Görünürde Kötü Olanın Ardındaki Hayır

Bazen hayatta başımıza gelen küçük bir olay, bize büyük bir hakikati düşündürür. İlk anda can sıkıcı, olumsuz ve gereksiz gibi görünen bazı şeyler, aslında farkında olmadığımız daha büyük sıkıntıların önüne geçmiş olabilir. İnsan o anda sadece gördüğüne takılır; fakat imani nazarla bakınca meselenin perde arkası değişir.

Geçtiğimiz günlerde motorsikletimi durduğu yerden çalıştırıp henüz bir metre bile ilerlememiştim ki plakam yere düştü. İlk anda bu durum can sıkıcı bir aksilik gibi göründü. İnsan tabii ki böyle bir anda moral bozukluğu yaşar. Çünkü planladığı şey daha başında sekteye uğramıştır. Fakat biraz durup düşündüğümde olayın başka bir yönü olduğunu fark ettim.

Ya plaka biraz daha ileride düşseydi? Ya ben bunu fark etmeseydim? Belki yolda kaybedecektim. Belki sonradan fark edip daha büyük bir telaş yaşayacaktım. Belki ceza, zaman kaybı ya da daha farklı bir problemle karşılaşacaktım. O an can sıkıcı gibi duran bu küçük hadise, belki de daha büyük bir sıkıntının önüne geçmişti.

Her Olay Göründüğü Gibi Değildir

Hayatta çoğu zaman olayların sadece görünen tarafını biliriz. Bir işimizin bozulması, bir planın iptal olması, gecikmeler, küçük kazalar, kayıplar ya da beklenmedik aksilikler bize ilk anda olumsuz görünür. Fakat insanın bilgisi sınırlıdır. O anın içindeyken sadece yaşadığı sıkıntıyı hisseder; ileride doğabilecek sonuçları ise bilemez.

İşte imani düşünce insana burada bambaşka bir pencere açar. Der ki: “Sen her şeyi göremezsin. Sen sadece bir anı yaşıyorsun. Oysa Allah bütün zamanı, bütün sebepleri ve bütün sonuçları bilir.” Bu bakış açısı insanın kalbine sükûnet verir.

“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır. Olur ki sevdiğiniz bir şey de sizin için şerlidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. Bakara -216 ”

İnsan çoğu zaman sevdiği şeyin mutlaka iyi, istemediği şeyin ise mutlaka kötü olduğunu zanneder. Oysa nice istekler vardır ki sonu hayırlı olmaz; nice istemediğimiz hadiseler de vardır ki bizi korur, olgunlaştırır ve daha büyük zararlardan uzaklaştırır.

Hz. Musa ile Hızır Kıssasının Öğrettiği Hakikat

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa ile Hızır kıssası bu konuda çok derin dersler verir. Hz. Musa aleyhisselam, Hızır’ın yaptığı bazı işleri ilk anda anlayamaz. Çünkü dış görünüşe bakıldığında bunlar yanlış veya çok ağır görünmektedir. Bir geminin delinmesi zarar gibi görünür. Bir çocuğun öldürülmesi çok sarsıcı bir hadisedir. Yıkılmak üzere olan bir duvarın hiçbir karşılık beklenmeden tamir edilmesi ise anlamsız gibi durur.

Fakat kıssanın sonunda anlarız ki, gemi zalim bir hükümdarın el koymasından korunmuştur. Çocuk, ileride anne babasını azgınlığa ve büyük imtihanlara sürükleyecek bir durumdan dolayı ilahi hikmetle alınmıştır. Duvarın altında ise yetimlere ait bir hazine vardır ve o hazine korunmuştur.

Demek ki ilk anda kötü, anlamsız veya ağır görünen bazı şeylerin arkasında bizim hemen göremediğimiz ilahi hikmetler bulunabilir. Bu kıssa bize şunu öğretir: Her şey sadece görünen yüzünden ibaret değildir.

Küçük Sıkıntılar Büyük Koruyuşlar Olabilir

Günlük hayatta yaşadığımız küçük can sıkıntıları da çoğu zaman böyledir. Kaçırılan bir araç, ertelenen bir iş, bozulan bir plan, yetişmeyen bir randevu, aniden çıkan bir engel… Bunların her biri ilk anda insanı üzer. Fakat belki de o gecikme bizi bir kazadan korumuştur. Belki o iptal edilen iş, daha büyük bir zararı önlemiştir. Belki o can sıkıcı aksilik, ileride yaşanacak çok daha ağır bir problemin önüne geçmiştir.

Ne var ki insan hemen o anda sadece zahire bakar. Sabırsızlıkla “Neden böyle oldu?” diye sorar. Oysa imani bakış “Bu da bir işaret olabilir, bunda da bir hayır bulunabilir” diyebilmeyi öğretir.

İman, Tefekkür ve Teslimiyet

İman sahibi insan, başına gelen her olaya aynı gözle bakmaz. Elbette üzülür, elbette canı sıkılır; çünkü insandır. Fakat hemen isyana, karamsarlığa ve umutsuzluğa düşmez. Bir adım geri çekilip düşünür. Olayın görünen tarafının ötesinde bir hikmet olabileceğini hatırlar.

İşte tefekkür burada başlar. Tefekkür, sadece düşünmek değil; yaşanan hadisenin içindeki ilahi mesajı aramaktır. Teslimiyet ise her şeyi anlamış olmak değil, anlayamadığımız yerde de Rabbimizin hükmüne güvenebilmektir. Bu yüzden müminin dilinde şu söz yer eder:

“Mevla neylerse güzel eyler.”

Bu söz, başa gelen her şeyi kolay görmek demek değildir. Bu söz, Allah’ın takdirinde gizli hikmetler bulunduğunu kabul etmektir. Bazen bir kapının kapanması, yanlış bir yola girmememiz içindir. Bazen küçük bir kayıp, daha büyük kayıpların önüne set olur. Bazen de canımızı sıkan bir olay, bizi gafletten uyandırır.

Hayatın İçinde Saklı Olan Mesaj

Aslında hayatın kendisi de böyledir. Ölümsüz gibi sarıldığımız nice şeyler geçicidir. Çok önemli sandığımız bazı meseleler zamanla değerini kaybeder. Bazen de önemsemediğimiz küçük uyarılar, ileride yaşayacağımız büyük sorunları engelleyen birer işaret olur. Bu yüzden insanın başına gelen her olayı sadece dış görüntüsüyle değerlendirmemesi gerekir.

Belki de Rabbimiz bazı şeyleri erkenden göstererek bizi hazırlıyor, bizi koruyor ve bizi daha büyük dertlerden uzak tutuyordur. Biz ise bunu çoğu zaman yıllar sonra anlayabiliyoruz.

Hakikat

Demem o ki; hayatta başımıza gelen her olay, ilk anda kötü bir durum gibi görünse de mutlaka içinde bir hikmet ve hayır barındırabilir. Biz o an sadece üzüntüyü görürüz; fakat Rabbimiz sonunu da bilir. Küçük bir aksilik, büyük bir belayı savmış olabilir. Küçük bir kayıp, büyük bir zararın önüne geçmiş olabilir.

Bu yüzden mümin için en doğru yol; başına gelen olaylarda sabrı kuşanmak, tefekkür etmek ve Rabbine güvenmektir. Çünkü bazen düşen bir plaka bile insana çok şey öğretir. Ve insan o zaman anlar ki, gerçekten de Mevla neylerse güzel eyler.

Ayrıca koruyucu dualar ve zikirler hakkında detaylı bilgiler sayfamızda yer almaktadır.



Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .