Hayırlı İşlerde Yarışmak Farz mı, Fazilet mi?
Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette Müslümanlara yalnızca iman etmeleri değil, aynı zamanda hayırda yarışmaları emredilir. Bu yarış, dünyevi bir rekabet değil; Allah’ın rızasını kazanma yolunda gösterilen çabanın adıdır.
Bu ayetler açıkça gösteriyor ki Müslüman sadece namaz, oruç gibi belli başlı ibadetleri yapmakla mükellef değildir. Aynı zamanda iyilikte yarışmak, Allah’ın rızasını aramak ve insanlara faydalı olmak da ilahi bir çağrıdır.
Bu çağrı, “en iyisini daha nasıl yapabilirim?” sorusuyla hareket etmeyi öğretir. Yani Müslüman, durmak için değil, koşmak için yaratıldığını fark eder.
Nasıl ki bir futbol liginde taraftar, takımının en iyi olması için çaba gösterir; maçlarını takip eder, destek verir, başarı için heyecan duyar… Ebedi hayatımızı ilgilendiren bu ilahi emre karşı da aynı özeni göstermemiz gerekir.
Müslüman, Müslüman’ın derdiyle dertlenmeli; İslam uğrunda, hakikat uğrunda, iyilik uğrunda gayret göstermelidir.
Herkes Kendi İmkânıyla Yarışır
Değerli aziz Müslümanlar; hayırda yarışmak, iyilikte bulunmak sadece maddi anlamda ele alınmamalıdır. Durum ve şartlar neye el veriyorsa, kişi imkânı nispetinde en iyisini yapmalıdır.
Kimisi cami yaptırır, kimisi bir fakiri doyurur. Kimisi İslam’ı anlatır, kimisi komşusuna iyilik yapar. Kimi bir yetimin başını okşar, kimi bir kalbi onarır. Hayır yolları çoktur ve her biri bizleri bekler.
Önemli olan, ilahi amaç ve ilahi niyettir. Elde hangi imkân varsa, o imkânı Allah yolunda değerlendirebilmektir.
Mümin, “Benim gücüm bu kadar” deyip kenara çekilmez; “Bu imkânla ne yapabilirim?” diye düşünür. Sonra da Rabbine yönelir ve şöyle dua eder:
İşte hayırda yarışmak budur.
- Sadece iyi olmak değil, iyiliğe koşmak.
- Sadece inanmak değil, inancın gereğini en güzel şekilde yaşamak.
- Sadece kurtulmayı istemek değil, kurtuluşa doğru yürümek.
Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .