El-Bâis Esması: Anlamı, Zikri ve Duası

El-Bâis, Allah Teâlâ'nın ölümü bir yok oluş olmaktan çıkaran ve bütün insanları hesap günü yeniden diriltecek olan kudretini anlatır. Bu isim, kabri yolun sonu sanan insana ümit; hayatı sorumsuzca yaşamak isteyen insana ise ciddi bir ikazdır.

İnsan, toprağa verilen bir bedenin yeniden nasıl dirileceğini düşündüğünde El-Bâis ismiyle karşılaşır. Mazlumun hakkının dünyada alınmadan kalması, zalimin ceza görmeden ölmesi veya iyiliğin karşılıksız görünmesi de aynı hakikate kapı açar: Dünya son mahkeme değildir. Allah ölüleri diriltecek, insanları huzurunda toplayacak ve hiçbir ameli karşılıksız bırakmayacaktır.

Bu nedenle El-Bâis yalnızca sıkıntılı zamanlarda insana canlılık vermesi umularak söylenen bir zikir değildir. İsmin asıl anlamı öldükten sonra diriliş, kabirlerden kaldırılış, mahşerde toplanış ve hesap için Allah'ın huzuruna çıkarılıştır. Manevî gafletten uyanmak için bu isimle dua edilebilir; fakat bu güzel çağrışım, ismin ahiret merkezli temel anlamının önüne geçirilmemelidir.

El-Bâis Ne Demektir?

Arapça yazılışı: الْبَاعِثُ
Okunuşu: El-Bâis
Kısa anlamı: Ölüleri dirilten, kabirlerinden kaldıran, insanları hesap için sevk eden.

El-Bâis, Arapçadaki ba‘s kökünden gelir. Bu kök; göndermek, harekete geçirmek, uykudan uyandırmak, yeniden kaldırmak ve diriltmek gibi anlamlar taşır. Kur'an'da aynı kökün farklı kullanımları görülür. Allah'ın peygamber göndermesi de insanları ölümden sonra kaldırması da bu kökle anlatılır. Her iki kullanımda ortak bir yön vardır: Allah, dilediğini belirli bir amaç için harekete geçirir ve sevk eder.

Kur'an, ümmetler içinde peygamberlerin gönderilmesini anlatırken de bu kökü kullanır. Peygamber, insanları kendi adına çağıran bağımsız bir güç değil; Allah'ın seçip gönderdiği elçidir. İnsanlık vahyin ölçüsünü unuttuğunda Allah'ın elçileri hak ile batılı, kulluk ile isyanı ve ebedî kurtuluş ile kaybı birbirinden ayıran çağrıyı yeniden duyurmuştur. Böylece ba‘s kökü hem elçinin görevle gönderilişini hem de insanların hesap için kaldırılışını hatırlatır.

Bu iki anlam arasında güçlü bir sorumluluk bağı vardır. Peygamber gönderilmesi insana hakikati bildirir; yeniden diriltilme ise bildirilen hakikat karşısında insanın verdiği cevabı ortaya çıkarır. Vahiy yol gösterir, irade tercih eder, haşir de bu tercihin hesabını görünür kılar. Dolayısıyla El-Bâis'i tanımak, peygamberlerin tebliğini ciddiye almak ve hayatı başıboş sanmamak demektir.

Allah'ın güzel isimleri arasında El-Bâis denildiğinde en belirgin anlam, kıyamet gününde ölüleri diriltmesidir. Meşhur Esmâü'l-Hüsnâ sıralamasında bu isim yer alır. Bununla birlikte Allah'ın isimleri belirli bir listeyle sınırlandırılamaz. Sahih hadislerde Allah'ın doksan dokuz ismini ihsâ eden kimse için büyük müjde vardır; Tirmizî'de yaygın biçimde bilinen isimlerin sayıldığı bir rivayet de bulunmaktadır. Buradaki ihsâ, yalnızca isimleri ezberlemek değil; onları tanımak, anlamları üzerinde düşünmek ve kulluk hayatına taşımak şeklinde anlaşılmıştır.

Kur'an El-Bâis Hakikatini Nasıl Anlatır?

El-Bâis ismi Kur'an'da isim kalıbıyla yer almasa da Allah'ın ölüleri dirilteceği, kabirdekileri kaldıracağı ve bütün insanları toplayacağı birçok ayette açıkça bildirilir. Bir ilahî ismin anlamı yalnızca belirli isim kalıbıyla değil, Kur'an'ın Allah'a nispet ettiği fiillerle de anlaşılır.

“Şüphesiz kıyamet vakti gelecektir; bunda hiçbir şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerde bulunanları diriltip kaldıracaktır.” Hac Suresi

Hac suresinde insanın yaratılış evreleri ile kurumuş toprağın yağmurdan sonra canlanması peş peşe hatırlatılır. Kupkuru görünen yerin suyla titreşip kabarması ve türlü bitkiler vermesi, gözümüzün önünde tekrar eden bir diriliş delilidir. Ayetlerin vardığı hüküm açıktır: Allah haktır, ölüleri O diriltir, O'nun her şeye gücü yeter ve kabirdekileri mutlaka kaldıracaktır.

Kur'an, yeniden dirilişi yalnızca uzak geleceğe ilişkin bir haber olarak sunmaz; insanı çevresindeki delillere bakmaya çağırır. Kışın ölü görünümüne bürünen toprağın baharda yeniden canlanması, ilk yaratılışımız ve her gece uyuduktan sonra uyanmamız, kudretin önümüzdeki işaretleridir. Elbette bitkinin canlanmasıyla insanın haşri aynı olay değildir; fakat biri, diriltmenin Allah'ın kudretine ağır gelmeyeceğini düşünmemize yardım eden canlı bir delildir.

Sûra üflendiğinde insanların kabirlerinden çıkıp Rablerine doğru akın edecekleri; şaşkınlıkla kendilerini kimin kaldırdığını soracakları ve ardından bunun Rahmân'ın vaadi olduğunu anlayacakları bildirilir. Sonra herkes Allah'ın huzurunda hazır bulunacak, hiç kimseye haksızlık edilmeyecek ve herkes yalnızca yaptığının karşılığını görecektir. Yâsîn Suresi

Bu ayetlerde diriliş ile adalet ayrılmaz biçimde birleşir. İnsanların yeniden kaldırılması, belirsiz bir ikinci hayata gönderilmeleri için değildir. Ba‘sı, haşir yani toplanma; haşri de hesap ve hüküm takip eder. El-Bâis ismini doğru anlamak, “Allah beni yeniden diriltecek” demekle birlikte “Bugün yaptıklarımın hesabını vereceğim” bilincini taşımaktır.

İlk Defa Yaratan Yeniden Yaratamaz mı?

Öldükten sonra dirilişe yöneltilen en eski itirazlardan biri, çürüyüp dağılan kemiklerin nasıl yeniden hayat bulacağıdır. Bu soru çoğu zaman Allah'ın kudreti insan kudretiyle kıyaslandığı için zor görünür. İnsan, bir şeyi yaparken malzemeye, zamana, araca ve önceden öğrenilmiş bilgiye muhtaçtır. Allah'ın yaratması ise böyle bir aczin ölçüleriyle değerlendirilemez.

Kur'an, ilk yaratılışı hatırlatarak bu itirazın temelini ortadan kaldırır. İnsan hiç yokken onu var eden, bedeninin her hücresini bilen ve kişiliğini ilmiyle kuşatan Allah için yeniden yaratmak imkânsız değildir. Dağılan parçaların nerede olduğunu bilmemek insana ait bir sınırlılıktır; Allah'ın ilminde kayıp, unutulmuş veya bulunamaz hiçbir şey yoktur.

Haşir, eski bedeni insanın kendi çabasıyla bir araya getirmesi değildir. İlk yaratılışta olduğu gibi Allah'ın ilmi, iradesi ve kudretiyle gerçekleşecek yeni bir yaratılıştır. Bu sebeple “Beden toprağa karıştı, öyleyse diriliş olamaz” sonucu geçerli değildir. Toprağa karışmak yaratılan için çözülmedir; Yaratan'ın bilgisinden çıkmak değildir.

Tefekkür noktası: Hiç yokken var edilmek gerçekleşmiş bir hakikattir. Gerçekleşmiş ilk yaratılışı kabul edip aynı sonsuz kudretin yeniden yaratmasını imkânsız görmek tutarlı değildir.

Diriliş Neden İlâhî Adaletin Gereğidir?

Dünya hayatında adaletin bütünüyle gerçekleşmediği açıktır. Kimi suçlar gizli kalır, kimi mazlum hakkını alamadan ölür, kimi iyilikler kimse tarafından bilinmez. İnsan vicdanı, iyilikle kötülüğün sonunda aynı kapıya çıkmasını kabul etmek istemez. Fakat dünya, bütün hesapların görülebileceği kadar uzun ve eksiksiz bir yer değildir.

El-Bâis ismi, ölümün sorumluluktan kaçış olmadığını bildirir. Gücüne güvenerek zulmeden kişi, kabirle birlikte dosyanın kapanacağını sanamaz. Hakkı yenmiş kişi de “Adalet sonsuza kadar kayboldu” diye ümitsizliğe düşmez. Her iki insan da aynı Rabbin huzuruna kaldırılacaktır. Zerre kadar hayır ve zerre kadar şer ortaya çıkarılacak; ilahî hükümde unutma, delil eksikliği veya taraf tutma olmayacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: Ahiret adaletine inanmak, dünyada adalet aramaktan vazgeçmek anlamına gelmez. Mümin, hakkı dünyada da savunur, zulme engel olmaya çalışır ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirir. Ahirete iman, tembelliğin değil; yapılan her tercihin kayda geçtiğini bilerek daha dikkatli yaşamanın kaynağıdır.

El-Bâis, El-Muhyî ve El-Muîd İsimleri Arasındaki Bağ

Allah'ın isimleri birbirinden kopuk anlam adaları değildir. El-Bâis ismi, hayat, ölüm, dönüş, toplanma ve hüküm bildiren başka isimlerle birlikte düşünüldüğünde daha iyi anlaşılır:

Bu bütünlük, ahiret inancının rastgele sıralanmış olaylardan oluşmadığını gösterir. Ölüm, berzah, diriliş, toplanma ve hesap ilahî ilim ve kudretin iç içe tecellileridir. Mümin El-Bâis dediğinde yalnızca mezardan çıkışı değil, Allah'ın huzuruna varışı da hatırlar.

Uyku ve Uyanış Dirilişi Hatırlatır mı?

Kur'an, gece insanın canını alanın ve gündüz onu yeniden kaldıranın Allah olduğunu bildirir. Buradaki günlük uyanış, kıyametteki dirilişin aynısı değildir; fakat insanın her gün yaşadığı küçük bir hatırlatmadır. Uyku sırasında çevremiz üzerindeki hâkimiyetimiz büyük ölçüde kesilir. Sonra gözümüz açılır, şuurumuz yerine gelir ve bize verilmiş yeni bir güne başlarız. Hiç kimse sıradaki sabaha kendi kudretiyle ulaşmaz.

Bu nedenle mümin, uyanmayı sıradan bir biyolojik tekrar olarak görmekle yetinmez. Kendisine yeni bir vakit verildiğini düşünür. Dünkü hatayı düzeltme, bir hakkı ödeme, kırdığı gönlü onarma ve eksik ibadetini toparlama imkânı doğmuştur. Her sabah, büyük diriliş gelmeden önce iradeli dönüş için açılmış küçük bir fırsat penceresidir.

Gece ile gündüz arasındaki bu geçiş, “Nasıl olsa sonra tövbe ederim” rahatlığını da haklı çıkarmaz. Uyuyan herkesin yeniden uyanacağına dair kişisel bir garantisi yoktur. Mümin korkuya kapılıp hayatı terk etmez; belirsiz vakti bilerek bugünün iyiliğini yarına bırakmamaya çalışır. El-Bâis isminin gündelik hayata taşıdığı uyanıklık tam da budur.

El-Bâis İsmi Gafletten Uyanmaya Vesile Olur mu?

El-Bâis'in temel anlamı gerçek ve bedenli diriliştir. Bunun yanında kul, bu ismin anlamını tefekkür ederek manevî uyanış da isteyebilir. Çünkü kalp bazen ölümü unutur, günahı küçümser, ibadeti erteler ve dünyayı kalıcı yurt gibi görmeye başlar. Böyle bir gafletten silkiniş, ölüm gelmeden önce hesabı hatırlama nimeti olur.

Ancak manevî uyanış yalnızca dilde kalan bir temenni değildir. Uyanmak; terk edilen namaza dönmek, kul hakkını ödemek, haramdan vazgeçmek, helallik istemek, tövbeyi ertelememek ve zamanı faydalı işlerle değerlendirmektir. Kalp, ahireti hatırladığı hâlde davranışlar hiç değişmiyorsa tefekkür henüz hayatı dönüştürecek derinliğe ulaşmamış olabilir.

El-Bâis'i anan kişi kendine şu soruları yöneltebilir: Bugün huzuruna çıkarılsaydım hangi hakkın ağırlığını taşırdım? Gizli yaptığım hangi iyiliğin yalnız Allah tarafından bilinmesi bana teselli olurdu? Ertelediğim hangi tövbeyi hemen yapmam gerekirdi? Bu sorular korkuyu felce dönüştürmek için değil, ömür sermayesini henüz imkân varken düzeltmek içindir.

Yâ Bâis Zikri Nasıl Yapılır?

Zikir lafzı: يَا بَاعِثُ
Okunuşu: Yâ Bâis
Anlamı: Ey ölüleri diriltip kaldıran Allah!

Allah'a güzel isimleriyle dua etmek Kur'an'ın öğrettiği bir kulluk yoludur. Bu sebeple kişi “Yâ Bâis” diyerek Rabbini anabilir; kalbini ahirete uyandırmasını, iman üzere yaşatmasını ve mahşerde rahmetiyle muamele etmesini isteyebilir. Zikrin özü, söylenen ismin manasını bilmek ve Allah'a yönelmektir.

İnternette El-Bâis için belirli sayılar ve bu sayılara bağlanan kesin dünyevî sonuçlar dolaşmaktadır. Fakat her yaygın bilgi dinî delil değildir. El-Bâis ismini belirli bir sayıda okuyanın mutlaka belirli bir makam, enerji, başarı veya sonuç elde edeceğine dair sahih bir ayet ya da hadis bulunmadıkça böyle bir vaat Allah ve Resulü adına kesinleştirilemez.

Kişi düzenli olabilmek için kendisine makul bir tekrar sayısı belirleyebilir. Bu, kişisel bir ibadet disiplini sayılır; sünnetle sabit özel sayı veya sonucu garanti edilmiş reçete gibi sunulmamalıdır. Sayıyı tamamlamak hedef hâline gelip anlam unutulursa zikir maksadından uzaklaşabilir. Az fakat şuurlu bir anış, dilin çok söylediği fakat kalbin hiç düşünmediği tekrardan daha dönüştürücü olabilir.

Önemli ölçü: Esmâ zikri, farzların yerini tutan sihirli bir formül değildir. Namazı, helal hassasiyetini, kul hakkını ve güzel ahlakı ihmal edip yalnızca bir ismi tekrarlamak, o ismin kulluk hayatına yansıması değildir.

El-Bâis İsmiyle Okunabilecek Kur'an Duaları

El-Bâis adına mahsus, belirli bir kalıpla okunması zorunlu sahih bir dua yoktur. Fakat Kur'an'da toplanma, hesap, bağışlanma ve ahiret nuru hakkında öğretilen dualar bu ismin anlamıyla son derece uyumludur.

Arapça:
رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Okunuşu: Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh. İnna'llâhe lâ yuhlifü'l-mîâd.

Anlamı: Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında hiçbir kuşku bulunmayan günde insanları toplayacaksın. Allah vaadinden dönmez. Âl-i İmrân Suresi

Bu dua, mahşerin kesinliğini teslim eden bir iman cümlesidir. Kul geleceği tahmin etmeye çalışmaz; Allah'ın vaadine güvenir. Toplanmanın kaçınılmaz olduğunu bilmek, bugünkü tercihlere ciddiyet kazandırır.

Arapça:
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

Okunuşu: Rabbenağfir lî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekûmü'l-hisâb.

Anlamı: Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, annemi, babamı ve bütün müminleri bağışla. İbrâhim Suresi

Bu duada kişi yalnız kendisini düşünmez; anne babasını ve bütün müminleri rahmet dileğine katar. Hesap gününe iman, insanı bencillikten çıkarıp geniş bir dua kardeşliğine taşır.

Arapça:
رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Okunuşu: Rabbenâ etmim lenâ nûranâ vağfir lenâ, inneke alâ külli şey'in kadîr.

Anlamı: Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; şüphesiz senin her şeye gücün yeter. Tahrîm Suresi

Dirilişi düşünen bir kalp için en büyük istek, yalnızca yeniden kaldırılmak değil; o gün bağışlanmış ve nuru tamamlanmış kullardan olmaktır. Bu yüzden El-Bâis tefekkürü korkuyla başlasa bile tövbe, rahmet ve ümit kapısına yönelmelidir.

Ölüm Acısı ve El-Bâis İsminin Verdiği Ümit

Sevdiğini kaybeden insana “Üzülme” demek çoğu zaman acıyı anlamamaktır. İslam, ayrılık karşısında gözyaşını ve hüznü yasaklamaz. El-Bâis ismi de hüznü inkâr ettirmez; ölümün ebedî yokluk olmadığına dair sağlam bir ümit verir. Kabir, Allah'ın kudretinden uzak bir kayboluş yeri değildir.

Mümin, ölen yakınının dünyaya dönmesini değil, Allah'ın rahmetine erişmesini ve ahirette hayırlı bir buluşmayı diler. Bu beklenti kesin bir kişi hakkında cennet hükmü vermek değildir; Allah'ın vaadine güvenerek rahmetini ummaktır. Yasın içinde dua etmek, sadaka vermek, güzel hatıraları hayırla sürdürmek ve sabır istemek kalbe yön kazandırır.

Bediüzzaman Said Nursî'nin haşir bahislerinde yaptığı geniş tefekkürün merkezinde de kâinatta görülen rahmet, hikmet, adalet ve kudretin ebedî hayatı gerektirdiği fikri vardır. Her bahar sayısız canlının kolaylıkla yeniden yaratılması, haşri akla yaklaştıran bir kudret tablosu olarak okunur. Bu yaklaşım, dirilişi yalnızca soyut bir iddia şeklinde değil, Allah'ın kâinatta görülen fiilleriyle bağlantılı düşünmeye çağırır.

El-Bâis İsmi Hayatımıza Ne Öğretir?

Bu ilkeler ahireti düşünmenin insanı hayattan koparmadığını, aksine hayatın her anına anlam verdiğini gösterir. Hesaba inanan esnaf ölçüyü eksik tutmamalı, yönetici emanete ihanet etmemeli, aile bireyleri birbirinin hakkını küçümsememeli, ibadet eden kişi de ameline güvenip kibirlenmemelidir. El-Bâis bilgisi davranışa dönüşmedikçe zihinde duran bir kavram olarak kalır.

El-Bâis Hakkında Sık Yapılan Yanlışlar

İsmi yalnızca enerji ve motivasyonla açıklamak: Kul, uyuşukluktan kurtulmak ve hayırlı işe yönelmek için Allah'a dua edebilir. Fakat El-Bâis'in temel anlamı bundan çok daha büyüktür: Ölülerin gerçek anlamda diriltilmesi ve hesap için kaldırılmasıdır.

Kaynağı olmayan sayılara kesin fazilet yüklemek: Bir tekrar sayısını dinin belirlediğini söylemek delil gerektirir. Kişisel düzen ile ayet veya hadisle sabit özel fazilet birbirine karıştırılmamalıdır.

Dirilişi yalnızca sembolik kabul etmek: Kur'an'ın kabirlerden çıkış, toplanma, hesap ve karşılık hakkındaki ifadeleri gerçek bir ahiret hayatını bildirir. Manevî uyanış anlamlı bir tefekkürdür; bedenen dirilişin yerine geçirilemez.

Zikri sorumluluktan bağımsız görmek: “Yâ Bâis” diyen kişi aynı zamanda hesaba kaldırılacağına iman ettiğini hatırlar. Bu iman, kul hakkını önemsemeyi ve günahı terk etmeyi gerektirir. Zikir, bilerek sürdürülen haksızlığa kalkan yapılamaz.

Ahiret korkusunu ümitsizliğe çevirmek: Hesap ciddidir; fakat Allah'ın rahmetinden ümit kesmek doğru değildir. Sağlıklı denge, günahı küçümsememek ve tövbe kapısını da kapalı sanmamaktır. Kul korkuyla yanlışından uzaklaşır, ümitle Rabbine yönelir.

El-Bâis Esmasıyla Kapsamlı Dua

Allah'ım, ey El-Bâis olan Rabbimiz! Bizi yoktan var eden, canımızı emanet veren ve vakti geldiğinde bütün insanları kabirlerinden kaldıracak olan sensin. Diriliş gününün hak olduğuna şeksiz iman eden, bu imanı sözüne ve davranışına taşıyan kullarından eyle bizi.

Allah'ım! Kalplerimizi gaflet uykusundan uyandır. Bize ölümü unutmayan fakat hayat nimetinden de yüz çevirmeyen bir şuur ver. Vaktimizi boş işlerde tüketmekten, tövbeyi ertelemekten, günahı küçümsemekten ve kullarının hakkını üzerimizde bırakmaktan bizi koru. Bildiğimiz ve bilmediğimiz kusurlarımızı bağışla; yanlışlarımızı görme, kabul etme ve düzeltme cesareti ver.

Yâ Bâis! Namazımıza bağlılık, dilimize doğruluk, kazancımıza helallik, ailemize merhamet ve işlerimize ihlas nasip eyle. Bizi yalnız kaldığında da senin gördüğünü bilenlerden, kimse alkışlamasa da iyilik yapanlardan, gücü yettiğinde zulmetmeyenlerden ve haksızlık karşısında adaletle duranlardan eyle.

Allah'ım! Kabri bizim için rahmet ve esenlik durağı eyle. Sûra üflendiğinde bizi korkudan emin olan, kitabı sağından verilen, hesabı kolay görülen ve yüzü nurlanan kullarınla birlikte kaldır. Ayıplarımızı mahşer halkı önünde açma; bizi rahmetinle ört, affınla temizle ve Peygamber Efendimizin sancağı altında topla.

Rabbimiz! Annemizi, babamızı, yakınlarımızı, üzerimizde hakkı bulunanları ve bütün müminleri bağışla. Vefat edenlerimize rahmet et; hastalarımıza şifa, dertlilerimize ferahlık, borçlularımıza ödeme kolaylığı, mazlumlara yardım ihsan eyle. Hakkını yediğimiz biri varsa helalleşmeyi ve hakkını ödemeyi bize kolaylaştır.

Ey ilk defa yaratan ve yeniden diriltmeye gücü yeten Allah'ım! Son nefesimizi iman ve güzel kulluk üzere vermeyi nasip et. Dünyayı kalbimizin en büyük gayesi yapma. Bizi rahmetinden ümit kesmeyen, azabından eminmiş gibi yaşamayan; korku ile ümit arasında sana yönelen samimi kullarından eyle.

Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün bizi, anne babamızı ve müminleri bağışla. Nurumuzu tamamla, kusurlarımızı affet, ayaklarımızı sırat üzerinde sabit tut. Bizi sevdiklerimizle birlikte razı olduğun ebedî yurtta buluştur. Duamızı lütfunla kabul eyle. Âmin.

Kaynak ve Okuma Notları

Kaynak hassasiyeti: Bu yazıda Kur'an mealleri anlamı aktaracak şekilde verilmiştir. Zikir için sahih kaynakta sabit olmayan özel sayı veya kesin sonuç iddiası kullanılmamıştır. Dua bölümü, ayetlerdeki anlamlardan yararlanılarak hazırlanmış kişisel bir yakarıştır; hadis diye sunulmamaktadır.

İlgili Makaleler

Ana Sayfamızda, dua, zikir, tesbihat, Esmâü'l-Hüsnâ, Kur'an-ı Kerim mealleri ve daha birçok İslami içeriğe DuaSitesi.com.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Daha Fazla Dua ve Kur'an Tefekkürü İçin Ana Sayfa