Celcelutiye Duası Nedir?

Giriş Yazısı Rivayetler Okuma Adabı

Not: Bu yazı, Celcelutiye duasını “hurafe dili”ne düşmeden; saygılı, ölçülü ve anlaşılır şekilde tanıtmak için hazırlanmıştır.

Celcelutiye Duası, İslam geleneğinde özellikle derin mana, ilahi isimler ve manevi korunma temalarıyla öne çıkan uzun ve yoğun bir dua metnidir. Dili ağır olması, sembolik ifadeler barındırması ve kısa bir dua olmaması sebebiyle halk arasında günlük dualardan farklı bir yerde değerlendirilmiştir.

Bu metin, Kur’an’dan ayetler gibi “ayet ayet” bir yapı taşımaz. Dua ve niyaz üslubuyla yazılmış, genellikle beyit düzeninde aktarılan bir metin olarak bilinir. İçeriğinde Allah’ın azameti, kudreti, nuru, ilahi düzen ve insanın acziyeti vurguları belirgindir.

Celcelutiye Duası Kime Aittir?

Celcelutiye duası, kaynaklarda çoğunlukla Hz. Ali (r.a.)’ye nispet edilen dualar arasında anılır. Rivayetlerde bu duanın:

şeklinde aktarımlar bulunur.

Önemli hatırlatma: Celcelutiye duası Kur’an ayeti değildir ve “sahih hadis metni” gibi doğrudan bir delil kategorisine de yerleştirilmez. Bu sebeple, değeri Kur’an ve sünnetin yerine değil; dua geleneği ve manevi tecrübe alanında değerlendirilir.

Rivayetlerde Celcelutiye Duası

Celcelutiye ile ilgili anlatımlar daha çok:

yer alır. Bu kaynaklarda dua; “mana yönü ağır”, “bilinçli okunmalı” ve “huşû gerektirir” gibi ifadelerle tarif edilir.

Celcelutiye Duası Neden “Ağır” Kabul Edilir?

Celcelutiye’nin “ağır” görülmesinin sebebi gizemli veya korkutucu olması değil; dilinin yoğunluğu, sembolik anlatımı ve mana katmanlarının fazlalığıdır. Metinde çoğu zaman:

bir arada işlendiği için “hızlı okunup geçilecek bir metin” gibi görülmemiştir.

Herkes Celcelutiye Duasını Okuyabilir mi?

Evet, okunabilir. Fakat geleneksel yaklaşımda bazı edep ve ölçüler tavsiye edilir:

Bu tavsiyeler metni “zorlaştırmak” için değil, dua metnine saygı ve dikkat içindir.

Madde Sayısı ve Beyit Meselesi

Celcelutiye duası, “madde madde” inen bir metin değildir. Esas yapı çoğunlukla beyit düzeni üzerinden aktarılır. Bu yüzden bazı nüshalarda bölümleme farklı olabilir.

Yaygın kullanılan düzenlerde Celcelutiye metni 100’ün üzerinde beyit olarak geçer. Birçok basılı metinde ve aktarımlarda 102 beyit ifadesi sıkça görülür. “120 madde” gibi sayılar ise çoğu zaman metnin sonradan parçalara bölünmesiyle ortaya çıkar.

Nasıl Okunmalı?

Celcelutiye duası:

bir dua metni olarak görülür.

Asıl ölçü şudur: Metnin uzunluğu değil, okuyan kişinin niyeti, kalbi ve samimiyetidir.

بَدَأْتُ بِبِسْمِ اللهِ رُوحِى بِهِ اهْتَدَتْ
اِلٰى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ

1. Bede’tu bi bismillâhi rûhî bihih tedet / İlâ keşfi esrârin bi bâtınihin tavet

Sırların hazinesi olan Bismillah ile başlarım. Onunla o hazineyi keşfederim.

وَصَلَّيْتُ بِالثَّانِي عَلٰى خَيْرِ خَلْقِهِ
مُحَمَّدٍ مَنْ زَاحَ الضَّلَالَةَ وَالْغَلَتْ

2. Ve ṣalleytu bis̱-s̱ânî alâ hayri halkıhî / Muhammedin men zâhaḍ-ḍalâlete vel-ġalet

Ardından mahlûkatın en hayırlısı, sapkınlık ve yanlışlıkları ortadan kaldıran Muhammed’e salât ederim.

إِلٰهِي لَقَدْ اَقْسَمْتُ بِاسْمِكَ دَاعِياً
بِاٰجٍ وَمَاهُوجٍ جَلَتْ فَتَجَلْجَلَتْ

3. İlâhî leqad aqsemtu bismike dâ‘iyen / Bi âcin ve mâhûcin celet fe-tecelcelet

İlâhîm! İsimlerini şefaatçi kılarak sana yalvarıyor, onların tecellisiyle kapıları aralıyorum.

سَئَلْتُكَ بِاْلاِسْمِ الْمُعَظَّمِ قَدْرُهُ
وَيَسِّرْ اُمُورِي يَٓا إِلٰهِي بِصَلْمَهَتْ

4. Seeltuke bil-ismil muazzami qadruhu / Ve yessir umûrî yâ ilâhî bi salmehet

Şanı yüce olan ismin hürmetine senden istiyorum: Yâ İlâhî, işlerimi kolaylaştır.

وَيَا حَىُّ يَا قَيُّومُ اَدْعُوكَ رَاجِياً
بِاٰجٍ اَيُوجٍ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْ

5. Ve yâ Hayy yâ Qayyûm ed‘ûke râciyen / Bi âcin eyûcin celceliyyûtin helhelet

Ey Hayy ve Kayyûm olan Rabbim! İsimlerinin hürmetine sana umutla yalvarıyorum.

بِصَمْصَامٍ طَمْطَامٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ
بِمِحْرَاشِ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ

6. Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihin / Bimihrâşi mihrâşin bihinnâru uhmidet

Ey kudretiyle ateşleri söndüren, her şeye galip olan Rabbim! İsimlerinin hürmetine sana yöneliyorum.

بِاٰجٍ اٰهُوجٍ يَٓا إِلٰهِي مُهَوِّجٍ
وَيَا جَلْجَلُوتٍ بِاْلاِجَابَةِ هَلْهَلَتْ

7. Bi âcin âhûcin yâ ilâhî muhevviçin / Ve yâ celcelûtin bil-icâbeti helhelet

Ey dualara süratle cevap veren Rabbim! İsimlerinin hürmetine sana yakarıyorum.

لِتُحْيِى حَيَاةَ الْقَلْبِ مِنْ دَنَسٍ بِهِ
بِقَيُّومٍ قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَ اَشْرَقَتْ

8. Li tuhyi hayâtel kalbi min denesin bihî / Bi qayyûmin qâmes-sirru fîhi ve eşraqat

Kayyûm isminin hürmetine kalbimi kirlerden arındır, onu dirilt ve nurunla aydınlat.

عَلَىَّ ضِيَٓاءٌ مِنْ بَوَارِقِ نُورِهِ
فَلَاحَ عَلٰى وَجْهِى سَنَٓاءٌ وَ اَبْرَقَتْ

9. Aleyye diyâun min bevâriqi nûrihî / Felâha alâ vechî senâun ve ebraqat

Nurunun parıltılarından üzerime bir aydınlık insin; yüzümde ışık belirsin ve parlasın.

وَصُبَّ عَلٰى قَلْبِى شَأٰبِيبُ رَحْمَةٍ
بِحِكْمَةِ مَوْلَانَا الْكَرِيمِ فَاَنْطَقَتْ

10. Ve subbe alâ kalbî şeâbîbu rahmetin / Bi hikmeti mevlânel kerîmi fe entaqat

Kalbime rahmet sağanakları dökülsün; kerem sahibi Mevlâ’nın hikmetiyle dile gelsin.

اَحَاطَتْ بِىَ الْاَنْوَارُ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ
وَهَيْبَةُ مَوْلَانَا الْعَظِيمِ بِنَا عَلَتْ

11. Ehâtat biyel envâru min kulli cânibin / Ve heybetu mevlânel azîmi binâ alet

Her yandan beni nurlar kuşatsın; yüce Mevlâmızın heybeti üzerimize insin.

فَسُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ يَا خَيْرَ خَالِقٍ
وَيَا خَيْرَ خَلَّاقٍ وَاَكْرَمَ مَنْ بَعَتْ

12. Fe subhânekellâhumme yâ hayra hâlikin / Ve yâ hayra hallâkin ve ekrame men be‘at

Seni tesbih ederim ey yaratmanın en yücesi; yoktan var edenlerin en hayırlısı ve diriltenlerin en keremlisi!

فَبَلِّغَنِي قَصْدِى وَكُلَّ مَأٰرِبِي
بِحَقِّ حُرُوفٍ بِالْهَجَٓاءِ تَجَمَّعَتْ

13. Fe belliğnî kasdî ve kulle meâribi / Bi hakkı hurûfin bil-hicâi tecemme‘at

Bir araya getirilen hece harflerinin hakkı için beni maksadıma ve bütün ihtiyaçlarıma ulaştır.

بِسِرِّ حُرُوفٍ اُودِعَتْ فِى عَزِيمَتِى
بِنُورِ سَنَٓاءِ اْلاِسْمِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ

14. Bi sirri hurûfin ûdi‘at fî azîmetî / Bi nûri senâil ismi verrûhi kad alet

İsm-i Âzam’ın ve ruhu kuşatan nurunla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine.

أَفِضْ لِى مِنَ الْاَنْوَارِ فَيْضَةَ مُشْرِقٍ
عَلَىَّ وَأَحْىِ مَيْتَ قَلْبِى بِطَيْطَغَتْ

15. Efiđ lî minel envâri feyzaten muşrikan / Aleyye ve ahyî meyte kalbî bi taytagat

Nurlardan üzerime aydınlatıcı bir feyiz akıt ve hikmetinle kalbimin ölü hâlini dirilt.

اَلَا وَاَلْبِسَنِي هَيْبَةً وَجَلاٰلَةً
وَكُفَّ يَدَ الْاَعْدَٓاءِ عَنِّى بِعَلْمَهَتْ

16. Elâ velbisennî heybeten ve celâleten / Ve kuffe yedel-a‘dâi annî bi ğalmehet

Ne olur bana heybet ve celâl giydir; düşmanların elini benden uzak tut.

اَلَا وَاحْجُبَن۪ى مِنْ عَدُوٍّ وَحَاسِدٍ
بِحَقِّ شَمَاخٍ اَشْمَخٍ سَلَّمَتْ سَمَتْ

17. Elâ vahcubennî min aduvvin ve hâsidin / Bi hakkı şemâhin eşmehin sellemet semet

Yüce ve dokunulmaz isimlerinin hürmetine beni her düşman ve hasetçiden muhafaza eyle.

بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَشَرَنْطَخٍ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ

18. Bi nûri celâlin bâzihin ve şerantahin / Bi quddûsi berkûtin bihiz-zulmetu incelet

Celâl, Kud­dûs ve rahmetiyle karanlıkları dağıtan isimlerinin nuruyla bunu lütfet.

اَلَا وَاقْضِ يَا رَبَّاهُ بِالنُّورِ حَاجَتِى
بِنُورِ اَشْمَخٍ جَلْيًا سَرِيعاً قَدِ انْقَضَتْ

19. Elâ vakdı yâ Rabbâhu bin-nûri hâcetî / Bi nûri eşmehin celyen serî‘an kad inkadat

Ey Rabbim! Nurunla ihtiyacımı gider; yüce isimlerinle onu süratle sonuçlandır.

بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ نَمُوهٍ اَصَالِيًا
وَيَا عَالِيًا يَسِّرْ أُمُورِي بِصَيْصَلَتْ

20. Bi yâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen / Ve yâ âliyen yessir umûrî bi saysalet

Mâbud, Hu, Samed ve Şehîd isimlerinin hürmetine ey Yüce! İşlerimi kolaylaştır.

وَاَمْنِحَنِي يَا ذَا الْجَلَالِ كَرَامَةً
بِاَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ

21. Ve emnihinî yâ zel-celâli kerâmeten / Bi esrâri ilmin yâ Halîmu bike incelet

Ey Celâl sahibi, ey Halîm! İlmin sırlarıyla bana bir ikram ve lütuf bahşet.

وَخَلِّصَنِي مِنْ كُلِّ هَوْلٍ وَشِدَّةٍ
بِنَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ اَسْبَلَتْ

22. Ve hallisnî min kulli hevlin ve şiddetin / Bi nassı hakîmin kâti‘is-sirri esbelet

Hikmetli ve apaçık beyanlara sahip Kur’ân’ın nuruyla beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar.

وَاَحْرِسَنِي يَا ذَا الْجَلَالِ بِكَافِ كُنْ
اَيَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْ

23. Ve ahrisnî yâ zel-celâli bi kâfi kun / Eyyâ câbiral-kalbil-kesîri minel-habet

Ey Celâl sahibi, ey kırık kalpleri onaran Rabbim! “Kün” emrinin kâfı hürmetine beni muhafaza eyle.

وَسَلِّمْ بِبَحْرٍ وَاَعْطِنِي خَيْرَ بَرِّهَا
فَاَنْتَ مَلَاذِى وَالْكُرُوبُ بِكَ انْجَلَتْ

24. Ve sellim bi bahrin ve a‘tinî hayra berrihâ / Fe ente melâzî vel-kurûbu bike incelet

Tehlikeler denizinde beni selâmete çıkar, hayırlı bir sahile ulaştır. Sığınağım sensin; sıkıntılar seninle dağılır.

وَصُبَّ عَلَىَّ الرِّزْقَ صَبَّةَ رَحْمَةٍ
فَاَنْتَ رَجَٓاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْ

25. Ve subbe aleyyer-rizka sabbete rahmetin / Fe ente recâul-âlemîne velev tagat

Rahmet sağanağı gibi üzerime rızık dök. Günahlar artsa bile âlemlerin ümidi sensin.

وَاَصْمِمْ وَاَبْكِمْ ثُمَّ اَعْمِ عَدُوَّنَا
وَاَخْرِسْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِحَوْسَمَتْ

26. Ve esmim ve ebkim summe a‘mi aduvvenâ / Ve ahrishum yâ zel-celâli bi havsemat

Ey Celâl sahibi! Düşmanlarımızı etkisiz kıl; hilelerini boşa çıkar.

وَفِى حَوْسَمٍ مَعْ دَوْسَمٍ وَبَرَاسِمٍ
تَحَصَّنْتُ بِاْلاِسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْ

27. Ve fî havsemin me‘a devsemin ve berâsemin / Tehassantu bil-ismil-azîmi minel-galat

Yüce isimlerin sığınağına girerek yanlıştan ve sapmadan korunurum.

وَاعْطِفْ قُلُوبَ الْعَالَمِينَ بِاَسْرِهَا
عَلَىَّ وَاَلْبِسَنِّى قَبُولاً بِشَلْمَهَتْ

28. Ve‘ tif kulûbel-âlemîne bi esrihâ / Aleyye velbisennî kabûlen bi şelmehet

Bütün mahlûkatın gönüllerini bana meylettir ve bana kabul elbisesi giydir.

وَكُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ
عَنِّى وَعَنْ طَلَبَةِ رِسَٓائِلِ النُّورِ بِاَقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ

29. Ve kuffe cemî‘al-mudirrîne keydehum / Annî ve an talebeti resâilin-nûri bi aksâmike hatmen ve mâ havet

Kesin yeminlerinin hürmetine, zararlıların tuzaklarını benden ve Nur talebelerinden uzaklaştır.

وَيَسِّرْ اُمُورِي يَٓا اِلهِٰى وَاَعْطِنِي
مِنَ الْعِزِّ وَالْعُلْيَا بِشَمْخٍ وَاَشْمَخَتْ

30. Ve yessir umûrî yâ ilâhî ve a‘tinî / Minel-‘izzi vel-‘ulyâ bi şemhin ve eşmehat

Yâ İlâhî! İşlerimi kolaylaştır; bana izzet ve yücelik ihsan eyle.

وَاَسْبِلْ عَلَيْنَا السِّتْرَ وَاشْفِ قُلُوبَنَا
فَاَنْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَثَتْ

31. Ve esbil aleynes-sitra veşfi kulûbenâ / Fe ente şifâun lil-kulûbi minel-gaşet

Üzerimize af örtünü ger; kalplerimize şifa ver. Kalpleri arındıran yalnız sensin.

وَبَارِكْ لَنَا اللّٰهُمَّ فِى جَمْعِ كَسْبِنَا
وَحُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهٍ اِرْتَخَتْ

32. Ve bârik lenallâhumme fî cem‘i kesbinâ / Ve hülle ukûdel-usri bi yâyûhin irtehat

Allah’ım! Kazancımıza bereket ver; zorluk düğümlerini çöz ki ferahlayalım.

بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ
وَيَا مَنْ لَنَا الْاَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْ

33. Bi yâhin ve yâyûhin ve yâ hayra bâzihin / Ve yâ men lenâl-erzâku min cûdihî nemet

Ey gerçek mâbud, ey Hu! Ey yaratıcıların en hayırlısı! Rızıklarımız senin cömertliğinden taşarak artmaktadır.

نَرُدُّ بِكَ الْاَعْدَٓاءَ مِنْ كُلِّ وِجْهَةٍ
وَبِاْلاِسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْ

34. Neruddu bikel-a‘dâe min kulli vichetin / Ve bil-ismi termîhim minel-bu‘di biş-şetet

Her yönden gelen düşmanları seninle geri çeviririz; isminle onları uzaktan savurur, dağıtırsın.

وَاخْذُلْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِفَضْلِ مَنْ
اِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلَاةِ وَقَدْ شَكَتْ

35. Vahzulhum yâ zel-celâli bi fadli men / İleyhi se‘at dabbu’l-felâti ve kad şeket

Ey Celâl sahibi! Kendisine sığınılıp şikâyet arz edilen o zatın hürmetine onları yardımsız bırak.

فَاَنْتَ رَجَٓائِى يَٓا اِلٰهِى وَسَيِّدِى
فَفُلَّ لَمِيمَ الْجَيْشِ اِنْ رَامَ بِى عَبَتْ

36. Fe ente recâî yâ ilâhî ve seyyidî / Fe fulla lemîmel-ceyşi in râme bî ‘abet

Yâ İlâhî! Ümidim ve efendim yalnız sensin; bana kötülük tasarlayan orduların düzenini dağıt.

وَكُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ
وَعَنِّى بِاَقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ

37. Ve kuffe cemî‘al-mudirrîne keydehum / Ve annî bi aksâmike hatmen ve mâ havet

Kesin yeminlerinin hürmetine, bütün zararlıların tuzaklarını benden uzaklaştır.

فَيَا خَيْرَ مَسْؤُلٍ وَاَكْرَمَ مَنْ اَعْطٰى
وَيَا خَيْرَ مَأْمُولٍ اِلٰى اُمَّةٍ خَلَتْ

38. Fe yâ hayra mes’ûlin ve ekreme men a‘tâ / Ve yâ hayra me’mûlin ilâ ummetin halet

Ey kendisinden istenenlerin en hayırlısı, ihsan edenlerin en keremlisi ve ümmetlerin umut kapısı!

اَقِدْ كَوْكَبِى بِاْلاِسْمِ نُوراً وَبَهْجَةً
مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ

39. Eqid kevkebî bil-ismi nûran ve behceten / Meded-dehri vel-eyyâmi yâ nûru celcelet

Ey Nur! İsminle yıldızımı yak; çağlar ve zamanlar boyunca onu nur ve sevinçle parlat.

بِاٰجٍ أَهُوجٍ جَلْمَهُوجٍ جَلَالَةٍ
جَلِيلٍ جَلْجَلَيُّوتٍ جَمَاهٍ تَمَهْرَجَتْ

40. Bi âcin ehûcin celmehûcin celâletin / Celîlin celceliyyûtin cemâhin temehrecet

Ey Ehad, Aziz ve Celîl olan Allah’ım! Güzel isimlerin sonsuz haşmet ve azametle tecelli etmektedir.

بِتَعْدَادِ اَبْرُومٍ وَسِمْرَازِ اَبْرَمٍ
وَبَهْرَتِ تِبْرِيزٍ وَاُمٍّ تَبَرَّكَتْ

41. Bi ta‘dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin / Ve behrati tibrîzin ve ummin teberreket

Ey Evvel ve Âhir olan Allah’ım! İsimlerinin bereketiyle bütün ihtiyaçlara yöneliyorum.

تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرّاً بَيَانَةً
تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرّاً تَنَوَّرَتْ

42. Tuqâdu sirâcun-nûri sirran beyâneten / Tuqâdu sirâcus-surci sirran tenevveret

Nur kandili gizli ama apaçık bir şekilde yakılır; kandillerin kandili sırla nurlanır.

بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَشَرَنْطَخٍ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ

43. Bi nûri celâlin bâzihin ve şeranṭahin / Bi quddûsi berkûtin bihinnâru uhmidet

Celâl, izzet ve kibriyâ sahibi; münezzeh ve mukaddes olan Rabb’in nuruyla küfrün ateşi söndürülür.

بِيَاهٍ وَيَا يُوهٍ نُمُوهٍ اَصَالِيًا
بِطَمْطَامِ مِهْرَاشٍ لِنَارِ الْعِدَا سَمَتْ

44. Bi yâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen / Bi ṭamṭâmi mihrâşin linâril-‘idâ semet

Hak mâbud, Hu ve Samed olan Rabb’in yardımıyla düşmanların ateşi bastırılır.

بِهَالٍ اَهِيلٍ شَلْعٍ شَلْعُوبٍ شَالِعٍ
طَهِىٍّ طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَطَّهَتْ

45. Bi hâlin ehîlin şel‘in şel‘ûbin şâli‘in / Ṭahiyyin ṭahûbin ṭayṭahûbin ṭayaṭṭahat

Cemîl, Vedûd ve Mucîb olan Allah’ın yardımıyla kullar arasında sevgi ve kabul meydana gelir.

اَنُوخٍ بِيَمْلُوخٍ وَاَبْرُوخٍ أُقْسِمَتْ
بِتَمْلِيخِ اٰيَاتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْ

46. Enûhin bi yemlûhin ve ebrûhin uqsimet / Bi temlîhi âyâtin şemûhin teşemmehat

Ey Kayyûm ve Vekîl olan Allah’ım! Ayetlerinin hikmetleri hürmetine ve Hannan isminle dualarımızı kabul buyur.

اَبَازِيخَ بَيْذُوخٍ وَذَيْمُوخٍ بَعْدَهَا
خَمَارُوخٍ يَشْرُوخٍ بِشَرْخٍ تَشَمَّخَتْ

47. Ebâzîha beyzûhin ve zeymûhin ba‘dehâ / Hamârûhin yeşrûhin bi şerhin teşemmehat

Ey her sırrı bilen Allah’ım! Mübdi‘ ve Mu‘îd isimlerinin hürmetine bize şefkat ve merhametle muamele eyle.

بِبَلْخٍ وَسِمْيَانٍ وَبَازُوخٍ بَعْدَهَا
بِذَيْمُوخٍ اَشْمُوخٍ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْ

48. Bibelhın ve simyânin ve bâzûhin ba‘dehâ / Bi zeymûhin eşmûhin bihil-kevnu ‘ummirat

Adl ve Hakem isimlerinin tecellisiyle âlem bozulmaktan korunur, adaletle yeniden imar edilir.

بِشَلْمَخَتٍ اِقْبَلْ دُعَٓائِى وَكُنْ مَعِى
وَكُنْ لِى مِنَ الْاَعْدَٓاءِ حَسْبِى فَقَدْ بَغَتْ

49. Bi şelmehatin iqbel du‘âî ve kun me‘î / Ve kun lî minel-a‘dâi hasbî fe kad bagat

Hak isminin hürmetine duamı kabul et; yanımda ol ve düşmanlara karşı bana kâfi gel. Zira onlar azgınlaştı.

فَيَا شَمْخَثَا يَا شَمْخَثَا اَنْتَ شَمْلَخَا
وَيَا عَيْطَلَا هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْ

50. Fe yâ şemhaṯâ yâ şemhaṯâ ente şemlehâ / Ve yâ ‘ayṭalâ haṭlur-riyâhi tehalhalet

Ey Rabbim, ey Rahmân! Sen hak mâbudsın. Ey güçlü yardımcım! Şiddetli fırtınalar peş peşe kopmaktadır.

بِكَ الْحَوْلُ وَالصَّوْلُ الشَّدِيدُ لِمَنْ اَتٰى
لِبَابِ جَنَابِكَ وَالْتَجٰى ظُلْمَةُ انْجَلَتْ

51. Bikel-havlu ves-savluş-şedîdu limen etâ / Li bâbi cenâbike vel-tecâ zulmetun celet

Güç ve şiddet ancak seninledir. Yüce kapına sığınanın karanlığı dağılır.

بِطٰهٰ وَيَاسِينَ وَطَاسِينَ كُنْ لَنَا
بِطَاسِينَ مِيمٍ لِلسَّعَادَةِ اَقْبَلَتْ

52. Bi ṭâ-hâ ve yâ-sîn ve ṭâ-sîn kun lenâ / Bi ṭâ-sîn-mîmin lis-sa‘âdeti iqbelet

Tâhâ, Yâsîn, Tâsîn ve Tâsîn-Mîm hürmetine bize yardımcı ol; saadeti üzerimize yönelt.

وَكَافٍ وَهَايَٓاءٍ وَعَيْنٍ وَصَادِهَا
كِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْ

53. Ve kâfin ve hâ yâin ve ‘aynin ve sâdihâ / Kifâyetunâ min kulli ‘aynin binâ havet

Kâf–Hâ–Yâ–Ayn–Sâd (Meryem) hürmetine, bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı koru; bu bize yeter.

بِحَامِيمَ عَيْنٍ ثُمَّ سِينٍ وَقَافِهَا
حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُٓوءٍ بِشَلْمَهَتْ

54. Bi hâ-mîme ‘aynin summe sînin ve qâfihâ / Himâyetunâ min kulli sûin bi şelmehet

Hâ–Mîm–Ayn–Sîn–Kâf (Şûrâ) ile bizi her türlü kötülükten muhafaza eyle.

بِقَافٍ وَنُونٍ ثُمَّ حَامِيمٍ بَعْدَهَا
وَفِى سُورَةِ الدُّخَانِ سِرًّا قَدْ اُحْكِمَتْ

55. Bi qâfin ve nûnin summe hâ-mîmin ba‘dehâ / Ve fî sûreti’d-duhâni fîhâ sirran qad uhkimet

Kâf, Nûn ve Hâ-Mîm ile; içinde muhkem bir sır bulunan Duhân sûresi hürmetine bizi muhafaza eyle.

بِاَلِفٍ وَلَامٍ وَالنِّسَٓاءْ وَعُقُودِهَا
وَفِى سُورَةِ الْاَنْعَامِ وَالنُّورِ نُوِّرَتْ

56. Bi elifin ve lâmin ven-nisâi ve ‘uqûdihâ / Ve fî sûreti’l-en‘âmi ven-nûri nuvvirat

Elif–Lâm ile Nisa, Maide, En‘âm ve nurlandırılmış Nûr sûreleri hürmetine.

وَاَلِفٍ وَلَامٍ ثُمَّ رَٓاءٍ بِسِرِّهَا
عَلَوْتُ بِنُورِ اْلاِسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْ

57. Ve elifin ve lâmin summe râin bi sirrihâ / ‘Alevtu bi nûril-ismi min kulli mâ cenet

Elif–Lâm–Râ sırrı ve isminin nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim.

وَاَلِفٍ وَلَامٍ ثُمَّ مِيمٍ وَرَٓائِهَا
اِلٰى مَجْمَعِ الْاَرْوَاحِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ

58. Ve elifin ve lâmin summe mîmin ve râihâ / İlâ mecma‘i’l-ervâhi ver-rûhi qad ‘alet

Elif–Lâm–Mîm–Râ ile ruhların ve meleklerin yüce meclisine yükseliş nasip oldu.

بِسِرِّ حَوَامِيمِ الْكِتَابِ جَمِيعِهَا
عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ اُقْسِمَتْ

59. Bi sirri havâmîmi’l-kitâbi cemî‘ihâ / ‘Aleyke bi fadlin-nûri yâ nûru uqsimet

Kur’ân’daki bütün Hâ-Mîm’lerin sırrı hürmetine, ey Nur! Beni nurunun fazlına mazhar eyle.

بِعَمَّ عَبَسَ وَالنَّازِعَاتِ وَطَارِقٍ
وَفِى وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَزُلْزِلَتْ

60. Bi ‘amme ‘abese ven-nâzi‘âti ve ṭâriqin / Ve fî ves-semâi zâti’l-burûci ve zulzilet

Amme, Abese, Nâzi‘ât, Târık, Bürûc ve Zilzâl sûreleri hürmetine.

بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَسَٓائِلٍ
وَفِى سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَالشَّمْسِ كُوِّرَتْ

61. Bi hakkı tebâreke summe nûnin ve sâilin / Ve fî sûreti’t-tehmîzi ve’ş-şemsi kuvvirat

Tebâreke, Nûn, “Seele sâilun”, Hümeze ve İze’ş-şemsu kuvvirat sûreleri hakkı için.

وَبِالذَّارِيَاتِ الذَّرِّ وَالنَّجْمِ اِذْ هَوٰى
وَبِاقْتَرَبَتْ لِىَ اْلاُمُورُ تَقَرَّبَتْ

62. Ve bi’z-zâriyâti’z-zerri ven-necmi izâ hevâ / Ve biqterabet liyel-umûru tekarrebet

Zâriyât, Necm ve Kamer sûreleri hürmetine işlerim bana kolaylaştırılsın.

وَبِ سُوَرِ الْقُرْاٰنِ حِزْباً وَاٰيَةً
عَدَدَ مَا قَرَاَ الْقَارِي وَمَا قَدْ تَنَزَّلَتْ

63. Ve bi suveril Kur’âni hizben ve âyeten / Adede mâ qarael qârî ve mâ qad tenezzelet

Kur’ân sûrelerinin tamamı; hizb hizb, âyet âyet, okunan ve indirilmiş olanların sayısınca hürmetine.

فَاَسْئَلُكَ يَا مَوْلَاىَ فِى فَضْلِكَ الَّذِى
عَلٰى كُلِّ مَٓا أَنْزَلْتَ كُتْبًا تَفَضَّلَتْ

64. Fe es’eluke yâ Mevlâye fî fadlikellezî / Alâ kulli mâ enzelte kutben tefaddalet

Ey Mevlâm! Kendisine kitap indirdiğin bütün peygamberlere ihsan ettiğin fazlınla senden istiyorum.

بَاٰهِيًّا شَرَاهِيًّا اَذُونَاىِ صَبْوَةٍ
اَصْبَاوُثٍ اٰلِ شَدَّاىَ اَقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْ

65. Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin / Esbâvusin âli şeddâye aqsemtu bi taytağat

Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah’ım! Kudreti her şeyi kuşatan Kâdir ve Cebbâr isimlerinin hürmetine sana yemin ederek yalvarıyorum.

بِسِرِّ بَدُوحٍ اَجْهَزَطٍ بَطَدٍ زَهَجٍ
بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَالنَّصْرِ اَسْرَعَتْ

66. Bi sirri budûhin echezetin betedin zehecin / Bi vâhil vehâ bil-fethi ven-nasri esra‘at

Ey Allâmü’l-guyûb olan Rabbim! Fettâh isminin nuruyla fetih ve yardımı süratle nasip eyle.

بِنُورِ فَجَشٍ مَعَ ثَظْخَزٍ يَا سَيِّدِى
وَبِاْلاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ

67. Bi nûri feceşin mea sezhezin yâ seyyidî / Ve bil-âyeti’l-kubrâ eminnî minel-fecet

Ey Efendim! Âyetü’l-Kübrâ’daki hakikatlerin nuruyla beni her türlü felâket ve tehlikeden emin kıl.

بِحَقِّ فَقَجٍ مَعَ مَخْمَةٍ يَٓا إِلٰهَنَا
بِاَسْمَٓائِكَ الْحُسْنٰى اَجِرْنِي مِنَ الشَّتَتْ

68. Bi hakkı feqacin mea mehmetin yâ ilâhenâ / Ve bi esmâikel husnâ ecirnî mineş-şetet

Ey İlâhımız! Esmâ-i Hüsnâ’nın hürmetine beni dağınıklık ve perişanlıktan koru.

حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَتَشَامَخَتْ
وَاسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ

69. Hurûfun li behrâmin alet ve teşâmehat / Ve ismu asâ Mûsâ bihiz-zulmetu incelet

Bu harfler yüce ve uludur; Mûsâ’nın asâsının ismiyle karanlıklar dağılır.

تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ اِلَيْكَ بِسِرِّهَا
تَوَسُّلَ ذِى ذُلٍّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْ

70. Tevesseltu yâ Rabbi ileyke bi sirrihâ / Tevessule zî zullin bihinnâsu ihtedet

Bu sırlarla sana tevessül ediyorum; insanların onunla hidayet bulduğu mütevazı bir kul gibi.

حُرُوفٌ بِمَعْنَاهَا لَهَا الْفَضْلُ شُرِّفَتْ
مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ يَا رَبِّ انْحَنَتْ

71. Hurûfun bi ma‘nâhâ lehâl-fadlu şurrifet / Medâd-dehri vel-eyyâmi yâ Rabbi inhanet

Ey Rabbim! Bu harfler manaları sebebiyle çağlar boyunca yüceltilmiş ve üstün kılınmıştır.

دَعَوْتُكَ يَٓا اَللّٰهُ حَقًّا وَإِنَّنِي
تَوَسَّلْتُ بِاْلاٰيَاتِ جَمْعًا بِمَا حَوَتْ

72. De‘avtuke yâ Allâhu haqqan ve innenî / Tevesseltu bil-âyâti cem‘an bimâ havet

Ey Allah’ım! Bütün âyetler ve onların ihtiva ettikleriyle sana gerçekten yalvararak tevessülde bulundum.

فَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَٓاصَّهَا
وَحَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْ

73. Fe tilke hurûfun-nûri fe’cme‘ havâssehâ / Ve haqqiq me‘ânîhâ bihâl-hayru tummimet

İşte bunlar nur harfleridir; onların bütün özelliklerini bende topla ve manalarını gerçekleştir; hayır onlarla tamamlanır.

وَاُحْضِرَنِي عَوْنًا خَدِيمًا مُسَخَّراً
طُهَيْمَفْيَٓائِيلُ بِهِ الْكُرْبَتُ انْجَلَتْ

74. Ve uhdiranî ‘avnen hadîmen musehharen / Tuheymefyâ’îlu bihil-kurbetu incelet

Bana itaat edecek yardımcı bir hizmetçi gönder; onunla sıkıntım ortadan kalksın.

فَسَخِّرْ لِى فِيهَا خَدِيماً يُطِيعُنِي
بِفَضْلِ حُرُوفِ اُمِّ الْكِتَابِ وَمَا تَلَتْ

75. Fe sehhirlî fîhâ hadîmen yutî‘unî / Bi fadli hurûfi ummil-kitâbi ve mâ telet

Ümmü’l-Kitâb ve onu takip edenler hürmetine, bu konuda bana itaat edecek bir yardımcı musahhar kıl.

وَاَسْئَلُكَ يَا مَوْلَاىَ فِى اِسْمِكَ الَّذِى
بِهِ اِذَا دُعِىَ جَمْعُ اْلاُمُورِ تَيَسَّرَتْ

76. Ve es’eluke yâ Mevlâye fî ismikellezî / Bihî izâ du‘iye cem‘ul-umûri teyesserat

Ey Mevlâm! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle sana yalvarıyorum.

إِلٰهِى فَارْحَمْ ضَعْفِى وَاغْفِرْلِى زَلَّتِى
بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الْاَنْبِيَٓاءُ وَتَوَسَّلَتْ

77. İlâhî ferham da‘fî vâğfir lî zelletî / Bimâ qad de‘atkel-enbiyâu ve tevesselet

İlâhî! Peygamberlerin sana vesile kıldıkları şeyler hürmetine zayıflığıma merhamet et; hatalarımı bağışla.

اَيٰا خَالِق۪ى يَا سَيِّدِى اِقْضِ حَاجَتِى
اِلَيْكَ اُمُورِي يَٓا اِلٰهِى تَسَلَّمَتْ

78. Eyâ hâliqî yâ seyyidî iqdi hâcetî / İleyke umûrî yâ ilâhî tesellemet

Ey Yaratıcım ve Efendim! İhtiyacımı gider; işlerim bütünüyle sana havaledir.

تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ اِلَيْكَ بِاَحْمَدَا
وَاَسْمَٓائِكَ الْحُسْنَى الَّتِى هِىَ جُمِّعَتْ

79. Tevesseltu yâ Rabbi ileyke bi Ahmedâ / Ve esmâikel-husnâlletî hiye cummi‘at

Yâ Rabbi! Ahmed’i ve burada toplanmış olan güzel isimlerini vesile ederek sana niyaz ediyorum.

فَجُدْ وَاعْفُ وَاصْفَحْ يَٓا اِلٰهِى بِتَوْبَةٍ
عَلٰى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْ

80. Fe cud ve‘fu vasfah yâ ilâhî bi tevbetin / Alâ ‘abdikel-miskîni min nazratin ‘abet

Yâ İlâhî! Şu miskin kuluna tevbe nasip et; en küçük hatalarından dahi affet ve bağışla.

وَوَفِّقْنِي لِلْخَيْرِ وَالصِّدْقِ وَالتُّقٰى
وَاَسْكِنَّنِى الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْ

81. Ve veffiqnî lil-hayri ves-sıdqi vet-tuqâ / Ve eskinnenîl-firdevse mea firqatin ‘alet

Beni hayır, doğruluk ve takvaya muvaffak kıl; yüce toplulukla birlikte Firdevs cennetine yerleştir.

وَكُنْ بِى رَؤُفًا فِى حَيَاتِى وَبَعْدَمَا
اَمُوتُ وَاَلْقٰى ظُلْمَةَ الْقَبْرِ انْجَلَتْ

82. Ve kun bî raûfen fî hayâtî ve ba‘demâ / Emûtu ve elqâ zulmetel-kabri incelet

Hayatımda da, ölümümden sonra kabrin karanlığına vardığımda da bana merhametli ol; o karanlığı nura çevir.

وَفِى الْحَشْرِ بَيِّضْ يَٓا إِلٰهِى صَحِيفَتِى
وَثَقِّلْ مَوَازِينِي بِلُطْفِكَ اِنْ خَفَّتْ

83. Ve fîl haşri beyyid yâ ilâhî sahîfetî / Ve theqqil mevâzînî bi lutfike in haffet

Yâ İlâhî! Mahşerde amel defterimi lütfunla ak eyle; eğer hafif gelirse terazimi ağırlaştır.

وَجَوِّزْنِي حَدَّ الصِّرَاطِ مُهَرْوِلاً
وَاحْمِنِي مِنْ حَرِّ نَارٍ وَمَا حَوَتْ

84. Ve cevviznî hadda’s-sırâti muharvilen / Ve ihmînî min harrî nârin ve mâ havet

Beni sırat köprüsünden süratle geçir; cehennem ateşinden ve içindekilerden muhafaza eyle.

وَسَامِحْنِي مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ جَنَيْتُهُ
وَاغْفِرْ خَطِيئَاتِى الْعِظَامَ وَاِنْ عَلَتْ

85. Ve sâmihnî min kulli zenbin ceneytuhu / Vaghfir hatîâtîl-‘ızâme ve in ‘alet

İşlediğim bütün günahlarımı affet; çok da olsa büyük hatalarımı bağışla.

فَيَا حَامِلَ اْلاِسْمِ الَّذِى جَلَّ قَدْرُهُ
تَوَقّٰى بِهِ كُلَّ اْلاُمُورِ تَسَلَّمَتْ

86. Fe yâ hâmilel-ismillezî celle kadruhu / Teveqqâ bihî kullel-umûri tesellemet

Ey kadri yüce ismi taşıyan! O isimle her işte korunur ve selâmete erersin.

فَقَاتِلْ وَلَا تَخْشَ وَحَارِبْ وَلَا تَخَفْ
وَدُسْ كُلَّ اَرْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْ

87. Fe qâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf / Ve dus kulle erdin bil-vuhûşi te‘ammeret

Mücadele et, korkma; savaş, çekinme; vahşilerle dolu yerlere dahi gir.

وَاَقْبِلْ وَلَا تَهْرَبْ وَخَاصِمْ مَنْ تَشَٓاءُ
وَلَا تَخْشَ بَاْسًا لِلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْ

88. Ve eqbil ve lâ tehrub ve hâsim men teşâ’ / Ve lâ tahşe be’sen lil-mulûki velev havet

Yüz çevirme, kaçma; dilediğinle mücadele et; etrafını sarsa bile hiçbir melikin gücünden korkma.

فَلَا حَيَّةٌ تَخْشٰى وَلَا عَقْرَبٌ تَرٰى
وَلَا اَسَدٌ يَأْتِى اِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْ

89. Fe lâ hayyetun tahşâ ve lâ ‘aqrabun terâ / Ve lâ esedun ye’tî ileyke bi hemhemet

Artık ne yılandan korkarsın ne akrepten; ne de aslan kükreyerek sana yaklaşır.

وَلَا تَخْشَ مِنْ سَيْفٍ وَلَا طَعْنِ خَنْجَرٍ
وَلَا تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلَا شَرٍّ أَسْهَمَتْ

90. Ve lâ tahşe min seyfin ve lâ ta‘ni hançerin / Ve lâ tahşe min rumhin ve lâ şerrin eshemet

Ne kılıçtan, ne hançer darbesinden, ne mızraktan ne de yayılmış bir şerden korkarsın.

جَزَا مَنْ قَرَا هٰذَا شَفَاعَةُ اَحْمَدَا
وَيُحْشَرُ فِى الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ صُفِّفَتْ

91. Cezâ men qara hâzâ şefâ‘atu Ahmedâ / Ve yuhşeru fîl-cennâti me‘a hûrin suffifet

Bunu okuyan kimsenin mükâfatı Ahmed’in şefaatidir; saf saf hurilerle cennete toplanır.

وَاعْلَمْ بِاَنَّ الْمُصْطَفٰى خَيْرُ مُرْسَلٍ
وَاَفْضَلُ خَلْقِ اللّٰهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْ

92. Ve‘lem bi enne’l-Mustafâ hayru murselin / Ve efdalu halkillâhi men qad teferraqat

Bil ki Mustafa, gönderilmişlerin en hayırlısıdır; Allah’ın kulları arasında en faziletli olandır.

وَصَدِّرْ بِهِ مِنْ جَاهِهِ كُلَّ حَاجَةٍ
وَسَلْهُ لِكَىْ تَنْجُوَ مِنَ الْجَوْرِ وَالطَّغَتْ

93. Ve saddir bihî min câhihî kulle hâcetin / Ve selhu likey tencû minel-cevri vet-tağat

Yüce şanı hürmetine her ihtiyacının başında onu an; zulüm ve azgınlıktan kurtulmak için onu vesile kıl.

وَصَلِّ اِلٰهِى كُلَّ يَوْمٍ وَسَاعَةٍ
عَلَى الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ

94. Ve salli ilâhî kulle yevmin ve sâ‘atin / ‘Ale’l-Mustafâ’l-muhtâri mâ nesmetun semet

Yâ İlâhî! Her gün ve her an, bir nefes alınıp verildikçe seçilmiş Mustafa’ya salât eyle.

وَصَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَاْلاٰلِ كُلِّهِمْ
كَعَدِّ نَبَاتِ الْاَرْضِ وَالرِّيحِ مَا سَرَتْ

95. Ve salli ‘ale’l-muhtâri vel âli kullihim / Ke ‘addi nebâti’l-ardi ver-rîhi mâ seret

O seçilmişe ve bütün âline, yeryüzündeki bitkiler ve esen rüzgârlar adedince salât eyle.

وَصَلِّ صَلَاةً تَمْلَأُ الْاَرْضَ وَالسَّمَٓاءَ
كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعَ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ

96. Ve salli salâten temleu’l-arda ves-semâ’ / Kevebli gamâmin me‘a ru‘ûdin tecelcelet

Yeri ve göğü dolduracak; gök gürültüleriyle birlikte yağmur gibi inen bir salâtla salât eyle.

فَيَكْفِيكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ
وَاَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَسَلَّمَتْ

97. Fe yekfîke enne’llâhe sallâ bi-nefsihî / Ve emlâkehu sallat ‘aleyhi ve sellemet

Allah’ın bizzat kendisinin ve meleklerinin ona salât ve selâm etmesi sana yeter.

وَسَلِّمْ عَلَيْهِ دَٓائِمًا مُتَوَسِّلاً
مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ مَا شَمْسٌ أَشْرَقَتْ

98. Ve sellim ‘aleyhi dâimen mutevessilen / Medâ’d-dehri vel-eyyâmi mâ şemsun eşraqat

Güneş doğup ışık saçtıkça, zamanlar ve günler sürdükçe ona sürekli selâm eyle.

وَسَلِّمْ عَلَى الْاَطْهَارِ مِنْ اٰلِ هَاشِمٍ
عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَسَلَّمَتْ

99. Ve sellim ‘ale’l-athâri min âli Hâşim / ‘Adede mâ haccel-hacîcu ve sellemet

Âl-i Hâşim’den olan o tertemizlere, hacıların Kâbe’yi ziyaret edip selâmladıkları sayısınca selâm eyle.

وَارْضَ يَٓا اِلٰهِى عَنْ اَبِى بَكْرٍ مَعَ عُمَرَ
وَارْضَ عَلٰى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْ

100. Verdâ yâ ilâhî ‘an Ebî Bekrin me‘a ‘Umera / Verdâ ‘alâ ‘Uthmâne me‘a Haydari’s-sebet

Yâ İlâhî! Ebû Bekir ve Ömer’den; Osman ve Haydar’dan da razı ol.

كَذَا اْلاٰلُ وَالْاَصْحَابُ جَمْعًا جَمِيعُهُمْ
مَعَ الْاَوْلِيَٓاءِ وَالصَّالِحِينَ وَمَا حَوَتْ

101. Kezâl-âlu vel-ashâbu cem‘an cemî‘uhum / Me‘al-evliyâi ves-sâlihîne ve mâ havet

Aynı şekilde bütün âl ve ashabtan; evliyâdan, sâlihlerden ve onlara tâbi olanlardan razı ol.

مَقَالُ عَلِىٍّ وَابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ
وَسِرُّ عُلُومٍ لِلْخَلَٓائِقِ جُمِّعَتْ

102. Meqâlu ‘Aliyyin vebni ‘ammi Muhammedin / Ve sirru ‘ulûmin lil-halâiqi cummi‘at

Bunlar, Hz. Muhammed’in amcasının oğlu Ali’nin sözleridir; mahlûkat için ilimlerin özü ve sırrı onda toplanmıştır.

Tevhid merkezli uzun dualara ilgi duyanlar için Tevhidname Duası da anlamlı bir okumadır.