Hizbü’l-Kebîr Nedir?
Hizbü’l-Kebîr, İslâm tasavvuf geleneğinde “hizb” adı verilen, düzenli olarak okunması tavsiye edilen uzun ve kapsamlı virdlerden biridir. Bu hizb, Kadirî tarikatının pîri ve İslâm dünyasında Gavsü’l-Âzam lakabıyla tanınan Şeyh Abdülkadir Geylânî (kuddise sirruhû) hazretlerine nispet edilir.
“Hizb” kelimesi; belirli bir düzen içerisinde okunan, dua, ayet ve ilahî yakarışlardan oluşan metinler için kullanılır. Hizbü’l-Kebîr ise isminden de anlaşılacağı üzere, muhtevası geniş, duası uzun ve manevî yönü derin bir virdtir.
Tarihî ve Tasavvufî Arka Plan
Hizbü’l-Kebîr, Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin bizzat kaleme aldığına dair kesin tarihî bir isnat metni bulunmamakla birlikte, asırlar boyunca Kadirî dergâhlarında okunagelmiş, çeşitli evrad ve ahzâb mecmualarında yer almış köklü bir vird olarak günümüze ulaşmıştır.
Bu yönüyle Hizbü’l-Kebîr, “nispetle okunan” ve ümmetin amelî tecrübesiyle yaygınlık kazanmış tasavvufî metinler arasında yer alır.
Hizbü’l-Kebîr’in Mahiyeti
Bu virdin temel gayesi; kulun acziyetini idrak ederek Allah’a sığınması, kalbin ilahî muhafazaya teslim edilmesi ve her hâlin Allah’ın kudreti altında olduğunun şuuruna varılmasıdır.
Hizbü’l-Kebîr, korunma, sebat, manevî yardım ve teslimiyet temaları etrafında şekillenir. Okuyan kimseyi bir beklenti vaadiyle değil, tevekkül ve kulluk bilinciyle Allah’a yöneltir.
Nasıl Okunur?
Hizbü’l-Kebîr, özel bir vakte veya sayıya bağlanmaksızın, okuyan kişinin hâline ve imkânına göre okunur. Kadirî geleneğinde genellikle sükûnet hâlinde, huşû ile ve devamlılık esas alınarak okunması tavsiye edilmiştir.
Bu metin, bir “tılsım” veya “vaat listesi” değil; samimi bir kulluk ve dua metnidir. Asıl faydası, okuyan kalbin Allah’a yönelmesiyle ortaya çıkar.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.
مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ
Hesap gününün sahibidir.
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden yardım dileriz.
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
Bizi dosdoğru yola ilet.
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna değil.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ
Bu, kendisinde hiçbir şüphe olmayan Kitap’tır; takvâ sahipleri için bir hidayettir.
الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
Onlar gayba iman ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar.
وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Onlar sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler; ahirete de kesin olarak inanırlar.
أُولٰئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَأُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
İşte onlar Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de onlardır.
اللَّهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ
Allah, O’ndan başka ilâh yoktur; diridir, her şeyi ayakta tutandır. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur.
مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ
İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar ise O’nun ilminden, O’nun dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar.
وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ ۖ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kuşatmıştır; onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.
لَا إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ ۖ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ
Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla sapıklık birbirinden ayrılmıştır.
اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ
Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti; müminler de iman ettiler.
كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ
Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler; peygamberleri arasında ayrım yapmayız dediler.
سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
İşittik ve itaat ettik. Bağışlamanı dileriz Rabbimiz; dönüş yalnız Sanadır.
لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا
Allah hiçbir kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemez.
لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ
Herkes kazandığının karşılığını görür; yaptığı kötülük de kendi aleyhinedir.
رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
Rabbimiz! Unutur ya da hata edersek bizi sorumlu tutma.
رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا
Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme.
رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ
Rabbimiz! Gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bize yükleme.
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا
Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et.
أَنْتَ مَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Sen bizim Mevlâmızsın; inkârcı topluluklara karşı bize yardım et.
لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ
Andolsun ki size içinizden bir peygamber gelmiştir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir; size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Eğer yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter; O’ndan başka ilâh yoktur. Ben O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın Rabbidir.
سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ
Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim. Hamd Allah’a mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah en büyüktür.
أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ
Allah’tan bağışlanma dilerim.
اللَّهُمَّ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Allah’ım! Ey Hayy ve Kayyûm olan! Ey gökleri ve yeri yoktan var eden! Ey celâl ve ikram sahibi!
أَسْأَلُكَ أَنْ تُنَوِّرَ قُلُوبَنَا بِنُورِ مَعْرِفَتِكَ
Senden kalplerimizi marifetinin nuruyla aydınlatmanı dilerim.
وَأَنْ تَفِيضَ عَلَيْنَا مِنْ خَزَائِنِ فَضْلِكَ
Ve fazlının hazinelerinden üzerimize ihsanını yağdırmanı dilerim.
وَأَنْ تَجْعَلَ لَنَا مِنْ كُلِّ هَمٍّ فَرَجًا وَمِنْ كُلِّ ضِيقٍ مَخْرَجًا
Her sıkıntımızdan bir ferahlık, her darlıktan bir çıkış yolu nasip etmeni isterim.
وَأَنْ تَرْزُقَنَا رِزْقًا حَسَنًا مُبَارَكًا
Bize güzel ve bereketli bir rızık vermeni dilerim.
وَأَسْأَلُكَ اللَّهُمَّ وَأَتَوَسَّلُ إِلَيْكَ بِجَمِيعِ أَسْمَائِكَ الْحُسْنَى
Allah’ım! Sana bütün güzel isimlerinle yalvarıyor ve Sana onlarla tevessül ediyorum.
يَا رَحْمَنُ يَا رَحِيمُ، يَا مَلِكُ يَا قُدُّوسُ، يَا سَلَامُ يَا مُؤْمِنُ
Ey Rahmân! Ey Rahîm! Ey Melik! Ey Kuddûs! Ey Selâm! Ey Mü’min!
يَا مُهَيْمِنُ يَا عَزِيزُ يَا جَبَّارُ يَا مُتَكَبِّرُ، يَا خَالِقُ
Ey Müheymin! Ey Aziz! Ey Cebbâr! Ey Mütekebbir! Ey Hâlık!
يَا بَارِئُ، يَا مُصَوِّرُ، يَا غَفَّارُ، يَا قَهَّارُ، يَا وَهَّابُ، يَا رَزَّاقُ، يَا فَتَّاحُ، يَا عَلِيمُ، يَا قَابِضُ، يَا بَاسِطُ، يَا خَافِضُ، يَا رَافِعُ، يَا مُعِزُّ، يَا مُذِلُّ، يَا سَمِيعُ، يَا بَصِيرُ، يَا حَكَمُ، يَا عَدْلُ، يَا لَطِيفُ، يَا خَبِيرُ
Ey yoktan var eden! Ey şekil veren! Ey çok bağışlayan! Ey kahreden! Ey karşılıksız veren! Ey rızıklandıran! Ey kapıları açan! Ey her şeyi bilen! Ey daraltan! Ey genişleten! Ey alçaltan! Ey yükselten! Ey izzet veren! Ey zillet veren! Ey işiten! Ey gören! Ey hükmeden! Ey mutlak adalet sahibi! Ey lütufkâr! Ey her şeyden haberdar olan!
يَا حَلِيمُ، يَا عَظِيمُ، يَا غَفُورُ، يَا شَكُورُ، يَا عَلِيُّ، يَا كَبِيرُ، يَا حَفِيظُ، يَا مُقِيتُ، يَا حَسِيبُ، يَا جَلِيلُ
Ey yumuşak davranan! Ey azamet sahibi! Ey çok bağışlayan! Ey şükrü bolca kabul eden! Ey yüce olan! Ey çok büyük olan! Ey koruyan! Ey rızık veren! Ey hesaba çeken! Ey celâl sahibi!
يَا كَرِيمُ، يَا رَقِيبُ، يَا مُجِيبُ، يَا وَاسِعُ، يَا حَكِيمُ، يَا وَدُودُ، يَا مَجِيدُ، يَا بَاعِثُ، يَا شَهِيدُ، يَا حَقُّ
Ey cömert! Ey gözetleyen! Ey dualara icabet eden! Ey rahmeti geniş olan! Ey hikmet sahibi! Ey çok seven! Ey şanı yüce olan! Ey dirilten! Ey her şeye şahit olan! Ey mutlak hak!
يَا وَكِيلُ، يَا قَوِيُّ، يَا مَتِينُ، يَا وَلِيُّ، يَا حَمِيدُ، يَا مُحْصِي، يَا مُبْدِئُ، يَا مُعِيدُ، يَا مُحْيِي، يَا مُمِيتُ
Ey her işi üzerine alan! Ey güçlü! Ey sağlam! Ey dost! Ey övülmeye layık olan! Ey her şeyi sayan! Ey ilk defa yaratan! Ey yeniden dirilten! Ey hayat veren! Ey öldüren!
يَا حَيُّ، يَا قَيُّومُ، يَا وَاجِدُ، يَا مَاجِدُ، يَا وَاحِدُ، يَا أَحَدُ، يَا صَمَدُ، يَا قَادِرُ، يَا مُقْتَدِرُ
Ey diri olan! Ey her şeyi ayakta tutan! Ey bulan! Ey şanı yüce olan! Ey bir olan! Ey tek olan! Ey her şeyin kendisine muhtaç olduğu! Ey kudret sahibi! Ey mutlak güç sahibi!
يَا مُقَدِّمُ، يَا مُؤَخِّرُ، يَا أَوَّلُ، يَا آخِرُ، يَا ظَاهِرُ، يَا بَاطِنُ، يَا وَالِي، يَا مُتَعَالِي، يَا بَرُّ، يَا تَوَّابُ، يَا مُنْتَقِمُ
Ey öne alan! Ey geriye bırakan! Ey ilk! Ey son! Ey apaçık olan! Ey gizli olan! Ey yöneten! Ey yücelerin yücesi! Ey iyilik sahibi! Ey tövbeleri kabul eden! Ey adaletle karşılık veren!
يَا عَفُوُّ، يَا رَءُوفُ، يَا مَالِكَ الْمُلْكِ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Ey affeden! Ey çok şefkatli! Ey mülkün sahibi! Ey celâl ve ikram sahibi!
يَا مُقْسِطُ، يَا جَامِعُ، يَا غَنِيُّ، يَا مُغْنِي، يَا مَانِعُ، يَا ضَارُّ، يَا نَافِعُ، يَا نُورُ
Ey adaletle hükmeden! Ey toplayan! Ey hiçbir şeye muhtaç olmayan! Ey zengin eden! Ey engelleyen! Ey zarar veren! Ey fayda veren! Ey nur!
يَا هَادِي، يَا بَدِيعُ، يَا بَاقِي، يَا وَارِثُ، يَا رَشِيدُ
Ey hidayet veren! Ey eşsiz yaratan! Ey baki olan! Ey her şeyin varisi! Ey doğruya ileten!
Arapça:
يَا صَبُورُ سُبْحَانَكَ، يَا مَنْ تَقَدَّسَ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ، سُبْحَانَكَ يَا مَنْ تَنَزَّهَ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ، سُبْحَانَكَ يَا مَنْ شَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ، سُبْحَانَكَ يَا وَاحِدًا لَا مِنْ قِلَّةٍ،
سُبْحَانَكَ يَا مَوْجُودُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، مَوْجُودٌ مِنْ غَيْرِ عِلَّةٍ، مَعْرُوفٌ بِالْإِحْسَانِ، مَوْصُوفٌ.
سُبْحَانَكَ يَا مَعْرُوفُ بِلَا غَايَةٍ، سُبْحَانَكَ يَا مَوْصُوفُ بِلَا نِهَايَةٍ، سُبْحَانَكَ يَا أَوَّلُ بِلَا ابْتِدَاءٍ، سُبْحَانَكَ يَا آخِرُ بِلَا انْتِهَاءٍ.
سُبْحَانَكَ يَا مَنْ لَا تُغَيِّرُهُ تَعَاقُبُ الْأَوْقَاتِ، وَلَا تُفْنِيهِ السِّنُونَ، سُبْحَانَكَ يَا مَنْ كُلُّ الْمَخْلُوقَاتِ تَحْتَ قَهْرِ عَظَمَتِهِ، وَأَمْرُهُ بَيْنَ الْكَافِ وَالنُّونِ.
سُبْحَانَكَ يَا مَنْ ذِكْرُهُ أُنْسُ الْمُخْلِصِينَ، سُبْحَانَكَ يَا مَنْ هَدَى أَهْلَ طَاعَتِهِ إِلَى الصِّرَاطِ الْمُسْتَقِيمِ، سُبْحَانَكَ يَا مَنْ أَبْدَعَ لِأَهْلِ جَنَّاتِ النَّعِيمِ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ.
Türkçe Meali:
Ey Sabûr olan Allah! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Zâtı her türlü benzerlikten uzak olan Sensin. Sıfatları, mahlûkatın sıfatlarına benzemekten münezzeh olan Sensin. Rab oluşuna bütün âyetlerin şahitlik ettiği Sensin.
Sen teksin; bu bir eksiklikten dolayı değil. Senden başka ilâh yoktur. Sebepsiz olarak var olan Sensin. İhsanla tanınan ve bilinen Sensin.
Sen sınırsız şekilde bilinen Sensin. Sonu olmayan sıfatlarla vasıflanansın. Başlangıcı olmayan Evvel Sensin. Sonu olmayan Âhir Sensin.
Zamanların değişmesi Seni değiştirmez. Yılların geçmesi Seni yok etmez. Bütün yaratılmışlar, azametinin hükmü altındadır. Her şey Senin “Ol” emrinle meydana gelir.
Senin zikrin, ihlâslı kullar için bir huzur ve ünsiyettir. İtaat eden kullarını dosdoğru yola ileten Sensin. Cennet ehli için, hiçbir gözün görmediği nimetleri yaratan Sensin.
Arapça:
سُبْحَانَكَ يَا مَنْ غَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا مِنْهُ وَحِلْمًا، يَا مَنْ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ، اللَّهُمَّ إِنَّا نَخَافُ سُوءَ مَا بَثَثْنَا، وَكَيْفَ شِئْتَ ثَبَّتَّنَا عَلَى مَا شِئْتَ يَا نِعْمَ الْمَوْلَى وَيَا نِعْمَ النَّصِيرُ.
سُبْحَانَكَ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، يَفْعَلُ اللَّهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ.
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، يَا مَالِكَ الْمُلْكِ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، بِرَحْمَتِكَ نَسْتَغِيثُ، وَمِنْ عَذَابِكَ نَسْتَجِيرُ.
اللَّهُمَّ يَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ أَغِثْنَا، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، بِجَاهِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ﷺ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ.
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ، لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى، وَلَهُ الْمَثَلُ الْأَعْلَى فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ.
مِنْهُمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ، وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ، آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ.
رَبَّنَا آمَنَّا بِكَ وَبِأَسْمَائِكَ وَصِفَاتِكَ، وَبِمَا أَنْتَ مَوْصُوفٌ بِهِ فِي عُلُوِّ ذَاتِكَ، وَكَمَا يَلِيقُ بِجَلَالِ وَجْهِكَ وَعَظِيمِ سُلْطَانِكَ.
Türkçe Meali:
Ey günahkârların günahlarını lütuf ve hilmiyle bağışlayan Allah! Senin benzerin yoktur; Sen işiten ve görensin. Allah’ım, işlediğimiz kötülüklerden korkuyoruz. Dilediğin şekilde bizi dilediğin yolda sabit kıl; Sen ne güzel dost, ne güzel yardımcı olansın.
Seni övmekte acizim; Sen kendini nasıl övdüysen öylesin. Komşuluğun yücedir, övgün pek büyüktür. Allah kudretiyle dilediğini yapar, izzetiyle hükmünü dilediği gibi yürütür.
Ey Hayy ve Kayyûm olan! Ey gökleri ve yeri yoktan var eden! Ey mülkün sahibi, celâl ve ikram sahibi! Rahmetinle yardım istiyor, azabından Sana sığınıyoruz.
Allah’ım! Ey yardıma koşanların imdadına yetişen! Bize yardım et. Senden başka ilâh yoktur. Rahmet Peygamberi Efendimiz Muhammed ﷺ hürmetine.
O doğurmamış ve doğurulmamıştır; Hiçbir şey O’na denk değildir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O’na aittir. O mutlak galip ve hüküm sahibidir.
Peygamberlerinden hiçbirini ayırt etmeyiz. Biz O’na teslim olanlarız. Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kaderin hayır ve şerrine iman ettik.
Rabbimiz! Sana, isimlerine ve sıfatlarına iman ettik. Zâtının yüceliğine yakıştığı şekilde Sana iman ettik. Celâlinin büyüklüğüne ve kudretinin azametine layık olduğu üzere.
Arapça:
وَصِفَاتِكَ وَمَا أَنْتَ لَهُ أَهْلٌ فِي عَظِيمِ رُبُوبِيَّتِكَ، وَكَمَا هُوَ لَائِقٌ بِكَ فِي عِلْمِكَ الْأَعْلَى، يَا عَالِمَ السِّرِّ وَأَخْفَى، يَا قَيُّومَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، يَا صَاحِبَ الدَّوَامِ وَالْبَقَاءِ.
اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ وَنَفِرُّ إِلَيْكَ مِنَ الزَّيْغِ وَالزَّلَلِ، مِمَّا أَمَرْتَ بِهِ مِنْ قَوْلٍ أَوْ فِعْلٍ أَوْ عَمَلٍ.
وَنَقُولُ: اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ، لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ، سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يَصِفُونَ.
بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، أَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ، وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ.
ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ، خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ.
لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ، وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ.
اللَّهُمَّ فَاجْعَلْنَا عَلَى ذَلِكَ، اللَّهُمَّ وَفِّقْنَا إِلَى ذَلِكَ، اللَّهُمَّ ثَبِّتْنَا عَلَى ذَلِكَ، وَاحْشُرْنَا عَلَى ذَلِكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
يَا مَنْ هُوَ الْأَوَّلُ قَبْلَ كُلِّ شَيْءٍ، وَالْآخِرُ بَعْدَ كُلِّ شَيْءٍ، وَالظَّاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ، وَالْبَاطِنُ دُونَ كُلِّ شَيْءٍ.
يَا نُورَ الْأَنْوَارِ، يَا عَالِمَ الْأَسْرَارِ، يَا مُدَبِّرَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ.
يَا غَفَّارُ، يَا قَهَّارُ، يَا رَحْمَنُ، يَا رَحِيمُ، يَا وَدُودُ، يَا وَهَّابُ، يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ.
يَا عَلَّامَ الْغُيُوبِ، يَا غَفَّارَ الذُّنُوبِ، يَا سَتَّارَ الْعُيُوبِ، يَا كَاشِفَ الْكُرُوبِ.
يَا حَبِيبَ كُلِّ مَحْبُوبٍ، يَا مُنْتَهَى كُلِّ مَطْلُوبٍ، نَسْأَلُكَ اللَّهُمَّ بِجَلَالِكَ الْعَظِيمِ أَنْ لَا تَجْعَلَنَا بِذُنُوبِنَا، وَتَحْرِمَنَا أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ وَفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ وَجُودِكَ وَجَمَالِكَ مَحْجُوبِينَ.
يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
Türkçe Meali:
Sıfatlarınla ve büyük rabliğine layık olan hâlinle Sana iman ettik. İlminin yüceliğine yakışır şekilde. Ey gizliyi ve daha gizliyi bilen! Ey göklerin ve yerin kayyûmu! Ey daimîlik ve bekā sahibi!
Allah’ım! Söz, fiil ve amel olarak emrettiklerinden sapmaktan ve sürçmekten Sana sığınıyor, Sana kaçıyoruz.
Deriz ki: Hükümranlığı hak olan Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, yüce Arş’ın Rabbidir. Onların yakıştırmalarından münezzehtir.
Gökleri ve yeri yoktan var edendir. O’nun eşi yoktur ki çocuğu olsun. Her şeyi yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilendir.
İşte Rabbiniz Allah budur. O’ndan başka ilâh yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır; yalnız O’na kulluk edin. O, her şeye vekildir.
Gözler O’nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O latîf ve her şeyden haberdardır.
Allah’ım! Bizi bu hâl üzere kıl. Bizi buna muvaffak eyle. Bizi bu yolda sabit kıl. Bizi bu hâl üzere haşret, ey âlemlerin Rabbi!
Ey her şeyden önce olan İlk! Ey her şeyden sonra kalan Son! Ey her şeyin üstünde olan Zâhir! Ey her şeyin ötesinde olan Bâtın!
Ey nurların Nûru! Ey sırların Âlimi! Ey geceyi ve gündüzü düzenleyen!
Ey çok bağışlayan! Ey mutlak kahredici! Ey Rahmân! Ey Rahîm! Ey seven! Ey karşılıksız veren! Ey kalpleri çeviren!
Ey gaybları bilen! Ey günahları bağışlayan! Ey ayıpları örten! Ey sıkıntıları gideren!
Ey her sevilenin sevgilisi! Ey her talebin nihayeti! Allah’ım, azametinin hürmetine Sana yalvarıyoruz: Bizi günahlarımız sebebiyle mahrum bırakma. Rahmetinin, fazlının, kereminin, cömertliğinin ve güzelliğinin kapılarından bizi uzak kılma.
Ey merhametlilerin en merhametlisi!
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ، وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ السَّيِّدِ الْكَامِلِ، الْفَاتِحِ الْخَاتِمِ، نُورِكَ الْمُبِينِ، وَرَسُولِكَ الصَّادِقِ الْأَمِينِ
Allah’ım! Kulun ve Nebin, Habibin ve Resûlün olan Efendimiz ve Mevlâmız Muhammed’e salât, selâm ve bereket eyle. O, kâmil efendi, açan ve tamamlayan, apaçık nurun, doğru ve güvenilir elçindir.
اللَّهُمَّ وَآتِهِ الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّفِيعَةَ فِي الْجَنَّةِ، وَابْعَثْهُ الْمَقَامَ الْمَحْمُودَ الَّذِي وَعَدْتَهُ
Allah’ım! Ona vesileyi, fazileti ve cennette en yüce dereceleri ver. Kendisine vaat ettiğin Makam-ı Mahmud’a onu eriştir.
وَاجْعَلْهُ حَوْضًا مَوْرُودًا، وَلِوَاءً مَعْقُودًا، وَعِدَةً لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ، الْحَبِيبَ الْمُجْتَبَى، وَالشَّفِيعَ الْمُرْتَضَى
Onu uğranılan bir havuz sahibi, dikilmiş bir sancak sahibi kıl. Vaadini asla bozmayan Sen, onu seçilmiş sevgili ve kabul edilen şefaatçi eyledin.
وَالرَّسُولَ الْمُصْطَفَى، وَالنَّبِيَّ الْمُجْتَبَى، اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ
O, seçilmiş resûl ve seçkin nebidir. Allah’ım! Ona, âline ve bütün ashabına salât, selâm ve bereket eyle.
فِي كُلِّ وَقْتٍ وَحِينٍ حَتَّى تَرِثَ الْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
Her zaman ve her hâlde, yerin ve üzerindekilerin tamamı Sana kalıncaya kadar; çünkü Sen, mirasçıların en hayırlısısın.
اللَّهُمَّ اجْعَلْ أَفْضَلَ صَلَوَاتِكَ أَبَدًا، وَأَزْكَى تَحِيَّاتِكَ سَرْمَدًا، وَأَنْعَمْ بِبَرَكَاتِكَ فَضْلًا وَعَدَدًا
Allah’ım! Salâtlarının en faziletli olanını ona daim kıl, selâmlarının en temizini sürekli eyle. Bereketlerini lütuf ve sayılamayacak kadar bol kıl.
عَلَى أَشْرَفِ الْخَلَائِقِ الْإِنْسَانِيَّةِ، وَمَجْمَعِ الْحَقَائِقِ الْإِيمَانِيَّةِ، وَطُورِ التَّجَلِّيَاتِ الْإِحْسَانِيَّةِ
İnsanlığın en şereflisi, iman hakikatlerinin merkezi, ihsan tecellilerinin zirvesi olan Efendimizin üzerine.
وَمَهْبِطِ الْأَسْرَارِ الرَّحْمَانِيَّةِ، وَعُرُوسِ الْمَمْلَكَةِ الرَّبَّانِيَّةِ، وَمُقَدَّمِ جَيْشِ الْمُرْسَلِينَ
Rahmanî sırların indiği yer, Rabbanî saltanatın gelini, peygamberler ordusunun öncüsü olan Nebinin üzerine.
وَقَائِدِ رَكْبِ الْأَنْبِيَاءِ الْمُكَرَّمِينَ، وَأَفْضَلِ الْخَلْقِ أَجْمَعِينَ
İkram edilmiş peygamberler kervanının önderi, bütün mahlûkatın en faziletlisi olan Efendimizin üzerine.
وَالرَّسُولِ الْمُعَظَّمِ، وَالنَّبِيِّ الْمُحْتَشَمِ، سَيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَعَلَى سَائِرِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ، وَعَلَى أَهْلِ طَاعَتِكَ أَجْمَعِينَ
Yüce resûl, vakarlı nebi; Efendimiz ve Mevlâmız, Abdullah oğlu Abdülmuttalib oğlu Muhammed’in, bütün peygamberlerin ve elçilerin, yakın meleklerin ve Sana itaat eden kullarının tamamının üzerine olsun.
وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، مِنْ أَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَأَهْلِ الْأَرْضِينَ، كُلَّمَا ذَكَرَكَ الذَّاكِرُونَ، وَغَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ الْغَافِلُونَ
Göklerdeki ve yerdeki salih kullarının üzerine olsun. Seni ananlar andıkça, Seni unutanlar gaflette kaldıkça…
وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا إِلَى يَوْمِ الدِّينِ، فِي كُلِّ لَمْحَةٍ أَلْفَ أَلْفِ مَرَّةٍ، وَأَضْعَافَ ذٰلِكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ
Din gününe kadar, her bir an içinde binlerce kez, kat kat selâm eyle. Ey âlemlerin Rabbi!
اللَّهُمَّ اجْعَلْ صَلَوَاتِكَ وَرَحْمَاتِكَ وَبَرَكَاتِكَ وَفَضَائِلَكَ وَتَحِيَّاتِكَ، وَآلَاءَكَ وَرَأْفَتَكَ وَسَلَامَكَ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ
Allah’ım! Salâtlarını, rahmetlerini, bereketlerini, faziletlerini ve selâmlarını; nimetlerini, şefkatini ve esenliğini elçilerin efendisi olan Efendimiz Muhammed’in üzerine eyle.
وَخَاتَمِ النَّبِيِّينَ، وَإِمَامِ الْمُتَّقِينَ، وَقَائِدِ الْغُرِّ الْمُحَجَّلِينَ، وَأَفْضَلِ الْخَلَائِقِ أَجْمَعِينَ
Nebilerin sonuncusu, takva sahiplerinin imamı, nur yüzlülerin önderi ve bütün mahlûkatın en faziletlisi olan Efendimizin üzerine.
سَيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ، إِمَامِ الْخَيْرِ، وَرَسُولِ الرَّحْمَةِ، وَشَفِيعِ الْأُمَّةِ
Kulun, nebîn, habîbin ve resûlün olan Efendimiz Muhammed’in üzerine; hayrın imamı, rahmet elçisi ve ümmetin şefaatçisi olan Nebinin üzerine.
اللَّهُمَّ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا يَغْبِطُهُ فِيهِ الْأَوَّلُونَ وَالْآخِرُونَ
Allah’ım! İlklerin ve sonların gıpta edeceği Makam-ı Mahmud’a onu eriştir.
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ وَسَلَّمْتَ وَبَارَكْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline, İbrahim’e ve onun âline salât, selâm ve bereket ettiğin gibi salât, selâm ve bereket eyle.
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، عَدَدَ خَلْقِكَ وَرِضَا نَفْسِكَ
Şüphesiz Sen hamde layık ve yücesin; yarattıklarının sayısınca ve kendi rızan ölçüsünce.
وَكُلَّمَا ذَكَرَكَ الذَّاكِرُونَ، وَغَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ الْغَافِلُونَ
Seni ananlar andıkça, Seni unutanlar gaflette kaldıkça…
اللَّهُمَّ أَعْطِ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا أَفْضَلَ مَا سَأَلَكَ بِهِ أَحَدٌ مِنْ خَلْقِكَ، وَأَعْطِ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا أَفْضَلَ مَا أَنْتَ مَسْؤُولٌ لَهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ
Allah’ım! Kullarından herhangi birinin Sen’den istediği en büyük nimeti Efendimiz Muhammed’e ver. Kıyamet gününe kadar kendisi için istenebilecek en yüce ihsanı ona lütfet.
اللَّهُمَّ تَقَبَّلْ شَفَاعَةَ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْكُبْرَى، وَارْفَعْ دَرَجَتَهُ الْعُلْيَا
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’in büyük şefaatini kabul eyle, onun en yüce derecesini daha da yükselt.
اللَّهُمَّ وَآتِهِ سُؤْلَهُ فِي الْآخِرَةِ وَالْأُولَى كَمَا آتَيْتَ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى
Allah’ım! İbrahim’e ve Musa’ya verdiğin gibi, ona da dünyada ve âhirette istediğini ver.
اللَّهُمَّ يَا رَبِّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَآلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline salât, selâm ve bereket eyle.
وَآجِرْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَنَّا مَا هُوَ أَهْلُهُ
Efendimiz Muhammed’i, bizim adımıza layık olduğu şekilde mükâfatlandır.
اللَّهُمَّ وَآتِهِ الْوَسِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الْعَالِيَةَ الرَّفِيعَةَ فِي الْجَنَّةِ
Allah’ım! Ona cennette vesileyi ve en yüce, en yüksek dereceleri ver.
اللَّهُمَّ وَابْعَثْهُ الْمَقَامَ الْمَحْمُودَ
Allah’ım! Onu Makam-ı Mahmud’a ulaştır.
وَإِنَّهُ الْحَوْضُ الْمَوْرُودُ وَاللِّوَاءُ الْمَعْقُودُ الَّذِي وَعَدْتَهُ يَا مَنْ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ
O, vaad ettiğin Kevser Havuzu’nun sahibidir ve açılmış sancağın taşıyıcısıdır. Ey vaadinden dönmeyen Rabbimiz!
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ وَأَزْوَاجِهِ وَأَهْلِ بَيْتِهِ
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, onun âline, ashabına, eşlerine ve Ehl-i Beyt’ine salât, selâm ve bereket eyle.
وَأَنْصَارِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَمُحِبِّيهِ وَمُهَاجِرِيهِ وَنُصَرَائِهِ وَأَشْيَاعِهِ
Onun yardımcılarına, tâbilerine, sevenlerine, hicret edenlerine, destekçilerine ve yolundan gidenlerine de…
وَعَلَيْنَا مَعَهُمْ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bizi de onların arasına kat.
صَلَاةً تَمْلَأُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِينَ
Gökleri ve yeri dolduran bir salât ile…
عَدَدَ مَا كَانَ وَعَدَدَ مَا يَكُونُ وَعَدَدَ مَا هُوَ كَائِنٌ فِي مِلْكِكَ الْقَدِيمِ
Olmuş olanların sayısınca, olacak olanların sayısınca ve Senin ezelî mülkünde var olan her şeyin sayısınca…
وَأَضْعَافَ أَضْعَافِ ذٰلِكَ مِنَ الْأَوَّلِ إِلَى الْأَبَدِ
Bunların kat kat fazlasıyla, başlangıçtan sonsuzluğa kadar…
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدٍ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ أَوَّلًا وَآخِرًا وَظَاهِرًا وَبَاطِنًا
Allah’ım! Rahmet peygamberi olan Efendimiz ve Mevlâmız Muhammed’e önce, sonra, açıkta ve gizlide salât, selâm ve bereket eyle.
صَلَاةً تَحُلُّ بِهَا عُقَدِي وَتُفَرِّجُ بِهَا كُرَبِي وَتَشْفِينِي بِهَا مِنْ وَجَعِي وَتَقْضِي بِهَا حَاجَتِي
Öyle bir salât ki: onunla düğümlerim çözülsün, sıkıntılarım dağılsın, dertlerim şifa bulsun ve ihtiyaçlarım giderilsin.
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ
Allah’ım! İbrahim’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e de salât eyle.
وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
İbrahim’in âline de… Şüphesiz Sen hamde layık ve yücesin.
وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Efendimiz Muhammed’e ve onun âline, İbrahim’e ve onun âline bereket verdiğin gibi bereket ver. Şüphesiz Sen hamde layık ve yücesin.
اللَّهُمَّ ارْحَمْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا رَحِمْتَ سَيِّدَنَا إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline rahmet eyle; İbrahim’e ve onun âline rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz Sen hamde layık ve yücesin.
اللَّهُمَّ وَنَحْنُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا نَحْنُ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allah’ım! Bizleri de Efendimiz Muhammed’e ve onun âline bağladığın gibi, İbrahim’e ve onun âline bağladığın kimselerden eyle. Şüphesiz Sen hamde layık ve yücesin.
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ
Allah’ım! İbrahim’e salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e de salât ve selâm eyle.
عَدَدَ خَلْقِكَ وَرِضَا نَفْسِكَ وَزِنَةَ عَرْشِكَ وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ
Yarattıklarının sayısınca, Senin rızan kadar, arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi kadar…
كُلَّمَا ذَكَرَكَ الذَّاكِرُونَ وَكُلَّمَا غَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ الْغَافِلُونَ
Seni ananların her anışında ve Seni unutanların her gafletinde…
تَسْلِيمًا كَثِيرًا إِلَى يَوْمِ الدِّينِ فِي كُلِّ لَحْظَةٍ أَلْفَ أَلْفِ مَرَّةٍ وَأَضْعَافَ أَضْعَافِ ذٰلِكَ
Kıyamet gününe kadar, her an binlerce defa, hatta kat kat fazlasıyla salât ve selâm eyle.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِجَاهِ نَبِيِّكَ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ الرَّؤُوفِ الرَّحِيمِ
Allah’ım! Rahmet, şefkat ve merhamet peygamberin hürmetine Sana yöneliyorum.
أَنْ تُصَلِّيَ وَتُسَلِّمَ وَتُبَارِكَ عَلَى خَيْرِتِكَ مِنْ خَلْقِكَ سَيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدٍ
Yarattıklarının en hayırlısı olan Efendimiz ve Peygamberimiz Muhammed’e salât, selâm ve bereket eylemeni diliyorum.
وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ
Onun âline ve bütün ashabına da…
وَأَنْ تَغْفِرَ لِي ذُنُوبِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِجَمِيعِ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ
Günahlarımı, anne ve babamın günahlarını, bütün Müslüman erkek ve kadınların, mümin erkek ve kadınların günahlarını bağışlamanı diliyorum.
وَأَنْ تَفْتَحَ لَنَا فَتْحًا مُبِينًا عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Bize apaçık bir fetih nasip eyle. Sen her şeye kadirsin.
وَأَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ أَمْرِي فَرَجًا وَمَخْرَجًا
İşimde bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu ihsan eyle.
وَأَنْ تَرْزُقَنِي مِنْ خَزَائِنِ الْغَيْبِ رِزْقًا حَسَنًا وَاسِعًا مُبَارَكًا
Gayb hazinelerinden bana güzel, bol ve bereketli bir rızık ver.
وَأَنْ تَجْعَلَ خَيْرَ أَعْمَالِي خَوَاتِيمَهَا وَخَيْرَ أَيَّامِي يَوْمَ أَلْقَاكَ وَأَنْتَ رَاضٍ عَنِّي
Amellerimin sonunu hayırlı eyle, en hayırlı günümü Sana kavuştuğum gün kıl ve benden razı ol.
يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ يَا سَيِّدِي يَا مُحَمَّدُ يَا نَبِيَّ الرَّحْمَةِ
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Ey Efendim Muhammed! Ey rahmet peygamberi!
Dua Metni (Devam)
إِنِّي تَوَجَّهْتُ بِكَ إِلَىٰ رَبِّي فِي حَاجَتِي هٰذِهِ لِتُقْضَى لِي، اَللّٰهُمَّ شَفِّعْنِي فِيهَا، وَارْحَمْنِي، وَاقْضِ حَاجَتِي، وَأَحْسِنْ دُعَائِي، وَتَفَضَّلْ عَلَيَّ بِمَسْأَلَتِي.
Bu ihtiyacımın giderilmesi için Seninle Rabbime yöneldim. Allah’ım! Bu hususta beni şefaatine mazhar kıl, bana merhamet et, ihtiyacımı gider, duamı güzel kabul et ve isteğimde bana lütfunla muamele et.
يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِصِفَاتِكَ الْعُلْيَا، وَأَسْأَلُكَ بِكَلِمَاتِكَ التَّامَّاتِ، وَأَسْأَلُكَ بِكِتَابِكَ الْمُنْزَلِ، وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولِكَ.
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Allah’ım, yüce sıfatlarınla, eksiksiz kelimelerinle, indirdiğin kitabınla ve Resûlün Muhammed hürmetine Senden istiyorum.
يَا رَبِّ، يَا مَنْزِلَ الْكِتَابِ، يَا سَرِيعَ الْحِسَابِ، يَا مَنْ إِذَا دُعِيَ أَجَابَ.
Ey Rabbim! Ey kitabı indiren, ey hesabı çabuk gören, ey kendisine dua edildiğinde icabet eden!
يَا رَحِيمُ، يَا قَرِيبُ، يَا مُجِيبُ، يَا حَنَّانُ، يَا مَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ.
Ey merhametli, ey yakın, ey dualara cevap veren, ey çok şefkatli, ey çok ihsan eden, ey gökleri ve yeri yoktan var eden!
يَا مَالِكَ الْمُلْكِ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ.
Ey mülkün gerçek sahibi, ey celâl ve ikram sahibi!
اَللّٰهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً، وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ.
Allah’ım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَىٰ وَالتُّقَىٰ وَالْعَفَافَ وَالْغِنَىٰ.
Allah’ım! Senden hidayet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجَهْلِ وَالْبَلَاءِ، وَمِنَ الْفِتَنِ فِي الْغُرْبَةِ.
Allah’ım! Cehaletten, belalardan ve gurbet fitnelerinden Sana sığınırım.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ وَالْمَسْكَنَةِ، وَمِنْ ضِيقِ الصَّدْرِ.
Allah’ım! Fakirlikten, düşkünlükten ve gönül darlığından Sana sığınırım.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الرِّدَّةِ، وَمِنْ مَكْرِكَ، وَمِنْ بَغْيِكَ.
Allah’ım! Dinden dönmekten, Senin mekrinden ve gazabından Sana sığınırım.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَمِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ.
Allah’ım! Kederden, üzüntüden, acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ.
Allah’ım! Borcun baskısından ve insanların zulmünden Sana sığınırım.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِجَائَاتِ نِقْمَتِكَ، وَمِنْ جَمِيعِ سَخَطِكَ.
Allah’ım! Azabının ansızın gelmesinden ve bütün gazabından Sana sığınırım.
Dua Metni (Devam)
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَعْرَاضِكَ، بِسْمِ اللّٰهِ الْخَالِقِ الْأَكْبَرِ حِرْزٌ لِكُلِّ خَائِفٍ.
Allah’ım! Gazabından Sana sığınırım. Allah’ın adıyla; O en büyük yaratıcıdır, her korkan için bir sığınaktır.
لَا طَاقَةَ لِمَخْلُوقٍ مَعَ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ، بِسْمِ اللّٰهِ مَا شَاءَ اللّٰهُ.
Allah Azze ve Celle ile birlikte hiçbir yaratığın gücü yoktur. Allah’ın adıyla; Allah ne dilerse o olur.
لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ، مَا مِنْ نِعْمَةٍ إِلَّا مِنَ اللّٰهِ.
Güç ve kuvvet yalnızca Allah iledir. Her nimet Allah’tandır.
بِسْمِ اللّٰهِ مَا شَاءَ اللّٰهُ، الْخَيْرُ كُلُّهُ مِنَ اللّٰهِ.
Allah’ın adıyla; Allah ne dilerse o olur. Bütün hayır Allah’tandır.
لَا يَصْرِفُ السُّوءَ إِلَّا اللّٰهُ.
Kötülüğü yalnızca Allah giderir.
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ.
De ki: Yarattıklarının şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım.
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَٰهِ النَّاسِ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ.
De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlâhına; insanların göğüslerine vesvese veren sinsi vesvesecinin şerrinden, cinlerden ve insanlardan olanlara karşı sığınırım.
الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ.
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O, Rahmân ve Rahîm’dir. Din gününün sahibidir. Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna değil.
الم ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ أُولٰئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَأُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ.
Elif Lâm Mîm. Bu kitapta şüphe yoktur; muttakiler için bir hidayettir. Onlar gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar. Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; âhirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de onlardır.
Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .