Hizbü’l-İhlâs (Büyük Hizb) Nedir?

Bu sayfada yer alan dua, tasavvuf ve ilim tarihinde derin izler bırakmış büyük velîlerden biri olan Ahmed er-Rifâî Hazretleri’ne nispet edilen “Hizbü’l-İhlâs” yahut bilinen adıyla “Hizb-i Kebîr (Büyük Hizb)” duasıdır.

Ahmed er-Rifâî Hazretleri (kuddise sirruh), hicrî 6. asırda yaşamış; ilmi, takvâsı, zühdü ve ümmete olan derin merhametiyle tanınmış büyük bir İslâm âlimi ve velî zâttır. Kurduğu Rifâiyye yolu, gösterişten uzak, ihlâs, edep ve Allah’a tam teslimiyet esasları üzerine bina edilmiştir.

Hizb Nedir?

“Hizb” kelimesi, dua literatüründe belirli bir tertip ve bütünlük içinde hazırlanmış, Kur’ân ayetleri, esmâ-i hüsnâ, salavâtlar ve sahih niyazlardan oluşan derin mânâlı dua metinlerini ifade eder.

Hizbler, rastgele sözlerden değil; Allah’ı tanıyan, nefsini bilen ve kulluk yolunda kemâle ermiş âlim ve velîlerin kalbî tecrübelerinden doğmuştur. Bu yönüyle bir hizb, sadece okunacak bir metin değil, bir kulluk terbiyesidir.

Hizbü’l-İhlâs Ne Anlatır?

Hizbü’l-İhlâs, adından da anlaşılacağı üzere kulun Allah’a olan yönelişini ihlâs üzere arındırmayı hedefleyen bir duadır. Metin boyunca; Allah’ın birliği, kudreti, rahmeti, hükmünün mutlaklığı ve kulun acziyeti güçlü bir şekilde vurgulanır.

Bu dua, kulun nefsine güvenmesini değil; tam anlamıyla Allah’a dayanmasını, O’ndan başka hiçbir güce bel bağlamamasını öğretir. Okuyana; tevazu, teslimiyet ve kalbî sükûnet kazandırmayı amaçlar.

Aşağıda yer alan metin, aslî tertibine sadık kalınarak, Arapça aslı ve Türkçe anlamı ile birlikte sunulmuştur. Herhangi bir ekleme veya çıkarma yapılmadan, metne azami özen gösterilmiştir.

Hizbü’l-İhlâs (Hizb-i Kebîr) – Başlangıç

حِزْبُ الإِخْلَاصِ أَوِ الْحِزْبُ الْكَبِير

لِسَيِّدِنَا أَحْمَدَ الرِّفَاعِيِّ رضي الله عنه


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.


الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ۝

Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ۝

O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.

مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ۝

Hesap gününün sahibidir.

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ۝

(Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.

اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ۝

Bizi dosdoğru yola ilet.

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ ۝

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna değil.

Hizbü’l-İhlâs – Kur’ân Ayetleri

ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ ۝

Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır; muttakiler için bir hidayettir.

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ۝

Onlar gayba iman ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ۝

Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahirete de kesin olarak inanırlar.

أُولٰئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ ۖ وَأُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝

İşte onlar Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de onlardır.


اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ ۖ وَلَا يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ۝

Allah, O’ndan başka ilâh yoktur. Diridir, kayyumdur. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan katında kim şefaat edebilir? Onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir. O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır; onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.


لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ وَإِنْ تُبْدُوا مَا فِي أَنْفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُ ۖ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ ۗ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ۝

Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah her şeye kadirdir.

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ آمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ ۚ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ ۚ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ۝

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ ۖ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا ۚ أَنْتَ مَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ۝

Esmâü’l-Hüsnâ – Okunuşu ve Anlamları

1. الْقُدُّوسُ
El-Kuddûs – Her türlü eksiklikten uzak, mutlak temiz

2. السَّلَامُ
Es-Selâm – Esenlik ve selâmet veren

3. الْمُؤْمِنُ
El-Mü’min – Güven veren, emin kılan

4. الْمُهَيْمِنُ
El-Müheymin – Her şeyi gözetip koruyan

5. الْعَزِيزُ
El-Azîz – Mutlak güç ve izzet sahibi

6. الْجَبَّارُ
El-Cebbâr – Kudretiyle her şeye hükmeden

7. الْمُتَكَبِّرُ
El-Mütekebbir – Büyüklüğünü mutlak olarak gösteren

8. الْخَالِقُ
El-Hâlik – Yoktan yaratan

9. الْبَارِئُ
El-Bâri – Her şeyi kusursuz yaratan

10. الْمُصَوِّرُ
El-Musavvir – Şekil ve suret veren

11. الْغَفَّارُ
El-Gaffâr – Günahları çokça bağışlayan

12. الْقَهَّارُ
El-Kahhâr – Her şeye mutlak galip gelen

13. الْوَهَّابُ
El-Vehhâb – Karşılıksız bolca veren

14. الرَّزَّاقُ
Er-Rezzâk – Rızık veren

15. الْفَتَّاحُ
El-Fettâh – Kapıları açan, hüküm veren

16. الْعَلِيمُ
El-Alîm – Her şeyi bilen

17. الْحَيُّ
El-Hayy – Diri, hayatın kaynağı

18. الْقَيُّومُ
El-Kayyûm – Her şeyi ayakta tutan

19. الْغَفُورُ
El-Gafûr – Çok bağışlayan

20. الرَّحِيمُ
Er-Rahîm – Merhameti sonsuz olan

21. الْقَابِضُ
El-Kâbid – Dilediğinde rızkı daraltan

22. الْبَاسِطُ
El-Bâsit – Dilediğinde rızkı genişleten

23. الْخَافِضُ
El-Hâfid – Dilediğini alçaltan

24. الرَّافِعُ
Er-Râfi‘ – Dilediğini yükselten

25. الْمُعِزُّ
El-Mu‘izz – İzzet veren, yücelten

26. الْمُذِلُّ
El-Müzill – Dilediğini zillete düşüren

27. السَّمِيعُ
Es-Semî‘ – Her şeyi işiten

28. الْبَصِيرُ
El-Basîr – Her şeyi gören

29. الْحَكَمُ
El-Hakem – Mutlak hüküm sahibi

30. الْعَدْلُ
El-Adl – Mutlak adalet sahibi

31. اللَّطِيفُ
El-Latîf – Lütfu ince ve gizli olan

32. الْخَبِيرُ
El-Habîr – Her şeyden haberdar olan

33. الْحَلِيمُ
El-Halîm – Cezada acele etmeyen

34. الْعَظِيمُ
El-Azîm – Azameti sonsuz olan

35. الْغَفُورُ
El-Gafûr – Çokça bağışlayan

36. الشَّكُورُ
Eş-Şekûr – Az amele çok sevap veren

37. الْعَلِيُّ
El-Aliyy – Yüceliği mutlak olan

38. الْكَبِيرُ
El-Kebîr – Büyüklüğü sınırsız olan

39. الْحَفِيظُ
El-Hafîz – Koruyup muhafaza eden

40. الْمُقِيتُ
El-Mukît – Rızkı ve gücü veren, yeterli kılan

41. الْحَسِيبُ
El-Hasîb – Her şeyin hesabını bilen, yeterli olan

42. الْجَلِيلُ
El-Celîl – Celâl ve azamet sahibi

43. الْكَرِيمُ
El-Kerîm – İkramı bol, çok cömert

44. الرَّقِيبُ
Er-Rakîb – Her şeyi gözetip denetleyen

45. الْمُجِيبُ
El-Mucîb – Dualara icabet eden

46. الْوَاسِعُ
El-Vâsi‘ – Rahmeti ve ilmi her şeyi kuşatan

47. الْحَكِيمُ
El-Hakîm – Her işi hikmetle yapan

48. الْوَدُودُ
El-Vedûd – Kullarını çok seven ve sevilen

49. الْمَجِيدُ
El-Mecîd – Şanı ve şerefi yüce olan

50. الْبَاعِثُ
El-Bâis – Ölüleri dirilten, yeniden hayat veren

51. الشَّهِيدُ
Eş-Şehîd – Her şeye şahit olan

52. الْحَقُّ
El-Hakk – Varlığı ve hükmü mutlak gerçek olan

53. الْوَكِيلُ
El-Vekîl – Kendisine tevekkül edilmesi gereken

54. الْقَوِيُّ
El-Kaviyy – Kudreti eksiksiz olan

55. الْمَتِينُ
El-Metîn – Gücü sarsılmaz olan

56. الْوَلِيُّ
El-Veliyy – Dost ve yardımcı olan

57. الْحَمِيدُ
El-Hamîd – Her hâlükârda övülmeye layık olan

58. الْمُحْصِي
El-Muhsî – Her şeyi tek tek sayıp bilen

59. الْمُبْدِئُ
El-Mübdi‘ – İlk defa yaratan

60. الْمُعِيدُ
El-Mu‘îd – Ölümden sonra tekrar dirilten

61. الْمُحْيِي
El-Muhyî – Hayat veren, dirilten

62. الْمُمِيتُ
El-Mümît – Ölümü yaratan

63. الْحَيُّ
El-Hayy – Diri, hayatın kaynağı olan

64. الْقَيُّومُ
El-Kayyûm – Her şeyi ayakta tutan

65. الْوَاجِدُ
El-Vâcid – Dilediğini bulan, hiçbir şeye muhtaç olmayan

66. الْمَاجِدُ
El-Mâcid – Şanı ve keremi büyük olan

67. الْوَاحِدُ
El-Vâhid – Bir ve tek olan

68. الصَّمَدُ
Es-Samed – Her şeyin kendisine muhtaç olduğu

69. الْقَادِرُ
El-Kâdir – Her şeye gücü yeten

70. الْمُقْتَدِرُ
El-Muktedir – Kudreti sınırsız olan

71. الْمُقَدِّمُ
El-Mukaddim – Dilediğini öne alan

72. الْمُؤَخِّرُ
El-Mu’ahhir – Dilediğini geri bırakan

73. الْأَوَّلُ
El-Evvel – Varlığının başlangıcı olmayan

74. الْآخِرُ
El-Âhir – Varlığının sonu olmayan

75. الظَّاهِرُ
Ez-Zâhir – Varlığı açık ve aşikâr olan

76. الْبَاطِنُ
El-Bâtın – Mahiyeti gizli olan

77. الْوَالِي
El-Vâlî – Kâinatın yöneticisi olan

78. الْمُتَعَالِي
El-Müte‘âlî – Her türlü noksandan yüce olan

79. الْبَرُّ
El-Berr – İyiliği ve lütfu bol olan

80. التَّوَّابُ
Et-Tevvâb – Tevbeleri çokça kabul eden

81. الْمُنْتَقِمُ
El-Müntakim – Zulmün karşılığını adaletle veren

82. الْعَفُوُّ
El-Afüvv – Affı çok olan, günahları silen

83. الرَّؤُوفُ
Er-Raûf – Şefkati ve merhameti pek çok olan

84. مَالِكُ الْمُلْكِ
Mâlikü’l-Mülk – Mülkün mutlak sahibi

85. ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm – Celâl ve ikram sahibi

86. الْمُقْسِطُ
El-Muksit – Adaletle hükmeden

87. الْجَامِعُ
El-Câmi‘ – İstediğini bir araya getiren

88. الْغَنِيُّ
El-Ganiyy – Hiçbir şeye muhtaç olmayan

89. الْمُغْنِي
El-Muğnî – Zengin eden, yeterli kılan

90. الْمَانِعُ
El-Mâni‘ – Dilediğini engelleyen

91. الضَّارُّ
Ed-Dârr – Zararı da faydayı da hikmetiyle veren

92. النَّافِعُ
En-Nâfi‘ – Fayda veren

93. النُّورُ
En-Nûr – Nurlandıran, aydınlatan

94. الْهَادِي
El-Hâdî – Hidayet veren

95. الْبَدِيعُ
El-Bedî‘ – Eşi benzeri olmadan yaratan

96. الْبَاقِي
El-Bâkî – Varlığı ebedî olan

97. الْوَارِثُ
El-Vâris – Her şeyin gerçek sahibi olarak kalan

98. الرَّشِيدُ
Er-Reşîd – Doğru yola ileten

99. الصَّبُورُ
Es-Sabûr – Cezada acele etmeyen, sonsuz sabır sahibi

Hizbü’l-İhlâs – Dua Metni

الْمُصَوِّرُ الَّذِي تَقَدَّسَ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ، وَتَنَزَّهَ عَنِ الْمُشَابِهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ، وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ، وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ، وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ، وَمَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ، مَعْرُوفٌ بِالْبِرِّ وَالْإِحْسَانِ، مَوْصُوفٌ بِغَايَةِ الْكَمَالِ، أَوَّلٌ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءٍ، وَآخِرٌ كَرِيمٌ بِلَا انْتِهَاءٍ، لَا يَنْسِبُ إِلَيْهِ الْفَنَاءُ، وَلَا تُدْرِكُهُ الْأَوْقَاتُ، وَلَا تُغَيِّرُهُ السِّنُونَ، كُلُّ الْمَخْلُوقَاتِ تَحْتَ قَهْرِ عَظَمَتِهِ، وَأَمْرُهُ بَيْنَ الْكَافِ وَالنُّونِ، يُنِيرُ أَعْيُنَ الْمُخْلِصِينَ، وَيُقِرُّ أَعْيُنَ الْمُؤْمِنِينَ، وَبِتَوْحِيدِهِ ابْتَهَجَ الْمُوَحِّدُونَ، وَهَدَى أَهْلَ طَاعَتِهِ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ، وَأَتَاحَ لِأَهْلِ مَحَبَّتِهِ جَنَّاتِ النَّعِيمِ، وَعَلِمَ عَدَدَ أَنْفَاسِ مَخْلُوقَاتِهِ بِعِلْمِهِ الْقَدِيمِ، وَيَرَى حَرَكَاتِ أَرْجُلِ النَّمْلِ فِي جُنْحِ اللَّيْلِ الْبَهِيمِ، وَيَسْمَعُ صَوْتَ الطَّائِرِ فِي وَكْرِهِ، وَيَعْلَمُ دَبِيبَ الْوَحْشِ فِي فَلَاتِهِ، مُحِيطٌ بِسِرِّ الْعَبْدِ وَجَهْرِهِ، وَهُوَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ، لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ.

O, suret veren Allah’tır. Zâtı benzerlerden yücedir, sıfatları emsallerden münezzehtir. Âyetleri O’nun Rab oluşuna şahitlik eder, yaratılmışlar O’nun birliğine delalet eder. O birdir; çokluktan dolayı değil. Vardır; bir sebebe muhtaç olarak değil. İyilik ve ihsanla tanınır, kemalin en yüksek sıfatlarıyla nitelenmiştir. Başlangıcı olmayan kadîmdir, sonu olmayan kerîmdir. Yokluk O’na nispet edilemez, zamanlar O’nu kuşatamaz, yıllar O’nu değiştiremez. Bütün mahlûkat O’nun azametinin hükmü altındadır. Emri “Ol” ile “olur”. İhlâslıların gözlerini nurlandırır, müminlerin gözlerini aydınlatır. Birliğini kabul edenler bununla sevinir, itaat edenleri dosdoğru yola iletir, sevenleri için nimetlerle dolu cennetler hazırlar. Mahlûkatının nefeslerini kadîm ilmiyle bilir. Karanlık gecede karıncanın ayak seslerini görür, kuşun yuvasındaki sesini işitir, vahşi hayvanın ıssızdaki hareketini bilir. Kulun gizlisini de açığını da kuşatmıştır. O işitendir, görendir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.


اللَّهُمَّ اكْفِنَا السُّوءَ بِمَا شِئْتَ وَكَيْفَ شِئْتَ، إِنَّكَ عَلَى مَا تَشَاءُ قَدِيرٌ، يَا نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ، غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، سُبْحَانَكَ لَا نُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ، أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ، جَلَّ وَجْهُكَ وَعَظُمَ جَارُكَ.

Allah’ım! Dilediğin şekilde ve dilediğin yolla bizi kötülüklerden koru. Şüphesiz Sen dilediğine gücü yetensin. Sen ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcısın. Bağışlamanı isteriz Rabbimiz; dönüş yalnız Sanadır. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah iledir. Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz; Sana layık övgüyü sayıp bitiremeyiz. Sen, kendini övdüğün gibisin. Yüzün yücedir, himayen büyüktür.

Hizbü’l-İhlâs – Salavât ve Dua

يَفْعَلُ اللَّهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ، وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، يَا مَالِكَ الْمُلْكِ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ، بِرَحْمَتِكَ نَسْتَغِيثُ، أَغِثْنَا يَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ.

Allah kudretiyle dilediğini yapar, izzetiyle istediği gibi hükmeder. Ey Hayy ve Kayyûm olan! Ey gökleri ve yeri yoktan var eden! Ey mülkün sahibi! Ey celâl ve ikram sahibi! Senden başka ilâh yoktur. Rahmetinle yardım isteriz; ey yardım isteyenlerin yardımcısı, bize yardım et.


لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ، بِجَاهِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ﷺ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَفِّقْنَا، وَارْحَمْنَا، وَتُبْ عَلَيْنَا، وَارْضَ عَنَّا، وَأَصْلِحْ أَحْوَالَنَا، وَاجْعَلْ عَوَاقِبَ أُمُورِنَا خَيْرًا.

Senden başka ilâh yoktur. Efendimiz Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hürmetine; ey merhametlilerin en merhametlisi! Bizi muvaffak kıl, bize merhamet et, tevbemizi kabul eyle, bizden razı ol, hâllerimizi ıslah et, işlerimizin sonunu hayırlı eyle.


إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ، يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا.

Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.


اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ، فِي الْعَالَمِينَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve O’nun âline salât ve selâm eyle; İbrahim’e ve âline salât ettiğin gibi. Efendimiz Muhammed’e ve O’nun âline bereket ihsan eyle; İbrahim’e ve âline bereket verdiğin gibi. Şüphesiz Sen hamde layık ve yücesin.


اللَّهُمَّ الطُفْ بِنَا فِي أُمُورِنَا، وَالْمُسْلِمِينَ أَجْمَعِينَ، يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.

Allah’ım! İşlerimizde bize lütfunla muamele eyle; bütün Müslümanlara da. Ey âlemlerin Rabbi!

Hizbü’l-İhlâs – Salavât-ı Şerîfe

صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ، عَدَدَ مَا كَانَ وَعَدَدَ مَا يَكُونُ، وَعَدَدَ مَا هُوَ كَائِنٌ فِي عِلْمِ اللَّهِ.

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, O’nun âline ve ashabına salât ve selâm eyle; geçmişte olanların sayısınca, olacakların sayısınca ve Allah’ın ilminde mevcut olan her şeyin sayısınca.


اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى رُوحِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ فِي الْأَرْوَاحِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى جَسَدِهِ فِي الْأَجْسَادِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى اسْمِهِ فِي الْأَسْمَاءِ.

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’in ruhuna ruhlar âleminde, bedenine bedenler âleminde, ismine isimler içinde salât ve selâm eyle.


اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَاحِبِ الْعَلَامَةِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَاحِبِ الشَّفَاعَةِ وَالْكَرَامَةِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَاحِبِ النُّبُوَّةِ وَالرِّسَالَةِ.

Allah’ım! Alametin sahibi olan Efendimiz Muhammed’e, şefaat ve keramet sahibi olan Efendimiz Muhammed’e, nübüvvet ve risalet sahibi olan Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle.


اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذِي هُوَ أَبْهَى مِنَ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ، عَدَدَ حَصَاةِ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ وَعَلِيٍّ.

Allah’ım! Güneşten ve aydan daha parlak olan Efendimiz Muhammed’e, Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali’nin sahip olduğu faziletler sayısınca salât ve selâm eyle.


اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ نَبَاتِ الْأَرْضِ وَأَوْرَاقِ الشَّجَرِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الْمُلْتَجِئِ، صَاحِبِ الْمَقَامِ الْأَعْلَى وَاللِّسَانِ الْفَصِيحِ.

Allah’ım! Yeryüzündeki bitkiler ve ağaçların yaprakları sayısınca Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle. Yüksek makam sahibi, sözü fasih olan, kendisine sığınılan Nebî Muhammed’e salât ve selâm eyle.


اللَّهُمَّ صَلِّ أَفْضَلَ صَلَاةٍ عَلَى أَشْرَفِ مَخْلُوقَاتِكَ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ، عَدَدَ مَعْلُومَاتِكَ وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ، كُلَّمَا ذَكَرَكَ الذَّاكِرُونَ، وَغَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ الْغَافِلُونَ.

Allah’ım! Yarattıklarının en şereflisi olan Efendimiz Muhammed’e ve onun âline ve ashabına en faziletli salâtı ihsan eyle; ilminin kapsadığı her şey sayısınca ve kelimelerinin mürekkebi kadar. Seni ananlar andıkça, gafiller Seni unuttukça.

Hizbü’l-İhlâs – Salavât ve Peygamberler

اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا يَنْبَغِي لِشَرَفِ نُبُوَّتِهِ، وَلِعَظِيمِ قَدْرِهِ الْعَظِيمِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ، وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الرَّسُولِ الْكَرِيمِ الْمُطَاعِ الْأَمِينِ.

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, nübüvvetinin şerefine yakışır şekilde, yüce makamının büyüklüğüne layık olarak salât ve selâm eyle. Efendimiz Muhammed’e, hak ettiği ve yüce değeri ölçüsünce salât ve selâm eyle. İtaat edilen, güvenilir, kerim Rasul Muhammed’e salât ve selâm eyle.


اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْحَبِيبِ، وَعَلَى أَبِيهِ إِبْرَاهِيمَ الْخَلِيلِ، وَعَلَى أَخِيهِ مُوسَى الْكَلِيمِ، وَعَلَى رُوحِ اللَّهِ عِيسَى الْأَمِينِ، وَعَلَى نَبِيِّكَ سُلَيْمَانَ، وَعَلَى أَبِيهِ دَاوُدَ، وَعَلَى جَمِيعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى أَهْلِ طَاعَتِكَ أَجْمَعِينَ، مِنْ أَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِينَ.

Allah’ım! Sevgilin olan Efendimiz Muhammed’e, Halîl’in olan İbrahim’e, Kelîm’in olan Musa’ya, Emin olan Ruhullah İsa’ya, Nebin Süleyman’a ve babası Davud’a, bütün peygamberlere ve rasullere, göklerde ve yerde Sana itaat edenlerin tamamına salât ve selâm eyle.


اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى عَيْنِ الْعِنَايَةِ، وَزِينَةِ الْقِيَامَةِ، وَكَنْزِ الْهِدَايَةِ، وَطِرَازِ الْحِلْيَةِ، وَغُرَّةِ الْمَمْلَكَةِ، وَشَمْسِ الشَّرِيعَةِ، وَلِسَانِ الْحُجَّةِ، وَشَفِيعِ الْأُمَّةِ، وَإِمَامِ الْحَضْرَةِ، وَنَبِيِّ الرَّحْمَةِ، سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ.

Allah’ım! İnayet gözü, kıyametin ziyneti, hidayetin hazinesi, süslerin en güzeli, mülkün alnındaki nur, şeriatin güneşi, hüccetin dili, ümmetin şefaatçisi, huzurun imamı, rahmet peygamberi Efendimiz Muhammed’e salât, selâm ve bereket ihsan eyle.


اللَّهُمَّ دَائِمُ الْفَضْلِ عَلَى الْبَرِيَّةِ، يَا بَاسِطَ الْيَدَيْنِ بِالْعَطِيَّةِ، يَا صَاحِبَ الْمَوَاهِبِ السَّنِيَّةِ، يَا دَافِعَ الذَّنْبِ وَالْخَطِيئَةِ، صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ خَيْرِ الْوَرَى سَجِيَّةً، وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ الْبَرَرَةِ النَّقِيَّةِ، وَاغْفِرْ لَنَا يَا رَبَّنَا فِي هَذِهِ الْوَثِيقَةِ.

Ey mahlûkata karşı lütfu daim olan! Ey ihsanla ellerini açan! Ey yüce bağışların sahibi! Ey günah ve hatayı gideren! Ahlâkı en güzel olan Efendimiz Muhammed’e ve onun temiz, salih âline ve ashabına salât ve selâm eyle. Ve ey Rabbimiz, bu okunanlar hürmetine bizi bağışla.


لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، إِبْرَاهِيمُ خَلِيلُ اللَّهِ.

Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın Resûlüdür. İbrahim Allah’ın dostudur.

Hizbü’l-İhlâs – Kapanış Salavâtları ve Niyaz

يَا سَيِّدِي يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَا سَنَدِي وَيَا مَلَاذِي، وَذُخْرِي أَنْتَ تَكْفِينِي، حَقًّا لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، إِبْرَاهِيمُ خَلِيلُ اللَّهِ ﷺ

Ey Efendim, ey Allah’ın Resûlü! Ey dayanağım, ey sığınağım! Benim için yeterli olan sensin. Hak olarak şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın Resûlüdür. İbrahim Allah’ın dostudur.


يَا صَاحِبَ الْوَقْتِ فِي عَرْشِ الزَّمَانِ، وَيَا خُلَاصَةَ الْأَنْبِيَاءِ، يَا جَوْهَرَ الْكَوْنِ، حَقًّا لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، إِبْرَاهِيمُ خَلِيلُ اللَّهِ ﷺ

Ey zamanın tahtında vakit sahibi olan! Ey peygamberlerin özü! Ey varlığın cevheri! Hak olarak şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın Resûlüdür. İbrahim Allah’ın dostudur.


يَا رَافِعَ الذِّكْرِ، وَيَا مَلْجَأَ الْفُقَرَاءِ، وَأَنْتَ عَيْنُ الْوَرَى، يَا صَاحِبَ الْعَيْنِ، حَقًّا لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، إِبْرَاهِيمُ خَلِيلُ اللَّهِ ﷺ

Ey zikri yücelten! Ey fakirlerin sığınağı! Sen varlığın gözüsün. Ey gözeten gözün sahibi! Hak olarak şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın Resûlüdür. İbrahim Allah’ın dostudur.


جَعَلْتَ مَدْحَ رَسُولِ اللَّهِ مُعْتَمَدِي، لَعَلَّهُ عِنْدَكَ يُكْفِينِي، إِذَا أَتَانِي بَشِيرٌ وَالَّذِي مَعَهُ، فَضْلُهُ عِنْدَكَ يُلَاقِينِي، حَقًّا لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، إِبْرَاهِيمُ خَلِيلُ اللَّهِ ﷺ

Allah’ın Resûlü’nü övmeyi dayanağım kıldım; umarım ki bu, Senin katında bana yeter. Müjdeci geldiğinde ve onunla birlikte gelenle, Senin katındaki lütfun beni karşılasın. Hak olarak şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın Resûlüdür. İbrahim Allah’ın dostudur.


وَأَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ بَعْدَ مِائَةٍ مَضْرُوبَةٍ فِي ثَمَانِينَ أَلْفِ سَبْعِينَ، حَقًّا لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، إِبْرَاهِيمُ خَلِيلُ اللَّهِ ﷺ

Yüzlerle çarpılmış, yetmiş ve seksen binlerle çoğaltılmış binlerce salât olsun. Hak olarak şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın Resûlüdür. İbrahim Allah’ın dostudur.


صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى النُّورِ الْمُبِينِ، أَحْمَدَ الْمُصْطَفَى، سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ، يَا إِلٰهِي يَا رَحْمٰنُ، ارْحَمِ الْمُسْلِمِينَ، وَأَلْفُ صَلَاةٍ وَأَلْفُ سَلَامٍ عَلَى السِّرِّ الْعَظِيمِ، أَحْمَدَ الْمُصْطَفَى، سَيِّدِ الْعَالَمِينَ، وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ، يَا حَنَّانُ يَا مَنَّانُ، ثَبِّتْنَا عَلَى الْإِيمَانِ.

Apaçık nur olan, seçilmiş Ahmed, peygamberlerin efendisi Efendimiz Muhammed’e Allah’ın salât ve selâmı olsun. Onun âline ve ashabının tamamına da. Ey Allah’ım, ey Rahmân! Müslümanlara merhamet eyle. Büyük sır olan, âlemlerin efendisi seçilmiş Ahmed’e binlerce salât ve binlerce selâm olsun. Ey Hannân, ey Mennân! Bizi iman üzere sabit kıl.

Hizbü’l-İhlâs – Son Kapanış Duası

صَلَاتِي وَسَلَامِي عَلَى بَدْرِ التَّمَامِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَفِي طُولِ الزَّمَانِ، صَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَى مَنْ لَهُ السَّمَاءُ عَلَامَةً مُحَمَّدِ الْمُعَلَّمِ بِالْغَمَامَةِ.

Salâtım ve selâmım, kıyamet gününe kadar ve zaman uzadıkça, kemalin dolunayı olan Efendimiz Muhammed’e olsun. Allah’ın salâtı, başı üzerinde gölgelik bulunan, bulutla işaretlenmiş, seçilmiş Muhammed’in üzerine olsun.


يَا مُصْطَفَى شَيْئًا لِلَّهِ، يَا سِرًّا مِنْ سِرِّ اللَّهِ، يَا مُصْطَفَى شَيْئًا لِلَّهِ، يَا فَيْضًا مِنْ فَيْضِ اللَّهِ، يَا مُصْطَفَى شَيْئًا لِلَّهِ، يَا نُورًا مِنْ نُورِ اللَّهِ.

Ey Allah için seçilmiş olan Mustafa! Ey Allah’ın sırlarından bir sır! Ey Allah’ın feyzinden bir feyz! Ey Allah’ın nurundan bir nur!


يَا مُتَجَلِّي، يَا مُصْلِحَ حَالِي، يَا رَسُولَ اللَّهِ، غَوْثًا وَمَدَدًا، يَا حَبِيبَ اللَّهِ، عَلَيْكَ الْمُعْتَمَدُ، يَا نَبِيَّ اللَّهِ، كُنْ لَنَا شَافِعًا، فَإِنَّكَ أَنْتَ شَفِيعُ اللَّهِ الَّذِي لَا يُرَدُّ.

Ey tecelli eden! Ey hâlimi ıslah eden! Ey Allah’ın Resûlü! Yardım ve destek senden. Ey Allah’ın Habîbi! Dayanağımız sensin. Ey Allah’ın Nebîsi! Bize şefaatçi ol; çünkü sen, reddedilmeyen ilahî şefaatçisin.


يَا رَبِّ أَنْتَ اللَّهُ، يَسِّرْ لَنَا عِلْمَ «لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ»، وَصَلِّ وَسَلِّمْ بِجَلَالِكَ عَلَى أَشْرَفِ نُورِ جَمِيعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.

Ey Rabbimiz! Sen Allah’sın. “Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed Allah’ın Resûlüdür” kelimesinin hakikatini bize kolaylaştır. Celâlinle, bütün peygamberlerin ve resullerin en şerefli nuru üzerine salât ve selâm eyle. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun.



Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .