Kaybolan bir eşyayı bulmak için dua etmek, bazı insanlara küçük veya gereksiz bir şey gibi görünebilir. Oysa İslam’da dua; büyük veya küçük ayrımı yapılmaksızın, kulun her hâlinde Allah’a yönelmesidir. Peygamberler ve salih kullar, en küçük ihtiyaçlarında bile Allah’tan istemeyi bir edep ve iman göstergesi olarak görmüşlerdir.
İslam inancında, kainatta meydana gelen hiçbir şey Allah’ın bilgisi ve izni dışında değildir. Bir eşyanın kaybolması da bulunması da O’nun takdiriyle olur. Bu nedenle kaybolan bir şeyi Allah’tan istemek;
Rivayetlerde, Peygamber Efendimizin (s.a.v) ümmetine “Ayakkabının bağcığını bile Allah’tan iste” buyurduğu aktarılır. Bu söz, dua bilincinin hayatın her alanına yayılması gerektiğini gösterir.
Peygamberler, sadece büyük musibetlerde değil, en küçük ihtiyaçlarında bile Allah’a yönelmişlerdir. Onlar için dua, sonuç almak için yapılan bir araç değil; kul olmanın doğal bir sonucudur.
Bu sebeple kaybolan bir eşyayı bulmak için dua etmek; eşyanın kendisinden çok, kulun Rabbine yönelmesi açısından kıymetlidir.
Okunuşu:
Yâ Hâdî, yâ Alîm!
Zâyi olanı ilm-i ilâhînde bana bildir.
Anlamı:
Ey hidayet eden ve her şeyi bilen Allah’ım!
Kaybolan şeyi ilminle bana nasip et.
Okunuşu:
Allâhümme innî es’elüke bi-ilmikel lezî lâ yedıllü,
en terdde aleyye dâllatî.
Anlamı:
Allah’ım! Şaşmayan ilmin hürmetine,
kaybolan şeyimi bana geri döndürmeni diliyorum.
Bu dua, kaybolan eşya için okunurken Allah’ın her şeyi kuşatan ilmi ve kudreti düşünülerek okunmalıdır.
Okunuşu:
Yâ Allâh, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Alîm,
zâyi olanı bana hayırlısıyla buldur.
Unutulmamalıdır ki dua, her zaman istediğimiz sonucu vermeyebilir. Ancak her dua, kulun kalbine huzur ve bilinç kazandırır.
Kaybolan eşyayı bulmak için dua etmek, eşyanın maddî değerinden çok, kulun Allah’a olan bağlılığını gösterir. Peygamberlerin öğrettiği bu bilinç, hayatın her alanında Allah’a yönelmeyi öğretir.
Küçük görülen istekler, imanın büyüklüğünü gösterir. Çünkü Allah için küçük-büyük ayrımı yoktur.