهِ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ.

Türkçe Meali:
(Allah’ım!) Alçaltan ve yükselten, kullukta huşû ve teslimiyet sahibi; iyiliği bol, adaleti tam, apaçık hak olan; Peygamberlerin efendisi, takva sahiplerinin imamı; nebîlerin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin sevgilisi olan; seçilmiş peygamber, görevlendirilmiş elçi; adaletle hükmeden, hikmet ve ilim sahibi; şefkatli ve merhametli olan; Senin kadîm nurunun tecellisi ve dosdoğru yolunun rehberi… Allah’ım! Kulun, elçin, nebîn; dostun, yol göstericin; hayrın öncüsü, rahmet elçisi; ümmî, Arap, Kureyşli, Hâşimî; Mekke ve Medine’de yaşamış; yakın kılınmış, bahtiyar, sevgili; şefaat yetkisi verilen, değeri yüce olan Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle. O’nu hakikatleri hakikatiyle idrak eden, mahlûkata ahlakıyla uyum sağlayan; sevgili ve yakın dost edindiğin; risaleti onunla tamamladığın; müjdeleyici ve uyarıcı kıldığın; korku ile yardım ettiğin; bulutla gölgelendirdiğin; güneşi kendisi için geri çevirdiğin; ayı kendisi için yardığın; taşın ve ağacın onunla konuştuğu; parmaklarından bol su fışkırttığın; kıtlık yılında duasıyla yağmuru indirdiğin; çorak, kayalık, düz ve sarp bütün yerleri onunla rahmetinle suladığın; ve kendisini bir gece Mescid-i Haram’dan yürüttüğün Peygamber’e…

وَسَمِعْتَهُ الْآذَانُ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ عَدَدَ مَنْ صَلَّى عَلَيْهِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ عَدَدَ مَنْ لَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ كَمَا تُحِبُّ وَتَرْضَى أَنْ يُصَلَّى عَلَيْهِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ كَمَا أَمَرْتَنَا أَنْ نُصَلِّيَ عَلَيْهِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ كَمَا يَنْبَغِي أَنْ يُصَلَّى عَلَيْهِ. اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ عَدَدَ نِعَمِ اللَّهِ وَإِفْضَالِهِ. اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ، وَأَصْحَابِهِ وَأَوْلَادِهِ وَأَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ وَأَهْلِ بَيْتِهِ، وَعِتْرَتِهِ وَعَشِيرَتِهِ، وَأَنْصَارِهِ وَأَحْبَابِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، حَزْرَةَ أَسْرَارِهِ، وَمَعَادِنَ أَنْوَارِهِ، وَكُنُوزَ الْحَقَائِقِ، وَهُدَاةَ الْخَلَائِقِ، نُجُومَ الْهُدَى لِمَنِ اقْتَدَى. وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا دَائِمًا أَبَدًا، وَارْضَ عَنْ كُلِّ الصَّحَابَةِ، رِضًا سَرْمَدًا عَدَدَ خَلْقِكَ، وَزِنَةَ عَرْشِكَ، وَرِضَا نَفْسِكَ، وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ. كُلَّمَا ذُكِرَ ذَاكِرٌ، وَسَهَا عَنْ ذِكْرِهِ غَافِلٌ، صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضًا، وَلِحَقِّهِ أَدَاءً، وَلَنَا صَلَاحًا، وَآتِهِ الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ، وَالدَّرَجَةَ الْعَالِيَةَ الرَّفِيعَةَ، وَابْعَثْهُ الْمَقَامَ الْمَحْمُودَ، وَأَعْطِهِ اللِّوَاءَ الْمَعْقُودَ، وَالْحَوْضَ الْمَوْرُودَ. وَصَلِّ يَا رَبِّ عَلَى جَمِيعِ إِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى جَمِيعِ الْأَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ، صَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ. اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ السَّابِقِ لِخَلْقِكَ نُورُهُ، الرَّحْمَةِ لِلْعَالَمِينَ ظُهُورُهُ، عَدَدَ مَنْ مَضَى مِنْ خَلْقِكَ، وَمَنْ بَقِيَ وَمَنْ سَعِدَ مِنْهُمْ وَمَنْ شَقِيَ، صَلَاةً تَسْتَغْرِقُ الْعَدَّ، وَتُحِيطُ بِالْحَدِّ، صَلَاةً لَا غَايَةَ لَهَا، وَلَا نِهَايَةَ، وَلَا أَمَدَ، وَلَا انْقِضَاءَ، صَلَاتَكَ الَّتِي صَلَّيْتَ عَلَيْهِ.

Türkçe Meali:
(Allah’ım!) Ezanların işittiği her yerde; ona salât edenlerin sayısınca, henüz salât etmeyenlerin sayısınca, Senin sevip razı olacağın şekilde, bize emrettiğin ve layık olduğu şekilde Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle. Allah’ım! Ona ve âline, nimetlerinin ve ihsanlarının sayısınca salât ve selâm eyle. Ona, âline, ashabına, evlatlarına, eşlerine, zürriyetine ve ehl-i beytine; yakınlarına, yardımcılarına, sevenlerine, tâbilerine ve yolundan gidenlere; onun sırlarının mahzenlerine, nurlarının kaynaklarına, hakikatlerin hazinelerine, mahlûkata rehber olanlara; hidayet yıldızları olanlara daimî ve bol selâmlar eyle. Bütün sahabeden; mahlûkatının sayısınca, arşının ağırlığınca, zatının rızası kadar, kelimelerinin mürekkebi adedince ebedî razı ol. Onu anan herkes andığında, gafletle unutan unuttuğunda bile Senin rızanı kazandıran, onun hakkını yerine getiren, bize de ıslah vesilesi olan bir salât ile… Ona vesileyi, fazileti, en yüce dereceleri ver; Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır; sancağını kendisine teslim et; Kevser havuzunu ona ihsan eyle. Ey Rabbimiz! Bütün peygamber kardeşlerine, bütün nebîlere ve resullere; bütün velîlere ve salihlere de salât ve selâm eyle. Allah’ım! Nuru yaratılıştan önce var olan, varlığı âlemlere rahmet olarak ortaya çıkan Efendimiz Muhammed’e; geçmiş ve kalan bütün mahlûkat adedince, saadete eren ve bedbaht olan herkes sayısınca; sayıyı aşan, sınırı kuşatan, sonu, başlangıcı ve tükenişi olmayan Senin salâtınla salât eyle.

صَلَاةً مَفْرُوضَةً عَلَيْهِ وَمَقْبُولَةً لَدَيْكَ، صَلَاةً دَائِمَةً بِدَوَامِكَ وَبَاقِيَةً بِبَقَائِكَ، لَا مُنْتَهَى لَهَا دُونَ عَلِمِكَ، صَلَاةَ تَرْضَاكَ وَتَرْضِيهِ وَنَرْضَى بِهَا عَنْهُ، صَلَاةً تَمْلَأُ الْأَرْضَ وَالسَّمَاءَ، صَلَاةً تُحَلُّ بِهَا الْعُقَدُ، وَتُفَرَّجُ بِهَا الْكُرُبُ، وَتَجْرِي بِهَا لُطْفَكَ مِنْ أَمْرِي وَأُمُورِ الْمُسْلِمِينَ، وَتُبَارِكُ عَلَى الدَّوَامِ، وَتَعَافِينَا وَتَهْدِينَا، وَتَجْعَلُنَا آمِنِينَ، وَتُيَسِّرُ أُمُورَنَا مَعَ الرَّاحَةِ، لِقُلُوبِنَا وَأَبْدَانِنَا، وَالسَّلَامَةِ وَالْعَافِيَةِ فِي دِينِنَا وَدُنْيَانَا وَآخِرَتِنَا، وَتُوَفِّقُنَا عَلَى الْكِتَابِ وَالسُّنَّةِ، وَتَجْمَعُنَا مَعَهُ فِي الْجَنَّةِ مِنْ غَيْرِ عَذَابٍ يُسِيئُنَا. وَأَنْتَ رَاضٍ عَنَّا، وَلَا تَذْكُرْنَا إِلَّا بِخَيْرٍ، وَاخْتِمْ لَنَا بِخَيْرٍ مِنْكَ، وَعَافِنَا بِلَا مِحْنَةٍ أَجْمَعِينَ. سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ، وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.

Türkçe Meali:
(Allah’ım!) Ona farz kılınmış ve katında kabul edilmiş bir salât ile; Senin devamınla devam eden, Senin bekânla baki kalan bir salât ile; ilmin dışında bir sınırı olmayan bir salât ile; Senin razı olduğun, onun da razı olduğu ve bizim de onunla razı olduğumuz bir salât ile… Yeri ve göğü dolduran; düğümleri çözen; sıkıntıları gideren; benim işlerimde ve bütün Müslümanların işlerinde lütfunu akıtan bir salât ile… Bizi daimî olarak bereketlendiren; bize afiyet ve hidayet veren; bizi güven içinde kılan; işlerimizi kolaylıkla ve huzurla yürüten; kalplerimiz, bedenlerimiz, dinimiz, dünyamız ve âhiretimiz için selamet ve afiyet nasip eden bir salât ile… Bizi Kitap ve Sünnet üzere sabit kıl ve onu, bizi incitecek bir azap olmaksızın cennette onunla birlikte eyle. Bizden razı olduğun halde, bizi yalnızca hayırla an, sonumuzu katından hayırla mühürle ve hepimize sıkıntısız bir afiyet ihsan eyle. Sen yücesin ey izzet sahibi Rabbimiz; onların isnat ettiklerinden münezzehsin. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır.

Ayrıca salavatı kübra ve salavatı tefriciye hakkında detaylı bilgiler sayfamızda yer almaktadır.



Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .