Emr-i Bil Ma’rûf ve Nehy-i Anil Münker Nedir? Neden Terk Edilmesi Büyük Bir Tehlikedir?

İslam sadece bireysel ibadetlerden ibaret değildir. Namaz, oruç, dua gibi ibadetler kişinin Allah ile olan bağını güçlendirirken; emr-i bil ma’rûf ve nehy-i anil münker toplumu ayakta tutan temel bir sorumluluktur. Bu görev terk edildiğinde, günah bireysel olmaktan çıkar, toplumun tamamını etkileyen bir çürümeye dönüşür.

Emr-i bil ma’rûf, iyi olanı, doğru olanı, Allah’ın razı olduğu davranışları teşvik etmek;
Nehy-i anil münker ise kötü olanı, haramı ve ahlaksızlığı normalleşmeden önce engellemeye çalışmaktır.

Kur’an, bu sorumluluğu bir tavsiye olarak değil, ümmetin kimliğini belirleyen bir özellik olarak tanımlar:

“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz.” (Âl-i İmrân, 110)

Bu ayette dikkat çekici olan şudur: Ümmetin “hayırlı” oluşu, doğrudan iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma göreviyle ilişkilendirilmiştir.

Bu Görev Terk Edilirse Ne Olur?

Kur’an, emr-i bil ma’rûfun terk edilmesinin sonuçlarını açıkça haber verir. İsrailoğulları hakkında şöyle buyrulur:

“İçlerinden inkâr edenler, işledikleri kötülüklerden birbirlerini men etmezlerdi. Yaptıkları ne kötüydü!” (Mâide, 78–79)

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Ayet, sadece günah işleyenleri değil, günaha sessiz kalanları da zemmetmektedir. Yani kötülüğün yayılmasının sebebi çoğu zaman onu işleyenler değil, ona karşı susanlardır.

Bir başka ayette ise çok daha genel ve ürkütücü bir uyarı yapılır:

“Öyle bir fitneden sakının ki, o yalnızca içinizden zulmedenlere erişmekle kalmaz.” (Enfâl, 25)

Bu ayet, toplumsal helâkın nasıl genelleştiğini açıklar: Fitne geldiğinde, sadece günahkârlar değil, seyirci kalanlar da etkilenir.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Uyarıları

Resûlullah (s.a.v.), bu konuda son derece açık ve nettir:

“Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu, imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim)

Bu hadis, emr-i bil ma’rûfun zorbalık değil, güce ve imkâna göre sorumluluk olduğunu gösterir. Ancak en alt seviye bile terk edilirse, yani kalpte bile bir rahatsızlık kalmazsa, bu durum iman açısından ciddi bir tehlikedir.

Bir başka hadis ise toplumsal sonucu açıkça bildirir:

“İnsanlar zulmü görür de onu engellemezlerse, Allah’ın onları umumi bir azapla cezalandırması yakındır.” (Tirmizî)

Burada Peygamberimiz (s.a.v.), zulmü yapanlardan çok, engellemeyenleri hedef alır.

Lût Kavmi: Sessizliğin Helâk Getirdiği Toplum

Emr-i bil ma’rûf ve nehy-i anil münker konusunun en çarpıcı örneklerinden biri Lût kavmidir.

Çok önemli bir gerçeğin altını çizmek gerekir: Lût kavminde o ahlaksız fiili işleyenler toplumun tamamı değildi. Ancak günah alenen işleniyor, normalleştiriliyor, itiraz edenler dışlanıyor ve çoğunluk sessiz kalıyordu.

Kur’an bu durumu şöyle aktarır:

“Onları yurtlarından çıkarın; çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış!” (A‘râf, 82)

Yani iyiliği savunanlar suçlanmış, kötülük yapanlar korunmuştur. Sonuç olarak helâk geldiğinde sadece fiili işleyenler değil, sessiz kalan toplum da helâke uğramıştır.

Bu tablo bize şunu öğretir: Bir toplumda günahı işleyenler az olabilir; fakat iyiliği savunacak kimse kalmazsa, azap genelleşir.

Âlimler Neden “Terk Edilmesi Büyük Günahtır” Demiştir?

Birçok büyük âlim, emr-i bil ma’rûfun terk edilmesini büyük günah olarak değerlendirmiştir. Bunun sebebi şudur: Bu görev terk edildiğinde günah yayılır, haram normalleşir, vicdanlar körelir ve iman toplumsal hayattan çekilir.

İmam Gazâlî bu gerçeği şu sözle ifade eder:

“Emr-i bil ma’rûf terk edilirse, dinin direkleri yıkılır.”

Sonuç: Karışmak Değil, Sorumluluk

Emr-i bil ma’rûf, insanlara tepeden bakmak, zorla düzeltmeye çalışmak değildir. Nehy-i anil münker, kırmak, dökmek ve incitmek hiç değildir.

Bu görev; hikmetle, güce göre, zaman ve zemine uygun, samimiyetle yerine getirilir. Ama tamamen terk edilirse, tarih boyunca olduğu gibi bugün de sonuç değişmez:

İyilik susar, kötülük konuşur.

Ayrıca gıybet nedir başımızın belası adlı yazımızı ve hayatı dolu dolu yaşamak nedir? başlıklı genel dini konulu makalelerimizi okumak için tıklayabilirsiniz.



Daha fazlası ve tüm dualar ve zikirler için ana sayfamızı ziyaret ediniz .